İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler

08 Oca 2026

İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler 

 
İngilizce eş anlamlı kelimeler, dildeki zenginliği ve ifade gücünü artıran önemli dilbilgisel öğelerdir. Aynı veya benzer anlamları taşıyan bu kelimeler, dildeki çeşitliliği ve anlatımın inceliğini sağlar. Eş anlamlı kelimeleri doğru bir şekilde kullanmak, hem yazılı hem de sözlü iletişimde anlam karmaşasını önler ve ifadelerin daha etkili olmasına yardımcı olur. Bu başlık altında, İngilizce'deki eş anlamlı kelimeler üzerine bir inceleme yaparak, bu kelimeleri nasıl kullanabileceğimizi keşfedeceğiz.

 
Eş Anlamlı Kelime Nedir?

Eş anlamlı kelimeler, aynı veya benzer anlamları taşıyan, ancak farklı yazılış ve telaffuza sahip kelimelerdir. Dilde, bir kelimenin yerine kullanılabilecek başka kelimeler bulmak, anlamın kaybolmaması veya bozulmaması için önemlidir. Eş anlamlılar, yazılı ve sözlü anlatımda çeşitlilik sağlarken, aynı zamanda ifade gücünü artırır.

 
İngilizce Eş Anlamlı Ne Demek?

İngilizce "eş anlamlı kelime" terimi, "synonym" olarak adlandırılır. Bu kavram, bir dildeki kelimelerin, anlam bakımından birbirine yakın veya aynı olanlarını ifade eder. "Synonymler", dilin çeşitliliğini ve ifade gücünü artırarak, konuşma ve yazı dilinde daha etkili iletişim kurmayı sağlar. 

 

İngilizcede Eş Anlamlı Kelimeleri Öğrenmek Ne İşime Yarar?

İngilizcede eş anlamlı kelimeleri öğrenmek dil becerilerinizi geliştirmenin en etkili yollarından biridir. Bu kelimeler, iletişimde daha fazla seçenek sunarak, anlatımınızın daha zengin ve etkili olmasını sağlar. Eş anlamlıları bilmek, yazılı ve sözlü ifadelerde çeşitlilik yaratmanıza, anlamın doğru aktarılmasına ve dilin inceliklerine hâkim olmanıza yardımcı olur. Ayrıca, kelime dağarcığınızı genişleterek, dilin farklı tonlarında daha rahat ifade verebilmenizi sağlar.  

 
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeleri Bilmenin Faydaları

İngilizce eş anlamlı kelimeleri bilmek, dilin esnekliğini ve gücünü tam anlamıyla kullanmanızı sağlar. Bu kelimeler, aynı anlamı taşıyan farklı seçenekler sunarak, anlatımlarınızda tekrarı önler ve metinlerinizi daha zengin kılar. Eş anlamlılar, dildeki ince farkları fark etmenize ve doğru tonu yakalamanıza yardımcı olur. Özellikle yazılı ve sözlü iletişimde etkili olmak isteyenler için bu kelimeler, anlamı daha net ve güçlü bir şekilde iletmek için büyük bir avantajdır.  

 
En Çok Kullanılan İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler

En çok kullanılan İngilizce eş anlamlı kelimeler, dildeki ifade gücünü ve çeşitliliği artıran önemli araçlardır. Bu kelimeler, günlük konuşmalarda, yazılı metinlerde ve akademik çalışmalarda sıkça karşımıza çıkar. Aşağıdaki tabloda, İngilizce eş anlamlı kelimeleri Türkçe karşılıklarıyla birlikte bulabilirsiniz.  

English Türkçe Synonym (Eş Anlamlısı) 
Happy Mutlu Joyful 
Sad Üzgün Unhappy 
Good İyi Nice 
Bad Kötü Awful 
Big Büyük Large 
Small Küçük Tiny 
Fast Hızlı Quick 
Slow Yavaş Sluggish 
Beautiful Güzel Pretty 
Ugly Çirkin Unattractive 
Smart Akıllı Intelligent 
Dumb Aptal Stupid 
Rich Zengin Wealthy 
Poor Fakir Needy 
Strong Güçlü Powerful 
Weak Zayıf Fragile 
Brave Cesur Courageous 
Cowardly Korkak Fearful 
Easy Kolay Simple 
Difficult Zor Hard 
Sweet Tatlı Sugary 

 
 
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler için Örnekler

 
Aşağıda, önceki listede yer alan kelimelerle yazdığımız örnek cümleleri bulabilirsiniz. Her cümlede, kullanılan eş anlamlı kelimenin anlamını pekiştirmek amacıyla Türkçe çevirisi de verilmiştir. 

  • She was so happy when she received the gift. 
    (Hediye aldığında çok mutlu oldu.
     
  • He looked sad after hearing the news. 
    (Haberi duyduktan sonra üzgün görünüyordu.
     
  • This is a good example of effective communication. 
    (Bu, etkili iletişimin iyi bir örneğidir.
     
  • His actions were bad and unexpected. 
    (Onun hareketleri kötü ve beklenmedikti.
     
  • The elephant is big and strong. 
    (Fil büyük ve güçlüdür.
     
  • The mouse is small but very fast. 
    (Fare küçük ama çok hızlıdır.
     
  • The car moved fast down the road. 
    (Araba yolda hızlı bir şekilde hareket etti.
     
  • The snail is very slow compared to the rabbit. 
    (Salyangoz tavşana kıyasla çok yavaştır.
     
  • The view from the mountain is beautiful. 
    (Dağdan manzara çok güzeldir.
     
  • The ugly duckling turned into a beautiful swan. 
    (Çirkin ördek yavrusu güzel bir kuğuya dönüştü.
     
  • He is a smart student who always excels. 
    (O, her zaman başarı gösteren akıllı bir öğrencidir.
     
  • Don't be dumb about making decisions. 
    (Karar verirken aptalca davranma.
     
  • She is very rich after her successful business venture. 
    (Başarılı iş girişimi sonrası o çok zengindir.
     
  • The poor man lost his job. 
    (Fakir adam işini kaybetti.
     
  • The boxer was very strong in the ring. 
    (Boksör ringde çok güçlüydü.
     
  • The weak bridge couldn't support the weight of the truck. 
    (Zayıf köprü, kamyonun ağırlığını taşıyamadı.
     
  • The brave soldier fought in the front lines. 
    (Cesur asker cephe hattında savaştı.
     
  • He was too cowardly to speak up. 
    (O, konuşmak için çok korkaktı.
     
  • This math problem is easy to solve. 
    (Bu matematik problemi çözülmesi kolaydır.
     
  • Climbing the mountain was a difficult task. 
    (Dağa tırmanmak zor bir görevdi.
     
  • She gave me a friendly smile. 
    (Bana dostça bir gülümseme verdi.
     
  • The unfriendly neighbor always complains. 
    (Düşmanca komşu her zaman şikayet eder.
     
  • The house is clean and tidy. 
    (Ev temiz ve düzenlidir.
     
  • The dirty dog ran through the mud. 
    (Kirli köpek çamurdan geçti.
     
  • The loud music made it hard to focus. 
    (Yüksek müzik, odaklanmayı zorlaştırdı.
     
  • The quiet library was a perfect place to study. 
    (Sessiz kütüphane, ders çalışmak için mükemmel bir yerdir.
     
  • It’s too hot to go outside today. 
    (Bugün dışarı çıkmak için çok sıcaktır.
     
  • He felt cold when he stepped outside. 
    (Dışarı adım attığında soğuk hissetti.
     
  • She bought a new phone. 
    (Yeni bir telefon aldı.
     
  • The old house is full of memories. 
    (Eski ev, anılarla doludur.
     
  • Eating vegetables is healthy. 
    (Sebze yemek sağlıklıdır.
     
  • He felt sick after the ride. 
    (Yoldan sonra hasta hissetti.
     
  • The strong wind blew all night. 
    (Güçlü rüzgar tüm gece esti.
     
  • The fragile vase broke easily. 
    (Kırılgan vazo kolayca kırıldı.
     
  • She made a generous donation to charity. 
    (Hayır kurumuna cömert bir bağış yaptı.
     
  • His greedy attitude affected his relationships. 
    (Onun açgözlü tavrı ilişkilerini etkiledi.
     
  • He is an honest person, always telling the truth. 
    (O, her zaman doğruyu söyleyen dürüst bir insandır.
     
  • The dishonest man was caught cheating. 
    (Dürüst olmayan adam hile yaparken yakalandı.
     
  • The comfortable chair helped him relax. 
    (Konforlu sandalye, rahatlamasına yardımcı oldu.
     
  • The uncomfortable chair made it hard to sit. 
    (Rahat olmayan sandalye oturmayı zorlaştırdı.
     

Angry İngilizce Eş Anlamlısı 

"Angry" kelimesi, duygusal bir tepkiyi veya hoşnutsuzluğu ifade etmek için kullanılır. Bu kelimenin birçok eş anlamlısı vardır ve her biri farklı derecelerde öfke veya kızgınlık ifade edebilir. "Angry" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan cümleleri aşağıda bulabilirsiniz. 

  • Furious 
    She was furious when she found out the truth. 
    (Gerçeği öğrendiğinde öfkeliydi.
     
  • Irritated 
    He was irritated by the constant noise in the office. 
    (Ofisteki sürekli gürültü onu sinirlendirdi.
     
  • Enraged 
    The unfair treatment of his friend enraged him. 
    (Arkadaşına yapılan haksız muamele onu öfkelendirdi.
     
  • Mad 
    She got mad when her favorite show was canceled. 
    (En sevdiği dizi iptal olduğunda kızdı.
     
  • Annoyed 
    I was annoyed by the delay in the meeting. 
    (Toplantıdaki gecikme beni sinirlendirdi.
     
  • Exasperated 
    He felt exasperated after trying to fix the problem for hours. 
    (Saatlerce problemi çözmeye çalıştıktan sonra bıkkın hissediyordu.
     
  • Cross 
    She looked cross when she realized she had missed the bus. 
    (Otobüsü kaçırdığını fark ettiğinde sinirli görünüyordu.
     
  • Livid 
    He was livid after his teammate made a mistake in the game. 
    (Takım arkadaşı oyunda hata yaptığında çok kızdı.
     
     

Bad İngilizce Eş Anlamlısı 

"Bad" kelimesi, olumsuz bir durumu, kötü bir durumu ya da hoşnutsuzluğu ifade etmek için kullanılmaktadır. Aşağıda, "bad" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan örnek cümleleri bulabilirsiniz. 

  • Terrible 
    The weather was terrible, with heavy rain and strong winds. 
    (Hava çok kötüydü, şiddetli yağmur ve güçlü rüzgar vardı.
     
  • Awful 
    The food at the restaurant was awful and cold. 
    (Restorandaki yemek korkunçtu ve soğuktu.
     
  • Horrible 
    The movie we watched last night was horrible. 
    (Dün gece izlediğimiz film berbattı.
     
  • Dreadful 
    She had a dreadful experience at the hotel. 
    (Otelde korkunç bir deneyim yaşadı.
     
  • Atrocious 
    The service at the cafe was atrocious. 
    (Kafedeki hizmet korkunçtu.
     
  • Lousy 
    I had a lousy day at work today. 
    (Bugün işte berbat bir gün geçirdim.
     
  • Abysmal 
    The performance of the team was abysmal in the final game. 
    (Takımın performansı final oyununda çok kötüydü.
     
  • Appalling 
    The conditions in the prison were appalling. 
    (Hapishanedeki koşullar korkunçtu.
     
  • Poor 
    The quality of the report was poor, and it needed revisions. 
    (Raporun kalitesi düşüktü ve düzenlemeler gerekiyordu.
     
  • Substandard 
    The product was of substandard quality and broke easily. 
    (Ürün, düşük kaliteli olup kolayca kırıldı.
     
  • Unpleasant 
    The smell in the room was unpleasant. 
    (Odadaki koku hoş değildi.
     

Sad İngilizce Eş Anlamlısı 

"Sad" kelimesi, genellikle üzüntü, hüzün ya da mutsuzluk ifade etmek için tercih edilir. Ancak "sad" kelimesinin birden fazla eş anlamlısı vardır ve her biri farklı duygusal durumları veya ruh halini anlatabilir. Aşağıda, "sad" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan cümleleri sıraladık. 

  • Unhappy 
    She felt unhappy after hearing the disappointing news. 
    (Hayal kırıklığına uğratan haberi duyduktan sonra mutsuz hissetti.
     
  • Sorrowful 
    He was sorrowful about the loss of his childhood friend. 
    (Çocukluk arkadaşı kaybı yüzünden hüzünlendi.
     
  • Mournful 
    The mournful music echoed through the empty room. 
    (Hüzünlü müzik boş odada yankılandı.
     
  • Dejected 
    After failing the exam, he felt completely dejected. 
    (Sınavı geçemediği için tamamen düş kırıklığına uğramıştı.
     
  • Downcast 
    She walked away with a downcast expression after the argument. 
    (Tartışmanın ardından başı öne eğik şekilde uzaklaştı.
     
  • Melancholy 
    There was a sense of melancholy in the air at the old house. 
    (Eski evde bir hüzün duygusu vardı.
     
  • Despondent 
    He felt despondent after losing his job. 
    (İşini kaybettikten sonra umutsuz hissetti.
     
  • Disheartened 
    She was disheartened by the rejection of her proposal. 
    (Teklifinin reddedilmesi onu cesaret kırıcı bir şekilde etkiledi.
     
  • Gloomy 
    The weather was gloomy, matching her somber mood. 
    (Hava kasvetliydi, bu da onun karamsar ruh haliyle örtüşüyordu.
     
  • Blue 
    He felt blue after his friends moved to another city. 
    (Arkadaşları başka bir şehre taşındıktan sonra morali bozuldu.
     
  • Grief-stricken 
    She was grief-stricken when she heard about her grandmother’s passing. 
    (Büyükannesinin vefatını duyduğunda derin bir üzüntü yaşadı.
     
  • Heartbroken 
    He was heartbroken after the end of his long-term relationship. 
    (Uzun süreli ilişkisi sona erdiğinde kalbi kırılmıştı.
     
  • Dispirited 
    After the difficult week, she felt dispirited and drained. 
    (Zor bir haftanın ardından moralsiz ve tükenmiş hissediyordu.
     

Happy İngilizce Eş Anlamlısı 

"Happy" kelimesi, sevinç, memnuniyet ve olumlu bir ruh hali ifade etmek için kullanılır. Aşağıda, "happy" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan örnek cümleleri bulabilirsiniz. 

  • Joyful 
    She felt joyful when she received the good news. 
    (İyi haberi aldığında neşeliydi.
     
  • Content 
    He was content with his new job and the opportunities it provided. 
    (Yeni işinden ve sağladığı fırsatlardan memnundu.
     
  • Cheerful 
    Her cheerful attitude brightened up everyone's day. 
    (Onun neşeli tutumu, herkesin gününü aydınlattı.
     
  • Elated 
    They were elated after winning the championship. 
    (Şampiyonayı kazandıktan sonra çok mutlulardı.
     
  • Pleased 
    I was pleased with the results of the meeting. 
    (Toplantının sonuçlarından memnundum.
     
  • Delighted 
    She was delighted with her birthday present. 
    (Doğum günü hediyesinden çok mutlu oldu.
     
  • Ecstatic 
    He was ecstatic when he heard he had been accepted into his dream school. 
    (Hayalindeki okula kabul edildiğini duyduğunda çok mutlu oldu.

 

Good İngilizce Eş Anlamlısı 

 
"Good" kelimesi, genellikle olumlu, kaliteli veya yeterli bir durumu ifade etmek için tercih edilir. “Good" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılmış örnek cümleleri aşağıdaki gibidir. 

  • Great 
    The concert last night was great, and everyone enjoyed it. 
    (Dün geceki konser harikaydı ve herkes çok keyif aldı.
     
  • Excellent 
    She did an excellent job on her presentation. 
    (Sunumunda mükemmel bir iş çıkardı.
     
  • Wonderful 
    We had a wonderful time at the beach last weekend. 
    (Geçen hafta sonu plajda harika bir zaman geçirdik.
     
  • Fantastic 
    The food at the new restaurant was fantastic. 
    (Yeni restorandaki yemekler harikaydı.
     
  • Marvelous 
    The view from the top of the mountain was marvelous. 
    (Dağın zirvesinden manzara muazzamdı.
     
  • Superb 
    The chef prepared a superb meal for the guests. 
    (Şef, misafirler için mükemmel bir yemek hazırladı.
     
  • Exceptional 
    She is an exceptional student who always excels in her studies. 
    (O, her zaman derslerinde başarılı olan olağanüstü bir öğrencidir.
     
  • Terrific 
    The movie was terrific; it kept us on the edge of our seats. 
    (Film harikaydı; bizi heyecan içinde tuttu.
     
  • Impressive 
    His performance was impressive, and he received a standing ovation. 
    (Onun performansı etkileyiciydi ve ayakta alkış aldı.
     
  • Outstanding 
    The team gave an outstanding effort during the competition. 
    (Takım, yarışma sırasında olağanüstü bir çaba gösterdi.
     

Fast İngilizce Eş Anlamlısı 

"Fast" kelimesi, hızla gerçekleşen bir eylemi veya yüksek hızda hareket eden bir durumu ifade etmek için tercih edilir. Aşağıdaki eş anlamlı kelimeler, "fast" kelimesinin farklı bağlamlarda nasıl kullanılabileceğini gösterir. 

  • Quick 
    He gave a quick response to the email. 
    (E-postaya hızlı bir yanıt verdi.
     
  • Rapid 
    The rapid growth of the company surprised everyone. 
    (Şirketin hızlı büyümesi herkesi şaşırttı.
     
  • Swift 
    The swift movements of the dancer captivated the audience. 
    (Dansçının hızlı hareketleri izleyiciyi büyüledi.
     
  • Speedy 
    She took a speedy route to avoid the traffic. 
    (Trafikten kaçınmak için hızlı bir güzergah aldı.
     
  • Brisk 
    He took a brisk walk to clear his mind. 
    (Zihnini boşaltmak için hızlı bir yürüyüş yaptı.
     
  • Hasty 
    She made a hasty decision without thinking about the consequences. 
    (Sonuçları düşünmeden acele bir karar verdi.
     
  • Immediate 
    The immediate response from the team was crucial to the success of the project. 
    (Takımın anında yanıtı, projenin başarısı için çok önemliydi.
     
  • Fleet 
    The fleet cars delivered the packages across the city in no time. 
    (Hızlı araçlar, paketleri kısa sürede şehri dolaşarak teslim etti.
     
  • Accelerated 
    The process was accelerated to meet the deadline. 
    (Süreyi karşılamak için süreç hızlandırıldı.
     

Beautiful İngilizce Eş Anlamlısı 

"Beautiful" kelimesinin birçok eş anlamlısı, farklı bağlamlarda ve duygusal tonlarda güzellik ifade etmek için kullanılabilir. Kelimenin eş anlamlılarıyla yazdığımız örnek cümleleri aşağıda bulabilirsiniz. 

  • Attractive 
    She looked particularly attractive in her new dress. 
    (Yeni elbiseyle özellikle çekici görünüyordu.
     
  • Stunning 
    The view from the mountaintop was absolutely stunning. 
    (Dağın zirvesinden manzara gerçekten büyüleyiciydi.
     
  • Gorgeous 
    The bride looked gorgeous in her wedding gown. 
    (Gelinin gelinliği içinde muazzam bir şekilde güzel görünüyordu.
     
  • Lovely 
    They spent a lovely afternoon at the park. 
    (Parkta hoş bir öğleden sonra geçirdiler.
     
  • Exquisite 
    The artist created an exquisite sculpture that amazed everyone. 
    (Sanatçı, herkesi hayran bırakan zarif bir heykel yaptı.
     
  • Radiant 
    She had a radiant smile that lit up the entire room. 
    (O, tüm odayı aydınlatan parlak bir gülümsemeye sahipti.
     
  • Enchanting 
    The garden was enchanting, with flowers in full bloom. 
    (Bahçe büyüleyiciydi, çiçekler tam olarak açmıştı.
     
  • Charming 
    His charming personality made him well-liked by everyone. 
    (Onun çekici kişiliği, herkesin onu sevmesini sağladı.
     
  • Graceful 
    The dancer moved in a graceful and elegant manner. 
    (Dansçı, zarif ve şık bir şekilde hareket etti.
     
  • Elegant 
    The elegant design of the room impressed the guests. 
    (Odada zarif bir tasarım vardı, bu da misafirleri etkiledi.
     
  • Alluring 
    The perfume had an alluring scent that captivated everyone around her. 
    (Parfüm, etrafındaki herkesi büyüleyen çekici bir kokuya sahipti.
     

Ugly İngilizce Eş Anlamlısı 

"Ugly" kelimesi, genellikle hoş olmayan, çirkin veya estetik açıdan olumsuz bir durumu tanımlamak için kullanılır. Aşağıdaki eş anlamlı kelimeler, "ugly" kelimesinin farklı bağlamlarda ve tonlarda nasıl kullanılabileceğini gösterir. 

  • Unattractive 
    The house was in poor condition and looked unattractive from the outside. 
    (Ev kötü bir durumda olup dışarıdan cazip görünmüyordu.
     
  • Unpleasant 
    His unpleasant behavior made everyone around him uncomfortable. 
    (Onun hoş olmayan davranışları etrafındaki herkesi rahatsız etti.
     
  • Repulsive 
    The smell from the garbage was repulsive, and no one could stand it. 
    (Çöpten gelen koku iticiydi ve kimse buna dayanamadı.
     
  • Horrible 
    The movie was horrible; it was hard to watch until the end. 
    (Film korkunçtu; sonuna kadar izlemek zordu.
     
  • Disagreeable 
    Her disagreeable attitude made it difficult to work with her. 
    (Onun hoş olmayan tutumu, onunla çalışmayı zorlaştırıyordu.
     
  • Hideous 
    The hideous monster scared all the children in the story. 
    (Çirkin canavar, hikayedeki tüm çocukları korkuttu.
     
  • Grotesque 
    The sculpture was so grotesque that many people found it disturbing. 
    (Heykel o kadar groteskti ki, birçok insan rahatsız edici buldu.)
  •  

Big İngilizce Eş Anlamlısı 

“Big” kelimesinin eş anlamlıları, fiziksel büyüklükten, önemli olma ya da büyük ölçekteki olaylara kadar pek çok durumu ifade etmek için kullanılabilir. Bu kelimenin eş anlamlılarıyla oluşturduğumuz örnekleri inceleyebilirsiniz. 

  • Large 
    The house has a large backyard where we can have parties. 
    (Evde, partiler yapabileceğimiz büyük bir arka bahçe var.
     
  • Huge 
    They live in a huge apartment on the top floor. 
    (Üst katta, dev bir dairede yaşıyorlar.
     
  • Gigantic 
    The gigantic statue in the park attracts tourists from all over the world. 
    (Parkta bulunan devasa heykel, tüm dünyadan turistleri cezbediyor.
     
  • Enormous 
    The stadium can hold an enormous crowd during concerts. 
    (Stadyum, konserlerde dev bir kalabalığı alabilir.
     
  • Massive 
    The massive building was completed in just two years. 
    (Dev bina sadece iki yılda tamamlandı.
     
  • Colossal 
    The colossal mountain range stretches for miles. 
    (Devasa dağ sırası kilometrelerce uzanıyor.
     
  • Tremendous 
    They made a tremendous effort to finish the project on time. 
    (Projeyi zamanında bitirebilmek için büyük bir çaba sarf ettiler.
     
  • Immense 
    The immense forest covers thousands of acres. 
    (Dev orman binlerce dönüm alanı kaplıyor.
     
  • Vast 
    The vast desert seemed to go on forever. 
    (Dev çöl sonsuza kadar uzanıyormuş gibi görünüyordu.
     
  • Substantial 
    He received a substantial amount of money as a reward for his hard work. 
    (Zorlu çalışması karşılığında önemli bir miktar para ödül olarak aldı.
     
  • Great 
    They made a great discovery while exploring the ancient ruins. 
    (Antik kalıntıları keşfederken büyük bir keşif yaptılar.

 

Small İngilizce Eş Anlamlısı 

“Small” kelimesinin eş anlamlıları, fiziksel boyuttan soyut kavramlara kadar pek çok durumu ifade eder. Örnek cümleler aşağıdaki gibidir. 

  • Tiny 
    The tiny kitten fit comfortably in the palm of my hand. 
    (O küçük yavru kedi, elimin avuç kısmına rahatça sığdı.
     
  • Minuscule 
    There was a minuscule crack in the wall that was almost impossible to notice. 
    (Duvarın içinde neredeyse fark edilemeyecek kadar küçük bir çatlak vardı.
     
  • Petite 
    She wore a beautiful petite dress that accentuated her figure. 
    (Güzel bir mini elbise giydi, bu da figürünü vurguladı.
     
  • Compact 
    He bought a compact camera for easy travel. 
    (Kolay seyahat edebilmek için küçük bir kamera aldı.
     
  • Diminutive 
    The diminutive house looked out of place in the large neighborhood. 
    (Küçük ev, büyük mahallede garip bir şekilde duruyordu.
     
  • Little 
    The little dog was very playful and full of energy. 
    (Küçük köpek çok enerjik ve oyun severdi.
     
  • Modest 
    They lived in a modest apartment with just the essentials. 
    (Sadece gerekli şeylerle döşenmiş, sade bir dairede yaşıyorlardı.
     
  • Insignificant 
    The insignificant details of the report were not worth discussing. 
    (Raporun önemsiz detayları tartışmaya değmezdi.
     
  • Minor 
    There was a minor delay in the flight due to weather conditions. 
    (Hava koşulları nedeniyle uçuşta küçük bir gecikme oldu.

 
Smart İngilizce Eş Anlamlısı 

"Smart" kelimesinin eş anlamlıları, hem entelektüel hem de görsel zekayı tanımlamak için kullanılabilir. İşte "smart" kelimesinin eş anlamlılarıyla oluşturduğum örnek cümleler sizleri bekliyor. 

  • Intelligent 
    The intelligent student always came up with creative solutions to problems. 
    (Zeki öğrenci, her zaman problemlere yaratıcı çözümler buluyordu.
     
  • Clever 
    He used a clever trick to get out of trouble. 
    (Zor durumdan kurtulmak için akıllıca bir hile kullandı.
     
  • Bright 
    She is a bright young woman with a promising future. 
    (O, parlak bir geleceği olan genç bir kadındır.
     
  • Sharp 
    His sharp mind made him a great strategist. 
    (Onun keskin zekası, onu harika bir stratejist yaptı.
     
  • Witty 
    The witty comedian had the audience laughing nonstop. 
    (Zeki komedyen, seyircileri durmaksızın güldürüyordu.
     
  • Astute 
    The astute businessman quickly saw opportunities others missed. 
    (Zeki işadamı, başkalarının kaçırdığı fırsatları hızla fark etti.
     
  • Sensible 
    She made a sensible decision to invest in the stock market. 
    (Borsada yatırım yapmaya yönelik mantıklı bir karar aldı.
     
  • Shrewd 
    The shrewd negotiator got the best deal for the company. 
    (Zeki müzakereci, şirket için en iyi anlaşmayı sağladı.
     
  • Resourceful 
    The resourceful engineer solved the problem with limited tools. 
    (Kaynakları sınırlı olan mühendis, sorunu çözdü.
     
  • Quick-witted 
    He was quick-witted and always had a clever comeback. 
    (O, çabuk zekalıydı ve her zaman akıllıca bir cevap verirdi.
     

Quiet İngilizce Eş Anlamlısı 

"Quiet" kelimesi, sessizlik, huzur ve sakinliği ifade etmek için kullanılır. "Quiet" kelimesinin eş anlamlıları, her zaman sesle değil, davranışlarla da ilişkilidir. Örnekleri aşağıdan inceleyebilirsiniz. 

  • Silent 
    The room was silent, with only the sound of the wind outside. 
    (Oda sessizdi, dışarıda sadece rüzgarın sesi vardı.
     
  • Mute 
    The mute button on the TV remote allowed me to watch in peace. 
    (Televizyon kumandasındaki sessiz tuşu, huzur içinde izlememi sağladı.
     
  • Hushed 
    The librarian gave us a hushed warning to be quieter. 
    (Kütüphaneci, daha sessiz olmamız için fısıldayarak uyarı yaptı.
     
  • Tranquil 
    The tranquil lake reflected the beauty of the mountains. 
    (Sakin gölet, dağların güzelliğini yansıttı.
     
  • Calm 
    The calm waters of the beach made it a perfect place to relax. 
    (Plajın sakin suları, dinlenmek için mükemmel bir yer yaptı.
     
  • Soft-spoken 
    She was a soft-spoken woman who rarely raised her voice. 
    (O, nadiren sesini yükselten sakin konuşan bir kadındı.
     
  • Subdued 
    The colors in the painting were subdued, creating a peaceful atmosphere. 
    (Tablodaki renkler solgundu, bu da huzurlu bir atmosfer yaratıyordu.
     
  • Muffled 
    The sound of the rain was muffled by the thick curtains. 
    (Yağmurun sesi, kalın perdeler tarafından boğulmuştu.
     
  • Inaudible 
    Her voice was so soft that it became inaudible in the crowded room. 
    (Onun sesi o kadar yumuşaktı ki, kalabalık odada duyulmaz hale geldi.
     

Cold İngilizce Eş Anlamlısı 

"Cold" kelimesi, genellikle düşük sıcaklık, soğuk hava veya duygu durumlarını ifade etmek için tercih edilir.  Sizler için "cold" kelimesinin eş anlamlılarıyla oluşturduğumuz örnek cümleler aşağıda. 

  • Chilly 
    The chilly wind made it difficult to enjoy the afternoon walk. 
    (Soğuk rüzgar, öğleden sonra yürüyüşünü keyifli hale getirmeyi zorlaştırdı.
     
  • Frigid 
    The frigid temperatures outside caused the water in the pipes to freeze. 
    (Dışarıdaki donmuş sıcaklıklar, borulardaki suyun donmasına neden oldu.
     
  • Icy 
    The icy road was slippery, making it dangerous to drive. 
    (Buzlu yol kaygandı, bu da araç kullanmayı tehlikeli hale getiriyordu.
     
  • Cool 
    The cool breeze from the ocean was refreshing on a hot day. 
    (Okyanustan gelen serin esinti, sıcak bir günde ferahlatıcıydı.
     
  • Freezing 
    The freezing temperatures at night made it hard to sleep outside. 
    (Geceleyin dondurucu sıcaklıklar, dışarıda uyumayı zorlaştırdı.
     
  • Nippy 
    It was a nippy morning, so I decided to wear my warm jacket. 
    (Havanın soğuk olduğu bir sabah, sıcak ceketimi giymeye karar verdim.
     
  • Glacial 
    The glacial pace of the meeting made it feel like it would never end. 
    (Toplantının buz gibi temposu, hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirdi.
     
  • Wintry 
    The wintry landscape was covered with a thick blanket of snow. 
    (Kış manzarası, kalın bir kar örtüsüyle kaplanmıştı.
     
  • Polar 
    The polar vortex brought extreme cold to the region. 
    (Kutup fırtınası, bölgeye aşırı soğuk getirdi.
     
  • Bitter 
    The bitter cold in the mountains made hiking difficult. 
    (Dağlardaki acı soğuk, yürüyüş yapmayı zorlaştırdı.

 
10 İngilizce Eş Anlamlı İsim (Noun) 

İsimler, bir kişiyi, yeri, nesneyi, durumu veya kavramı tanımlayan kelimelerdir. İngilizcede, aynı anlamı taşıyan birden fazla isim bulunabilir. Bu eş anlamlı isimler, dilde çeşitlilik sağlamak ve anlamı vurgulamak için kullanılır. 
 

English Türkçe Synonym 
(Eş Anlamlısı) 
Start Başlangıç Beginning 
End Son Finish 
Idea Fikir Thought 
Place Yer Location 
Choice Seçim Option 
Job İş Occupation 
Task Görev Duty 
Story Hikaye Tale 
Help Yardım Assistance 

 

 
10 İngilizce Eş Anlamlı Sıfat (Adjective) 

Sıfatlar, isimleri tanımlayan ve onları nitelendiren kelimelerdir. İngilizcede aynı anlamı taşıyan birden fazla sıfat bulunabilir. Eş anlamlı sıfatlar, anlamı vurgulamak veya ifadeyi çeşitlendirmek için kullanılır. Bu sıfatlar, bir durumu, duyguyu veya özelliği farklı şekillerde ifade etmemizi sağlar. 

 

English Türkçe Synonym 
(Eş Anlamlısı) 
Happy Mutlu Cheerful 
Sad Üzgün Unhappy 
Big Büyük Large 
Small Küçük Tiny 
Fast Hızlı Quick 
Slow Yavaş Sluggish 
Strong Güçlü Powerful 
Weak Zayıf Fragile 
Beautiful Güzel Pretty 
Ugly Çirkin Unattractive 

 

10 İngilizce Eş Anlamlı Fiil (Verb) 

Eş anlamlı fiiller, bir eylemi farklı şekilde tanımlamak ve anlamı çeşitlendirmek için kullanılır. Bu fiiller, dilde zenginlik yaratır ve farklı bağlamlarda daha doğru ve etkili ifadeler kullanılmasını sağlar. İngilizce'deki bazı yaygın eş anlamlı fiiller aşağıdaki gibidir. 

English Türkçe Synonym 
(Eş Anlamlısı) 
Start Başlamak Commence 
Begin Başlamak Initiate 
Finish Bitirmek Complete 
End Sonlandırmak Conclude 
Help Yardım etmek Aid 
Assist Yardım etmek Support 
Buy Satın almak Acquire 
Purchase Satın almak Obtain 
Speak Konuşmak Communicate 
Talk Konuşmak Chat 

 

İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler Hakkında Sık Sorulan Sorular

Amazing yerine ne kullanılır? 
Amazing yerine, “incredible”, “fantastic”, “astonishing”, “stunning”, “remarkable” kelimelerini tercih edebilirsiniz.

Yabancı kelimesinin eş anlamlıları nelerdir?
Yabancı yerine, “foreign”, “stranger”, “outsider”, “alien” gibi kelimeler tercih edilebilir. 

Happy yerine hangi kelimeler kullanılabilir?
Happy yerine, “joyful”, “content”, “cheerful”, “delighted”, “pleased” kelimeleri kullanılabilir.

Everything yerine ne kullanılır?
Everything yerine: “all”, “everything”, “everything else”, “all things” kelimeleri kullanabilirsiniz.