İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler
08 Oca 2026
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler
İngilizce eş anlamlı kelimeler, dildeki zenginliği ve ifade gücünü artıran önemli dilbilgisel öğelerdir. Aynı veya benzer anlamları taşıyan bu kelimeler, dildeki çeşitliliği ve anlatımın inceliğini sağlar. Eş anlamlı kelimeleri doğru bir şekilde kullanmak, hem yazılı hem de sözlü iletişimde anlam karmaşasını önler ve ifadelerin daha etkili olmasına yardımcı olur. Bu başlık altında, İngilizce'deki eş anlamlı kelimeler üzerine bir inceleme yaparak, bu kelimeleri nasıl kullanabileceğimizi keşfedeceğiz.
Eş Anlamlı Kelime Nedir?
Eş anlamlı kelimeler, aynı veya benzer anlamları taşıyan, ancak farklı yazılış ve telaffuza sahip kelimelerdir. Dilde, bir kelimenin yerine kullanılabilecek başka kelimeler bulmak, anlamın kaybolmaması veya bozulmaması için önemlidir. Eş anlamlılar, yazılı ve sözlü anlatımda çeşitlilik sağlarken, aynı zamanda ifade gücünü artırır.
İngilizce Eş Anlamlı Ne Demek?
İngilizce "eş anlamlı kelime" terimi, "synonym" olarak adlandırılır. Bu kavram, bir dildeki kelimelerin, anlam bakımından birbirine yakın veya aynı olanlarını ifade eder. "Synonymler", dilin çeşitliliğini ve ifade gücünü artırarak, konuşma ve yazı dilinde daha etkili iletişim kurmayı sağlar.
İngilizcede Eş Anlamlı Kelimeleri Öğrenmek Ne İşime Yarar?
İngilizcede eş anlamlı kelimeleri öğrenmek dil becerilerinizi geliştirmenin en etkili yollarından biridir. Bu kelimeler, iletişimde daha fazla seçenek sunarak, anlatımınızın daha zengin ve etkili olmasını sağlar. Eş anlamlıları bilmek, yazılı ve sözlü ifadelerde çeşitlilik yaratmanıza, anlamın doğru aktarılmasına ve dilin inceliklerine hâkim olmanıza yardımcı olur. Ayrıca, kelime dağarcığınızı genişleterek, dilin farklı tonlarında daha rahat ifade verebilmenizi sağlar.
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeleri Bilmenin Faydaları
İngilizce eş anlamlı kelimeleri bilmek, dilin esnekliğini ve gücünü tam anlamıyla kullanmanızı sağlar. Bu kelimeler, aynı anlamı taşıyan farklı seçenekler sunarak, anlatımlarınızda tekrarı önler ve metinlerinizi daha zengin kılar. Eş anlamlılar, dildeki ince farkları fark etmenize ve doğru tonu yakalamanıza yardımcı olur. Özellikle yazılı ve sözlü iletişimde etkili olmak isteyenler için bu kelimeler, anlamı daha net ve güçlü bir şekilde iletmek için büyük bir avantajdır.
En Çok Kullanılan İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler
En çok kullanılan İngilizce eş anlamlı kelimeler, dildeki ifade gücünü ve çeşitliliği artıran önemli araçlardır. Bu kelimeler, günlük konuşmalarda, yazılı metinlerde ve akademik çalışmalarda sıkça karşımıza çıkar. Aşağıdaki tabloda, İngilizce eş anlamlı kelimeleri Türkçe karşılıklarıyla birlikte bulabilirsiniz.
| English | Türkçe | Synonym (Eş Anlamlısı) |
| Happy | Mutlu | Joyful |
| Sad | Üzgün | Unhappy |
| Good | İyi | Nice |
| Bad | Kötü | Awful |
| Big | Büyük | Large |
| Small | Küçük | Tiny |
| Fast | Hızlı | Quick |
| Slow | Yavaş | Sluggish |
| Beautiful | Güzel | Pretty |
| Ugly | Çirkin | Unattractive |
| Smart | Akıllı | Intelligent |
| Dumb | Aptal | Stupid |
| Rich | Zengin | Wealthy |
| Poor | Fakir | Needy |
| Strong | Güçlü | Powerful |
| Weak | Zayıf | Fragile |
| Brave | Cesur | Courageous |
| Cowardly | Korkak | Fearful |
| Easy | Kolay | Simple |
| Difficult | Zor | Hard |
| Sweet | Tatlı | Sugary |
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler için Örnekler
Aşağıda, önceki listede yer alan kelimelerle yazdığımız örnek cümleleri bulabilirsiniz. Her cümlede, kullanılan eş anlamlı kelimenin anlamını pekiştirmek amacıyla Türkçe çevirisi de verilmiştir.
- She was so happy when she received the gift.
(Hediye aldığında çok mutlu oldu.)
- He looked sad after hearing the news.
(Haberi duyduktan sonra üzgün görünüyordu.)
- This is a good example of effective communication.
(Bu, etkili iletişimin iyi bir örneğidir.)
- His actions were bad and unexpected.
(Onun hareketleri kötü ve beklenmedikti.)
- The elephant is big and strong.
(Fil büyük ve güçlüdür.)
- The mouse is small but very fast.
(Fare küçük ama çok hızlıdır.)
- The car moved fast down the road.
(Araba yolda hızlı bir şekilde hareket etti.)
- The snail is very slow compared to the rabbit.
(Salyangoz tavşana kıyasla çok yavaştır.)
- The view from the mountain is beautiful.
(Dağdan manzara çok güzeldir.)
- The ugly duckling turned into a beautiful swan.
(Çirkin ördek yavrusu güzel bir kuğuya dönüştü.)
- He is a smart student who always excels.
(O, her zaman başarı gösteren akıllı bir öğrencidir.)
- Don't be dumb about making decisions.
(Karar verirken aptalca davranma.)
- She is very rich after her successful business venture.
(Başarılı iş girişimi sonrası o çok zengindir.)
- The poor man lost his job.
(Fakir adam işini kaybetti.)
- The boxer was very strong in the ring.
(Boksör ringde çok güçlüydü.)
- The weak bridge couldn't support the weight of the truck.
(Zayıf köprü, kamyonun ağırlığını taşıyamadı.)
- The brave soldier fought in the front lines.
(Cesur asker cephe hattında savaştı.)
- He was too cowardly to speak up.
(O, konuşmak için çok korkaktı.)
- This math problem is easy to solve.
(Bu matematik problemi çözülmesi kolaydır.)
- Climbing the mountain was a difficult task.
(Dağa tırmanmak zor bir görevdi.)
- She gave me a friendly smile.
(Bana dostça bir gülümseme verdi.)
- The unfriendly neighbor always complains.
(Düşmanca komşu her zaman şikayet eder.)
- The house is clean and tidy.
(Ev temiz ve düzenlidir.)
- The dirty dog ran through the mud.
(Kirli köpek çamurdan geçti.)
- The loud music made it hard to focus.
(Yüksek müzik, odaklanmayı zorlaştırdı.)
- The quiet library was a perfect place to study.
(Sessiz kütüphane, ders çalışmak için mükemmel bir yerdir.)
- It’s too hot to go outside today.
(Bugün dışarı çıkmak için çok sıcaktır.)
- He felt cold when he stepped outside.
(Dışarı adım attığında soğuk hissetti.)
- She bought a new phone.
(Yeni bir telefon aldı.)
- The old house is full of memories.
(Eski ev, anılarla doludur.)
- Eating vegetables is healthy.
(Sebze yemek sağlıklıdır.)
- He felt sick after the ride.
(Yoldan sonra hasta hissetti.)
- The strong wind blew all night.
(Güçlü rüzgar tüm gece esti.)
- The fragile vase broke easily.
(Kırılgan vazo kolayca kırıldı.)
- She made a generous donation to charity.
(Hayır kurumuna cömert bir bağış yaptı.)
- His greedy attitude affected his relationships.
(Onun açgözlü tavrı ilişkilerini etkiledi.)
- He is an honest person, always telling the truth.
(O, her zaman doğruyu söyleyen dürüst bir insandır.)
- The dishonest man was caught cheating.
(Dürüst olmayan adam hile yaparken yakalandı.)
- The comfortable chair helped him relax.
(Konforlu sandalye, rahatlamasına yardımcı oldu.)
- The uncomfortable chair made it hard to sit.
(Rahat olmayan sandalye oturmayı zorlaştırdı.)
Angry İngilizce Eş Anlamlısı
"Angry" kelimesi, duygusal bir tepkiyi veya hoşnutsuzluğu ifade etmek için kullanılır. Bu kelimenin birçok eş anlamlısı vardır ve her biri farklı derecelerde öfke veya kızgınlık ifade edebilir. "Angry" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan cümleleri aşağıda bulabilirsiniz.
- Furious
She was furious when she found out the truth.
(Gerçeği öğrendiğinde öfkeliydi.)
- Irritated
He was irritated by the constant noise in the office.
(Ofisteki sürekli gürültü onu sinirlendirdi.)
- Enraged
The unfair treatment of his friend enraged him.
(Arkadaşına yapılan haksız muamele onu öfkelendirdi.)
- Mad
She got mad when her favorite show was canceled.
(En sevdiği dizi iptal olduğunda kızdı.)
- Annoyed
I was annoyed by the delay in the meeting.
(Toplantıdaki gecikme beni sinirlendirdi.)
- Exasperated
He felt exasperated after trying to fix the problem for hours.
(Saatlerce problemi çözmeye çalıştıktan sonra bıkkın hissediyordu.)
- Cross
She looked cross when she realized she had missed the bus.
(Otobüsü kaçırdığını fark ettiğinde sinirli görünüyordu.)
- Livid
He was livid after his teammate made a mistake in the game.
(Takım arkadaşı oyunda hata yaptığında çok kızdı.)
Bad İngilizce Eş Anlamlısı
"Bad" kelimesi, olumsuz bir durumu, kötü bir durumu ya da hoşnutsuzluğu ifade etmek için kullanılmaktadır. Aşağıda, "bad" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan örnek cümleleri bulabilirsiniz.
- Terrible
The weather was terrible, with heavy rain and strong winds.
(Hava çok kötüydü, şiddetli yağmur ve güçlü rüzgar vardı.)
- Awful
The food at the restaurant was awful and cold.
(Restorandaki yemek korkunçtu ve soğuktu.)
- Horrible
The movie we watched last night was horrible.
(Dün gece izlediğimiz film berbattı.)
- Dreadful
She had a dreadful experience at the hotel.
(Otelde korkunç bir deneyim yaşadı.)
- Atrocious
The service at the cafe was atrocious.
(Kafedeki hizmet korkunçtu.)
- Lousy
I had a lousy day at work today.
(Bugün işte berbat bir gün geçirdim.)
- Abysmal
The performance of the team was abysmal in the final game.
(Takımın performansı final oyununda çok kötüydü.)
- Appalling
The conditions in the prison were appalling.
(Hapishanedeki koşullar korkunçtu.)
- Poor
The quality of the report was poor, and it needed revisions.
(Raporun kalitesi düşüktü ve düzenlemeler gerekiyordu.)
- Substandard
The product was of substandard quality and broke easily.
(Ürün, düşük kaliteli olup kolayca kırıldı.)
- Unpleasant
The smell in the room was unpleasant.
(Odadaki koku hoş değildi.)
Sad İngilizce Eş Anlamlısı
"Sad" kelimesi, genellikle üzüntü, hüzün ya da mutsuzluk ifade etmek için tercih edilir. Ancak "sad" kelimesinin birden fazla eş anlamlısı vardır ve her biri farklı duygusal durumları veya ruh halini anlatabilir. Aşağıda, "sad" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan cümleleri sıraladık.
- Unhappy
She felt unhappy after hearing the disappointing news.
(Hayal kırıklığına uğratan haberi duyduktan sonra mutsuz hissetti.)
- Sorrowful
He was sorrowful about the loss of his childhood friend.
(Çocukluk arkadaşı kaybı yüzünden hüzünlendi.)
- Mournful
The mournful music echoed through the empty room.
(Hüzünlü müzik boş odada yankılandı.)
- Dejected
After failing the exam, he felt completely dejected.
(Sınavı geçemediği için tamamen düş kırıklığına uğramıştı.)
- Downcast
She walked away with a downcast expression after the argument.
(Tartışmanın ardından başı öne eğik şekilde uzaklaştı.)
- Melancholy
There was a sense of melancholy in the air at the old house.
(Eski evde bir hüzün duygusu vardı.)
- Despondent
He felt despondent after losing his job.
(İşini kaybettikten sonra umutsuz hissetti.)
- Disheartened
She was disheartened by the rejection of her proposal.
(Teklifinin reddedilmesi onu cesaret kırıcı bir şekilde etkiledi.)
- Gloomy
The weather was gloomy, matching her somber mood.
(Hava kasvetliydi, bu da onun karamsar ruh haliyle örtüşüyordu.)
- Blue
He felt blue after his friends moved to another city.
(Arkadaşları başka bir şehre taşındıktan sonra morali bozuldu.)
- Grief-stricken
She was grief-stricken when she heard about her grandmother’s passing.
(Büyükannesinin vefatını duyduğunda derin bir üzüntü yaşadı.)
- Heartbroken
He was heartbroken after the end of his long-term relationship.
(Uzun süreli ilişkisi sona erdiğinde kalbi kırılmıştı.)
- Dispirited
After the difficult week, she felt dispirited and drained.
(Zor bir haftanın ardından moralsiz ve tükenmiş hissediyordu.)
Happy İngilizce Eş Anlamlısı
"Happy" kelimesi, sevinç, memnuniyet ve olumlu bir ruh hali ifade etmek için kullanılır. Aşağıda, "happy" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılan örnek cümleleri bulabilirsiniz.
- Joyful
She felt joyful when she received the good news.
(İyi haberi aldığında neşeliydi.)
- Content
He was content with his new job and the opportunities it provided.
(Yeni işinden ve sağladığı fırsatlardan memnundu.)
- Cheerful
Her cheerful attitude brightened up everyone's day.
(Onun neşeli tutumu, herkesin gününü aydınlattı.)
- Elated
They were elated after winning the championship.
(Şampiyonayı kazandıktan sonra çok mutlulardı.)
- Pleased
I was pleased with the results of the meeting.
(Toplantının sonuçlarından memnundum.)
- Delighted
She was delighted with her birthday present.
(Doğum günü hediyesinden çok mutlu oldu.)
- Ecstatic
He was ecstatic when he heard he had been accepted into his dream school.
(Hayalindeki okula kabul edildiğini duyduğunda çok mutlu oldu.)
Good İngilizce Eş Anlamlısı
"Good" kelimesi, genellikle olumlu, kaliteli veya yeterli bir durumu ifade etmek için tercih edilir. “Good" kelimesinin eş anlamlılarıyla yazılmış örnek cümleleri aşağıdaki gibidir.
- Great
The concert last night was great, and everyone enjoyed it.
(Dün geceki konser harikaydı ve herkes çok keyif aldı.)
- Excellent
She did an excellent job on her presentation.
(Sunumunda mükemmel bir iş çıkardı.)
- Wonderful
We had a wonderful time at the beach last weekend.
(Geçen hafta sonu plajda harika bir zaman geçirdik.)
- Fantastic
The food at the new restaurant was fantastic.
(Yeni restorandaki yemekler harikaydı.)
- Marvelous
The view from the top of the mountain was marvelous.
(Dağın zirvesinden manzara muazzamdı.)
- Superb
The chef prepared a superb meal for the guests.
(Şef, misafirler için mükemmel bir yemek hazırladı.)
- Exceptional
She is an exceptional student who always excels in her studies.
(O, her zaman derslerinde başarılı olan olağanüstü bir öğrencidir.)
- Terrific
The movie was terrific; it kept us on the edge of our seats.
(Film harikaydı; bizi heyecan içinde tuttu.)
- Impressive
His performance was impressive, and he received a standing ovation.
(Onun performansı etkileyiciydi ve ayakta alkış aldı.)
- Outstanding
The team gave an outstanding effort during the competition.
(Takım, yarışma sırasında olağanüstü bir çaba gösterdi.)
Fast İngilizce Eş Anlamlısı
"Fast" kelimesi, hızla gerçekleşen bir eylemi veya yüksek hızda hareket eden bir durumu ifade etmek için tercih edilir. Aşağıdaki eş anlamlı kelimeler, "fast" kelimesinin farklı bağlamlarda nasıl kullanılabileceğini gösterir.
- Quick
He gave a quick response to the email.
(E-postaya hızlı bir yanıt verdi.)
- Rapid
The rapid growth of the company surprised everyone.
(Şirketin hızlı büyümesi herkesi şaşırttı.)
- Swift
The swift movements of the dancer captivated the audience.
(Dansçının hızlı hareketleri izleyiciyi büyüledi.)
- Speedy
She took a speedy route to avoid the traffic.
(Trafikten kaçınmak için hızlı bir güzergah aldı.)
- Brisk
He took a brisk walk to clear his mind.
(Zihnini boşaltmak için hızlı bir yürüyüş yaptı.)
- Hasty
She made a hasty decision without thinking about the consequences.
(Sonuçları düşünmeden acele bir karar verdi.)
- Immediate
The immediate response from the team was crucial to the success of the project.
(Takımın anında yanıtı, projenin başarısı için çok önemliydi.)
- Fleet
The fleet cars delivered the packages across the city in no time.
(Hızlı araçlar, paketleri kısa sürede şehri dolaşarak teslim etti.)
- Accelerated
The process was accelerated to meet the deadline.
(Süreyi karşılamak için süreç hızlandırıldı.)
Beautiful İngilizce Eş Anlamlısı
"Beautiful" kelimesinin birçok eş anlamlısı, farklı bağlamlarda ve duygusal tonlarda güzellik ifade etmek için kullanılabilir. Kelimenin eş anlamlılarıyla yazdığımız örnek cümleleri aşağıda bulabilirsiniz.
- Attractive
She looked particularly attractive in her new dress.
(Yeni elbiseyle özellikle çekici görünüyordu.)
- Stunning
The view from the mountaintop was absolutely stunning.
(Dağın zirvesinden manzara gerçekten büyüleyiciydi.)
- Gorgeous
The bride looked gorgeous in her wedding gown.
(Gelinin gelinliği içinde muazzam bir şekilde güzel görünüyordu.)
- Lovely
They spent a lovely afternoon at the park.
(Parkta hoş bir öğleden sonra geçirdiler.)
- Exquisite
The artist created an exquisite sculpture that amazed everyone.
(Sanatçı, herkesi hayran bırakan zarif bir heykel yaptı.)
- Radiant
She had a radiant smile that lit up the entire room.
(O, tüm odayı aydınlatan parlak bir gülümsemeye sahipti.)
- Enchanting
The garden was enchanting, with flowers in full bloom.
(Bahçe büyüleyiciydi, çiçekler tam olarak açmıştı.)
- Charming
His charming personality made him well-liked by everyone.
(Onun çekici kişiliği, herkesin onu sevmesini sağladı.)
- Graceful
The dancer moved in a graceful and elegant manner.
(Dansçı, zarif ve şık bir şekilde hareket etti.)
- Elegant
The elegant design of the room impressed the guests.
(Odada zarif bir tasarım vardı, bu da misafirleri etkiledi.)
- Alluring
The perfume had an alluring scent that captivated everyone around her.
(Parfüm, etrafındaki herkesi büyüleyen çekici bir kokuya sahipti.)
Ugly İngilizce Eş Anlamlısı
"Ugly" kelimesi, genellikle hoş olmayan, çirkin veya estetik açıdan olumsuz bir durumu tanımlamak için kullanılır. Aşağıdaki eş anlamlı kelimeler, "ugly" kelimesinin farklı bağlamlarda ve tonlarda nasıl kullanılabileceğini gösterir.
- Unattractive
The house was in poor condition and looked unattractive from the outside.
(Ev kötü bir durumda olup dışarıdan cazip görünmüyordu.)
- Unpleasant
His unpleasant behavior made everyone around him uncomfortable.
(Onun hoş olmayan davranışları etrafındaki herkesi rahatsız etti.)
- Repulsive
The smell from the garbage was repulsive, and no one could stand it.
(Çöpten gelen koku iticiydi ve kimse buna dayanamadı.)
- Horrible
The movie was horrible; it was hard to watch until the end.
(Film korkunçtu; sonuna kadar izlemek zordu.)
- Disagreeable
Her disagreeable attitude made it difficult to work with her.
(Onun hoş olmayan tutumu, onunla çalışmayı zorlaştırıyordu.)
- Hideous
The hideous monster scared all the children in the story.
(Çirkin canavar, hikayedeki tüm çocukları korkuttu.)
- Grotesque
The sculpture was so grotesque that many people found it disturbing.
(Heykel o kadar groteskti ki, birçok insan rahatsız edici buldu.)
Big İngilizce Eş Anlamlısı
“Big” kelimesinin eş anlamlıları, fiziksel büyüklükten, önemli olma ya da büyük ölçekteki olaylara kadar pek çok durumu ifade etmek için kullanılabilir. Bu kelimenin eş anlamlılarıyla oluşturduğumuz örnekleri inceleyebilirsiniz.
- Large
The house has a large backyard where we can have parties.
(Evde, partiler yapabileceğimiz büyük bir arka bahçe var.)
- Huge
They live in a huge apartment on the top floor.
(Üst katta, dev bir dairede yaşıyorlar.)
- Gigantic
The gigantic statue in the park attracts tourists from all over the world.
(Parkta bulunan devasa heykel, tüm dünyadan turistleri cezbediyor.)
- Enormous
The stadium can hold an enormous crowd during concerts.
(Stadyum, konserlerde dev bir kalabalığı alabilir.)
- Massive
The massive building was completed in just two years.
(Dev bina sadece iki yılda tamamlandı.)
- Colossal
The colossal mountain range stretches for miles.
(Devasa dağ sırası kilometrelerce uzanıyor.)
- Tremendous
They made a tremendous effort to finish the project on time.
(Projeyi zamanında bitirebilmek için büyük bir çaba sarf ettiler.)
- Immense
The immense forest covers thousands of acres.
(Dev orman binlerce dönüm alanı kaplıyor.)
- Vast
The vast desert seemed to go on forever.
(Dev çöl sonsuza kadar uzanıyormuş gibi görünüyordu.)
- Substantial
He received a substantial amount of money as a reward for his hard work.
(Zorlu çalışması karşılığında önemli bir miktar para ödül olarak aldı.)
- Great
They made a great discovery while exploring the ancient ruins.
(Antik kalıntıları keşfederken büyük bir keşif yaptılar.)
Small İngilizce Eş Anlamlısı
“Small” kelimesinin eş anlamlıları, fiziksel boyuttan soyut kavramlara kadar pek çok durumu ifade eder. Örnek cümleler aşağıdaki gibidir.
- Tiny
The tiny kitten fit comfortably in the palm of my hand.
(O küçük yavru kedi, elimin avuç kısmına rahatça sığdı.)
- Minuscule
There was a minuscule crack in the wall that was almost impossible to notice.
(Duvarın içinde neredeyse fark edilemeyecek kadar küçük bir çatlak vardı.)
- Petite
She wore a beautiful petite dress that accentuated her figure.
(Güzel bir mini elbise giydi, bu da figürünü vurguladı.)
- Compact
He bought a compact camera for easy travel.
(Kolay seyahat edebilmek için küçük bir kamera aldı.)
- Diminutive
The diminutive house looked out of place in the large neighborhood.
(Küçük ev, büyük mahallede garip bir şekilde duruyordu.)
- Little
The little dog was very playful and full of energy.
(Küçük köpek çok enerjik ve oyun severdi.)
- Modest
They lived in a modest apartment with just the essentials.
(Sadece gerekli şeylerle döşenmiş, sade bir dairede yaşıyorlardı.)
- Insignificant
The insignificant details of the report were not worth discussing.
(Raporun önemsiz detayları tartışmaya değmezdi.)
- Minor
There was a minor delay in the flight due to weather conditions.
(Hava koşulları nedeniyle uçuşta küçük bir gecikme oldu.)
Smart İngilizce Eş Anlamlısı
"Smart" kelimesinin eş anlamlıları, hem entelektüel hem de görsel zekayı tanımlamak için kullanılabilir. İşte "smart" kelimesinin eş anlamlılarıyla oluşturduğum örnek cümleler sizleri bekliyor.
- Intelligent
The intelligent student always came up with creative solutions to problems.
(Zeki öğrenci, her zaman problemlere yaratıcı çözümler buluyordu.)
- Clever
He used a clever trick to get out of trouble.
(Zor durumdan kurtulmak için akıllıca bir hile kullandı.)
- Bright
She is a bright young woman with a promising future.
(O, parlak bir geleceği olan genç bir kadındır.)
- Sharp
His sharp mind made him a great strategist.
(Onun keskin zekası, onu harika bir stratejist yaptı.)
- Witty
The witty comedian had the audience laughing nonstop.
(Zeki komedyen, seyircileri durmaksızın güldürüyordu.)
- Astute
The astute businessman quickly saw opportunities others missed.
(Zeki işadamı, başkalarının kaçırdığı fırsatları hızla fark etti.)
- Sensible
She made a sensible decision to invest in the stock market.
(Borsada yatırım yapmaya yönelik mantıklı bir karar aldı.)
- Shrewd
The shrewd negotiator got the best deal for the company.
(Zeki müzakereci, şirket için en iyi anlaşmayı sağladı.)
- Resourceful
The resourceful engineer solved the problem with limited tools.
(Kaynakları sınırlı olan mühendis, sorunu çözdü.)
- Quick-witted
He was quick-witted and always had a clever comeback.
(O, çabuk zekalıydı ve her zaman akıllıca bir cevap verirdi.)
Quiet İngilizce Eş Anlamlısı
"Quiet" kelimesi, sessizlik, huzur ve sakinliği ifade etmek için kullanılır. "Quiet" kelimesinin eş anlamlıları, her zaman sesle değil, davranışlarla da ilişkilidir. Örnekleri aşağıdan inceleyebilirsiniz.
- Silent
The room was silent, with only the sound of the wind outside.
(Oda sessizdi, dışarıda sadece rüzgarın sesi vardı.)
- Mute
The mute button on the TV remote allowed me to watch in peace.
(Televizyon kumandasındaki sessiz tuşu, huzur içinde izlememi sağladı.)
- Hushed
The librarian gave us a hushed warning to be quieter.
(Kütüphaneci, daha sessiz olmamız için fısıldayarak uyarı yaptı.)
- Tranquil
The tranquil lake reflected the beauty of the mountains.
(Sakin gölet, dağların güzelliğini yansıttı.)
- Calm
The calm waters of the beach made it a perfect place to relax.
(Plajın sakin suları, dinlenmek için mükemmel bir yer yaptı.)
- Soft-spoken
She was a soft-spoken woman who rarely raised her voice.
(O, nadiren sesini yükselten sakin konuşan bir kadındı.)
- Subdued
The colors in the painting were subdued, creating a peaceful atmosphere.
(Tablodaki renkler solgundu, bu da huzurlu bir atmosfer yaratıyordu.)
- Muffled
The sound of the rain was muffled by the thick curtains.
(Yağmurun sesi, kalın perdeler tarafından boğulmuştu.)
- Inaudible
Her voice was so soft that it became inaudible in the crowded room.
(Onun sesi o kadar yumuşaktı ki, kalabalık odada duyulmaz hale geldi.)
Cold İngilizce Eş Anlamlısı
"Cold" kelimesi, genellikle düşük sıcaklık, soğuk hava veya duygu durumlarını ifade etmek için tercih edilir. Sizler için "cold" kelimesinin eş anlamlılarıyla oluşturduğumuz örnek cümleler aşağıda.
- Chilly
The chilly wind made it difficult to enjoy the afternoon walk.
(Soğuk rüzgar, öğleden sonra yürüyüşünü keyifli hale getirmeyi zorlaştırdı.)
- Frigid
The frigid temperatures outside caused the water in the pipes to freeze.
(Dışarıdaki donmuş sıcaklıklar, borulardaki suyun donmasına neden oldu.)
- Icy
The icy road was slippery, making it dangerous to drive.
(Buzlu yol kaygandı, bu da araç kullanmayı tehlikeli hale getiriyordu.)
- Cool
The cool breeze from the ocean was refreshing on a hot day.
(Okyanustan gelen serin esinti, sıcak bir günde ferahlatıcıydı.)
- Freezing
The freezing temperatures at night made it hard to sleep outside.
(Geceleyin dondurucu sıcaklıklar, dışarıda uyumayı zorlaştırdı.)
- Nippy
It was a nippy morning, so I decided to wear my warm jacket.
(Havanın soğuk olduğu bir sabah, sıcak ceketimi giymeye karar verdim.)
- Glacial
The glacial pace of the meeting made it feel like it would never end.
(Toplantının buz gibi temposu, hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirdi.)
- Wintry
The wintry landscape was covered with a thick blanket of snow.
(Kış manzarası, kalın bir kar örtüsüyle kaplanmıştı.)
- Polar
The polar vortex brought extreme cold to the region.
(Kutup fırtınası, bölgeye aşırı soğuk getirdi.)
- Bitter
The bitter cold in the mountains made hiking difficult.
(Dağlardaki acı soğuk, yürüyüş yapmayı zorlaştırdı.)
10 İngilizce Eş Anlamlı İsim (Noun)
İsimler, bir kişiyi, yeri, nesneyi, durumu veya kavramı tanımlayan kelimelerdir. İngilizcede, aynı anlamı taşıyan birden fazla isim bulunabilir. Bu eş anlamlı isimler, dilde çeşitlilik sağlamak ve anlamı vurgulamak için kullanılır.
| English | Türkçe | Synonym (Eş Anlamlısı) |
| Start | Başlangıç | Beginning |
| End | Son | Finish |
| Idea | Fikir | Thought |
| Place | Yer | Location |
| Choice | Seçim | Option |
| Job | İş | Occupation |
| Task | Görev | Duty |
| Story | Hikaye | Tale |
| Help | Yardım | Assistance |
10 İngilizce Eş Anlamlı Sıfat (Adjective)
Sıfatlar, isimleri tanımlayan ve onları nitelendiren kelimelerdir. İngilizcede aynı anlamı taşıyan birden fazla sıfat bulunabilir. Eş anlamlı sıfatlar, anlamı vurgulamak veya ifadeyi çeşitlendirmek için kullanılır. Bu sıfatlar, bir durumu, duyguyu veya özelliği farklı şekillerde ifade etmemizi sağlar.
| English | Türkçe | Synonym (Eş Anlamlısı) |
| Happy | Mutlu | Cheerful |
| Sad | Üzgün | Unhappy |
| Big | Büyük | Large |
| Small | Küçük | Tiny |
| Fast | Hızlı | Quick |
| Slow | Yavaş | Sluggish |
| Strong | Güçlü | Powerful |
| Weak | Zayıf | Fragile |
| Beautiful | Güzel | Pretty |
| Ugly | Çirkin | Unattractive |
10 İngilizce Eş Anlamlı Fiil (Verb)
Eş anlamlı fiiller, bir eylemi farklı şekilde tanımlamak ve anlamı çeşitlendirmek için kullanılır. Bu fiiller, dilde zenginlik yaratır ve farklı bağlamlarda daha doğru ve etkili ifadeler kullanılmasını sağlar. İngilizce'deki bazı yaygın eş anlamlı fiiller aşağıdaki gibidir.
| English | Türkçe | Synonym (Eş Anlamlısı) |
| Start | Başlamak | Commence |
| Begin | Başlamak | Initiate |
| Finish | Bitirmek | Complete |
| End | Sonlandırmak | Conclude |
| Help | Yardım etmek | Aid |
| Assist | Yardım etmek | Support |
| Buy | Satın almak | Acquire |
| Purchase | Satın almak | Obtain |
| Speak | Konuşmak | Communicate |
| Talk | Konuşmak | Chat |
İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler Hakkında Sık Sorulan Sorular
Amazing yerine ne kullanılır?
Amazing yerine, “incredible”, “fantastic”, “astonishing”, “stunning”, “remarkable” kelimelerini tercih edebilirsiniz.
Yabancı kelimesinin eş anlamlıları nelerdir?
Yabancı yerine, “foreign”, “stranger”, “outsider”, “alien” gibi kelimeler tercih edilebilir.
Happy yerine hangi kelimeler kullanılabilir?
Happy yerine, “joyful”, “content”, “cheerful”, “delighted”, “pleased” kelimeleri kullanılabilir.
Everything yerine ne kullanılır?
Everything yerine: “all”, “everything”, “everything else”, “all things” kelimeleri kullanabilirsiniz.