İngilizce Restaurant Diyalogları ve Türkçe Anlamları
12 Oca 2026
İngilizce Restaurant Diyalogları ve Türkçe Anlamları
Yabancı bir restorana gittiğimizde ortak dil bakımında en çok konuşulan dil İngilizce olduğunu fark etmişsinizdir. İngilizce’ye hakim bir şekilde sipariş vermek, istediğiniz yemeği ifade edebilmek için fazlasıyla önemlidir.
İngilizce bilginizle siparişinizi verip, keyifli bir yemek yemek yiyebilmeniz için sizlere sipariş verirken çok yardımcı olacak belli başlı cümle kalıpları, kelimeler ve diyalogları derledik. Restoranda sıkça kullanılan ingilizce kelimeler ve ingilizce restaurant diyalogları için hazırladığımız listemize göz atmaya başlayalım.
İngilizce Garson-Misafir Diyalogları
Aşağıdaki İngilizce müşteri garson diyalogları, vereceğiniz sipariş için size fikirler verebilir.
Diyalog 1
Ahmet: Good evening, is this seat free? (İyi akşamlar, bu koltuk boş mu?)
Waiter: Of course, sit down please. May I help you? (Tabii ki, lütfen oturun. Size yardımcı olabilir miyim?)
Ahmet: I would like to eat something, could I have the menu, please? (Bir şeyler yemek istiyorum, menüyü alabilir miyim lütfen?)
Waiter: Certainly, here you are. (Elbette, buyurun.)
Ahmet: Do you have fish? (Balığınız var mı?)
Waiter: Yes sir, do you want salad? (Evet efendim, salata ister misiniz?)
Ahmet: No, I will order a dinner without salad. (Hayır, salatasız bir akşam yemeği sipariş edeceğim.)
Waiter: Would you like entree? (Başlangıç yemeği ister misiniz?)
Ahmet: No thanks, is there any dessert you can recommend? (Hayır, teşekkürler. Önerebileceğiniz bir tatlı var mı?)
Waiter: Sure sir, chocolate cake is very delicious. (Tabii ki efendim, çikolatalı kek çok lezzetli.)
Ahmet: Ok, can I take chocolate cake after dinner, please? (Tamam, akşam yemeğinden sonra çikolatalı kek alabilir miyim lütfen?)
Waiter: I bring it. (Getiriyorum.)
Ahmet: May I have the check, please? (Hesabı alabilir miyim lütfen?)
Waiter: Here you are. (Buyurun.)
Ahmet: The food was very great, thank you. (Yemekler harikaydı, teşekkür ederim.)
Diyalog 2
Garson: Good morning. Would you like to sit in the garden or inside? (Günaydın. Bahçede mi oturmak istersiniz, içeride mi?)
Müşteri 1: We would like to sit inside. (İçeride oturmak isteriz.)
Müşteri 2: Can I have a vegetable omelette, please. And tea after the omelette. (Sebzeli omlet alabilir miyim lütfen. Ve omletten sonra çay.)
Garson: Sure. (Tabii.)
Müşteri 1: I’ll have an English breakfast. Do you have dessert? (İngiliz kahvaltısı alayım. Tatlınız var mı?)
Garson: Yes, sir. Here’s the dessert menu. (Evet efendim. Buyrun, tatlı menüsü.)
Müşteri 1: I’d like to have a cheesecake after the breakfast, please. (Kahvaltıdan sonra cheesecake istiyorum, lütfen.)
Garson: Sure. (Tabii.)
Diyalog 3
Garson: Good afternoon, sir. You can sit here. (Tünaydın, bayım. Buraya oturabilirsiniz.)
Müşteri: Thanks. Do you have pasta? (Teşekkürler. Makarnanız var mı?)
Garson: Yes, sir. You can find the pasta list on the menu. (Evet, efendim. Makarna listesini menüde bulabilirsiniz.)
Müşteri: Can I have chicken pasta, please? (Tavuklu makarna alabilir miyim, lütfen?)
Garson: Of course. What would you like to drink? (Tabii. Ne içersiniz.)
Müşteri: I’ll have an apple juice. (Elma suyu alayım.)
Müşteri: The pasta was great. Thank you. (Makarna harikaydı. Teşekkürler.)
Karşılama ve Masaya Yönlendirme
Karşılama ve masaya yönlendirilme sırasında şu İngilizce cümleleri duyabilirsiniz:
- Welcome to [restaurant name]!
([Restoran Adı]'na hoş geldiniz!)
- Do you have a reservation?
(Rezervasyonunuz var mı?)
- How many people are in your party?
(Kaç kişisiniz?)
- How can I help you?
(Size nasıl yardımcı olabilirim?)
- Let me check for an available table for you.
(Sizin için müsait bir masa olup olmadığına bakayım.)
- Sorry, we are fully booked at the moment.
(Üzgünüm, şu anda tüm masalar dolu.)
- Here is your table.
(İşte masanız.)
- Please have a seat.
(Lütfen oturun.)
- Would you prefer a table by the window?
(Pencere kenarında bir masa tercih eder misiniz?)
- May I take your order?
(Siparişinizi alabilir miyim?)
- Would you like something to drink?
(İçecek bir şey ister misiniz?)
- Can I get you anything else?
(Başka bir şey getirebilir miyim?)
- Enjoy your meal!
(Afiyet olsun!)
- May I bring you the check?
(Hesabı getirebilir miyim?)
- Here is your check.
(İşte hesabınız.)
- Thank you for dining with us!
(Bizimle yemek yediğiniz için teşekkür ederiz!)
Sipariş Alma
Sipariş alırken bu ingilizce cümleleri duyabilirsiniz:
- Can I take your order now?
(Şimdi siparişinizi alabilir miyim?)
- Are you ready to order?
(Sipariş vermeye hazır mısınız?)
- Do you need any recommendations?
(Herhangi bir tavsiyeye ihtiyacınız var mı?)
- Have you decided what you’d like to order?
(Ne sipariş vermek istediğinize karar verdiniz mi?)
- What would you like to have?
(Ne almak istersiniz?)
- Would you like anything else?
(Başka bir şey ister misiniz?)
- Would you like a side dish with that?
(Bunun yanında bir garnitür ister misiniz?)
- How would you like your steak cooked?
(Etinizi nasıl pişirmemizi tercih edersiniz?)
- Would you like to add a dessert to your order?
(Siparişinize tatlı eklemek ister misiniz?)
- What kind of dressing would you like on your salad?
(Salatanıza hangi sosu tercih edersiniz?)
- Is everything to your liking?
(Her şey istediğiniz gibi mi?)
- Do you have any food allergies?
(Yiyecek alerjiniz var mı?)
- Would you like your soup hot or cold?
(Çorbanızı sıcak mı, soğuk mu istersiniz?)
- Are you finished with your meal?
(Yemeğinizi bitirdiniz mi?)
- Can I offer you anything else?
(Başka bir şey önerebilir miyim?)
Özel İstekler Ve Alerjiler
Restoranda sıkça kullanılan ingilizce kelimeler arasında özel istek ve alerjileri de duyabilirsiniz:
- Please let me know if you have any other allergies.
(Başka alerjiniz varsa lütfen bana bildirin.)
- Do you have any food allergies or dietary restrictions?
(Yiyecek alerjiniz veya diyet kısıtlamalarınız var mı?)
- Would you like to see our allergen-friendly menu?
(Alerjen dostu menümüzü görmek ister misiniz?)
- Do you need a gluten-free or lactose-free option?
(Glutensiz veya laktozsuz bir seçenek ister misiniz?)
- Can I recommend a dish that is free of [allergen]?
([Alerjen] içermeyen bir yemek önerebilir miyim?)
- This dish is made without [ingredient].
(Bu yemek, [malzeme] içermeden yapılmıştır.)
- If you have any specific dietary requirements, please let us know.
(Herhangi bir özel diyet gereksiniminiz varsa lütfen bize bildirin.)
- We can accommodate vegetarian, vegan, gluten-free, and dairy-free diets.
(Vejetaryen, vegan, glutensiz ve süt ürünü içermeyen diyetleri karşılayabiliriz.)
- All of our dishes can be customized to fit your dietary needs.
(Tüm yemeklerimiz, diyet ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilebilir.)
- Would you like a substitute for [ingredient]?
([Malzeme] yerine bir şeyler almak ister misiniz?)
Yemek servisi
Yemekte İngilizce diyaloglar yemek servisi sırasında şöyle gelişebilir:
- Your food will be ready shortly.
(Yemeğiniz kısa süre içinde hazır olacak.)
- Can I get you anything else?
(Başka bir şey ister misiniz?)
- Here is your [dish]. Enjoy your meal!
(İşte [yemek]. Afiyet olsun!)
- Please let me know if you need anything.
(Herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen bana bildirin.)
- I hope you enjoy your meal!
(Umarım yemeğinizi beğenirsiniz!)
- Would you like me to bring anything else?
(Başka bir şey getirmemi ister misiniz?)
- Is everything to your liking?
(Her şey damak tadınıza uygun mu?)
- Can I get you something to drink with that?
(Bununla birlikte bir içecek alır mısınız?)
- Let me know if you need anything else.
(Başka bir şeye ihtiyacınız olursa bana bildirin.)
- Would you like some extra sauce on the side?
(Yanında ekstra sos ister misiniz?)
- Enjoy your meal!
(Afiyet olsun!)
Tatlı ve Kahve Siparişi
Tatlı ve kahve siparişi için örnek diyalog bu şekildedir:
- Would you like coffee or tea with your dessert?
(Tatlıyla birlikte kahve veya çay almak ister misiniz?)
- How would you like your coffee? Black, with milk, or with sugar?
(Kahvenizi nasıl alırsınız? Sade, sütlü veya şekerli mi?)
- Would you like an espresso, cappuccino, or a latte?
(Espresso, cappuccino veya latte ister misiniz?)
- Can I bring you some sugar or sweetener with your coffee?
(Kahveyle birlikte şeker veya tatlandırıcı getirebilir miyim?)
- Would you like a refill on your coffee?
(Kahvenizi tazelememi ister misiniz?)
- Would you prefer your coffee hot or iced?
(Kahvenizi sıcak mı yoksa soğuk mu tercih edersiniz?)
- Can I get you anything else to finish your meal?
(Yemeğinizi tamamlamak için size başka bir şey getirebilir miyim?)
Would you like to see the dessert menu?
(Tatlı menüsüne bakmak ister misiniz?)
- Can I offer you some dessert?
(Size tatlı ikram edebilir miyim?)
- We have a variety of desserts today. Would you like a recommendation?
(Bugün çeşitli tatlılarımız var. Bir öneri ister misiniz?)
- Our special dessert today is [dessert name]. Would you like to try it?
(Bugünün özel tatlısı [tatlı adı]. Denemek ister misiniz?)
Hesap İsteme
Aşağıdaki diyalog ile hızlıca hesap isteyebilirsiniz:
- May I have the check, please?
(Hesabı alabilir miyim, lütfen?)
- Could you bring the bill, please?
(Hesabı getirebilir misiniz, lütfen?)
- Can we get the check when you have a moment?
(Müsait olduğunuzda hesabı alabilir miyiz?)
- We’d like to pay now, please.
(Şimdi ödeme yapmak istiyoruz, lütfen.)
- Could you split the bill, please?
(Hesabı bölebilir misiniz, lütfen?)
- Do you accept credit cards?
(Kredi kartı kabul ediyor musunuz?)
- Can I pay with cash or card?
(Nakit mi yoksa kartla mı ödeyebilirim?)
- Is service included in the bill?
(Hizmet ücreti hesaba dahil mi?)
- Can I get a receipt, please?
(Fiş alabilir miyim, lütfen?)
- Thank you, everything was wonderful!
(Teşekkürler, her şey harikaydı!)
Restoranda Kullanılan İngilizce Kalıplar
Restoranda kullanılan İngilizce kalıp örnekleri şunlar olarak sıralanabilir:
Could I order the __________ please?
Yemeğinizi menüden seçtikten sonra garsona sipariş vermek istediğinizi nazik bir şekilde söylemenize yardımcı olan bir kalıptır.
- What is the special for today?
Birçok lokantada mevsimlik ya da güne özel olarak pişirilen, menüde listelenmeyen yiyecekler vardır. Bu nedenle gittiğiniz bir restoranda özel bir sipariş vermek istiyorsanız; güne özgü yemekleri sorun.
- Would you recommend the _________ ?
Yemek siparişi sırasında garsondan tavsiye alırken kullanabileceğiniz bir kalıptır.
- Could I get another _________ please?
Örneğin yeniden ekmek ya da içecek gibi bir şeyler sipariş ederken garsona nazik bir şekilde bunu söylemenizi sağlayan bir kalıptır.
- What is the _____ like?
Menüyü incelerken aşina olmadığınız bir yemekle karşılaştığınızda garsondan bu yemek hakkında bilgi almanız için kullanabileceğiniz bir kalıptır.
Restoranda Sıkça Kullanılan İngilizce Kelimeler
Restoranda sıkça kullanılan İngilizce kelimeler şu şekilde sıralanabilir:
| English | Türkçe |
| Order | Sipariş |
| Entree | Ara sıcak |
| Roast | Rosto |
| Vegetable | Sebze |
| Dessert | Tatlı |
| Fruit | Meyve |
| Appetizer | Meze |
| Private dining area | Özel yemek odası |
| Fully booked | Boş masa yok |
| Check | Hesap |
| Tip / to tip | Bahşiş / bahşiş vermek |
| It’s my treat | Benden olsun |
| Main course | Ana yemek |
| Starter | Başlangıçlar / aperatifler |
| BYO / bring your own | Kendin getir |
| Server / to serve | Servis eden kişi / servis yapmak |
| Reservation | Rezervasyon |
| Breakfast | Kahvaltı |
| Lunch | Öğle yemeği |
| Dinner | Akşam yemeği |
| Salad | Salata |
| Fish | Balık |
| Meat | Et |
| Red meat | Kırmızı et |
| Pepper | Biber |
| Salt | Tuz |
| Chicken | Tavuk |
İngilizce Restaurant Diyalogları ve Türkçe Anlamları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İngilizce Yemek Siparişi Nasıl Verilir ?
İngilizce yemek siparişinizi; Can I order ____ . ( ____ alabilir miyim?) ve I’d like ____ . ( ____ istiyorum.) cümleleri ile verebilirsiniz.
Restoranlarda hesap nasıl istenir ingilizce?
İngilizce’de hesap The bill, please. (Hesap, lütfen.) May I have the check, please. (Hesabı alabilir miyim, lütfen?) cümleleri ile istenilebilir.
Garsona İngilizce nasıl seslenilir?
Garsonun ingilizcesi erkekler için “waiter”, kadınlar için “waitress” şeklindedir.
Garson ingilizce nasıl sipariş alır?
Garson siparişinizi, would you like something to eat? (Bir şeyler yemek ister misiniz?) sorusuyla ve ya would you like something to drink. (İçecek ister misiniz?) sorusuyla almaya başlayabilir.