İngilizcede Duygular ve Türkçe Anlamları

08 Oca 2026

İngilizcede Duygular ve Türkçe Anlamları 

Duygular günlük hayatımızda ne hissettiğimizi vurgulamak için kullandığımız sözcüklerdir. Duygular her zaman sözcüklerle de ifade edilmez bazen de duygularımızı ifade etmek için mimiklerimizi de kullanabiliriz. Üzgün, mutlu, heyecanlı, kırılmış, yorgun veya depresif hissettiğimizde hislerimize bağlı olarak bir yüz ifadesine bürünür, ya da kelimelerimizi ona göre seçeriz. Ayrıca, insanlar aynı anda birkaç duyguyu deneyimleyebilir. Duygu değişimlerimiz veya hissettiğimiz duygular o an yaşadığımız olaylara bağlıdır. Her dilde olduğu gibi İngilizcede de duyguların kelime olarak karşılığı vardır. 

 

İngilizcede En Çok Kullanılan Pleasant (Hoş) Duygu Sözcükleri 

İşte sizler için İngilizcede en çok kullanılan pleasant (hoş) duygu sözcükleri: 

​​İNGİLİZCE ​TÜRKÇE 
​Happy ​Mutlu 
​Joyful ​Neşeli 
​Excited ​Heyecanlı 
​Grateful ​Minnettar 
​Hopeful ​Umutlu  
​Content ​Memnun 
​Relaxed ​Rahatlamış 
​Confident ​Kendine güvenen 
​Proud ​Gururlu 
​Loved ​Sevilen 
​Cheerful ​Şen 
​Delighted ​Çok mutlu 
​Satisfied ​Memnun 
​Thrilled ​Çok heyecanlı 
​Inspired ​İlham almış 
​Optimistic ​İyimser 
​Amused ​Eğlenmiş  
​Peaceful ​Huzurlu 
​Pleased ​Memnun 
​Affectionate ​Sevecen​ 

 

İngilizcede En Çok Kullanılan Unpleasant (Hoş Olmayan) Duygu Sözcükleri 

İşte sizler için İngilizcede en çok kullanılan unpleasant (hoş olmayan) duygu sözcükleri;  

​​İNGİLİZCE ​TÜRKÇE 
​Sad ​Üzgün  
​Angry ​Kızgın 
​Afraid ​Korkmuş 
​Anxious ​Endişeli 
​Frustrated ​Hüsrana Uğramış 
​Lonely ​Yalnız 
​Guilty ​Suçlu 
​Jealous ​Kıskanç 
​Embarrassed ​Utanmış 
​Disappointed ​Hayal kırıklığına uğramış 
​Nervous ​Gergin 
​Confused ​Kafası karışmış 
​Bored ​Sıkılmış 
​Insecure ​Güvensiz 
​Overwhelmed ​Bunalmış 
​Ashamed ​Utanmış 
​Stressed ​Stresli 
​Miserable ​Perişan  
​Hurt ​İncinmiş 
​Resentful ​Kırgın​ 

 

İngilizcede En Çok Kullanılan Duygu İfadesi Kalıpları 

İşte sizler için İngilizcede en çok kullanılan duygu ifadesi kalıplarını derledik; 

  • I’m so happy. (Çok mutluyum.
  • I’m really excited. (Gerçekten heyecanlıyım.
  • I’m feeling confident. (Kendime güveniyorum.
  • I’m grateful for that. (Buna minnettarım.
  • I’m really upset. (Gerçekten üzgünüm.
  • I feel anxious. (Endişeliyim.
  • I’m so angry. (Çok kızgınım.
  • I have mixed feelings about it. (Bu konuda karışık duygularım var.
  • Made my day. (Günümü güzelleştirdi.) 

 

İngilizce Tired Duygusu ile Cümle Örnekleri 

  • I’m so tired today, so I need to rest.  

(Bugün çok yorgunum, dinlenmem gerek) 

  • I’m tired of society's unrealistic beauty standards.  

(Toplumun gerçek dışı güzellik algılarından yoruldum) 

  • He looks tired. 

(Üzgün gözüküyor) 

  • After working for twelve hours straight, I felt completely tired and drained. 
    (Uzun saatler boyunca çalıştıktan sonra kendimi tamamen yorgun ve bitkin hissettim.) 
  • She was too tired to cook dinner, so she ordered takeout instead. 
    (Yemek yapamayacak kadar yorgundu, bu yüzden dışarıdan sipariş verdi.) 
     

Bad Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • I feel bad today, because I was insulted by my boss.  

(Bugün kötü hissediyorum, çünkü patronum bana hakaret etti.) 

  • Feeling bad is a contemporary process. 

(Kötü hissetmek bir süreçtir.) 

  • I felt bad after arguing with my best friend. 

(En iyi arkadaşımla tartıştıktan sonra kendimi kötü hissettim.) 
 

  • She had a bad feeling about the meeting from the start. 
    (Başından beri toplantı hakkında kötü bir hissi vardı.) 
     
  • He looked so bad that everyone could tell something was wrong. 
    (O kadar kötü görünüyordu ki herkes bir şeylerin ters gittiğini anlayabiliyordu.) 

     

Sad Duygusu İle Cümle Örnekleri  

  • I feel so sad today.  

(Bugün çok üzgün hissediyorum) 

  • He was so sad yesterday, so he cried.  

(Dün çok üzgündü, bu yüzden ağladı) 

  • Feeling sad from time to time is a fact of life. 

(dönem dönem üzgün hissetmek hayatın gerçeklerinden biridir.) 

  • Sad people cry at night. 

(Üzgün insanlar geceleri ağlar.) 

  • We were very sad yesterday because we lost our cat. 

(Dün çok üzgündük çünkü kedimizi kaybettik.)

 

Happy Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • My mom bought me a new phone, so I’m happy today. 

(Annem bana yeni bir telefon aldı, bu yüzden bugün mutluyum) 

  • Happy people are closer to success. 

(Mutlu insanlar başarıya daha yakındır.) 

  • We are not happy. 

(Mutlu değiliz.) 

  • Happy people energize those around them. 

(Mutlu insanlar çevrelerine enerji verir.) 

  • I was so happy that she bought me a gift. 

(Bana hediye aldığı için çok mutlu oldum)

 

Hate Duygusu ile İlgili Cümle Örnekleri 

  • I hate being alone.  

(Yalnız olmaktan nefret ediyorum.) 

  • I hate wearing dark clothes.  

(Koyu renk kıyafetler giymekten nefret ediyorum.) 

  • I hate insects. 

(Böceklerden nefret ederim.) 

  • I hate being sleep deprived. 

(Uykusuz kalmaktan nefret ederim.) 

  • I hate winter. 

(Kış mevsiminden nefret ederim.)

 

Love Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • I love my boyfriend.  

(Erkek arkadaşımı seviyorum) 

  • I love eating ice cream in summer.  

(Yazları dondurma yemeyi seviyorum) 

  • I love combining green and gray. 

(Yeşil ve griyi kombinlemeyi çok severim.) 

  • I love having my hair blonde. 

(Saçımın sarı olmasını çok severim.) 

  • I love playing with snowballs in winter. 

(Kışları kartopu oynamayı çok severim.)

 

Boredom Duygusu ile İlgili Cümle Örnekleri 

  • I felt a deep sense of boredom during math class. 

(Matematik dersinde çok sıkıldım.) 

  • She started ice skating to escape her boredom.  

(Sıkılma duygusundan uzaklaşmak için buz patenine başladı.) 

  • She tried to read a book, but the boredom made it impossible to concentrate. 

(Bir kitap okumaya çalıştı, ama can sıkıntısı odaklanmasını imkânsız hale getirdi.) 

  • After a few hours without anything to do, boredom slowly took over. 

(Yapacak hiçbir şey olmadan geçen birkaç saatin ardından can sıkıntısı yavaş yavaş hakim oldu.) 

  • He joined a new class just to escape the boredom of his daily routine. 

(Günlük rutininin can sıkıntısından kaçmak için yeni bir derse katıldı.) 
 

Affection Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • Children need love and affection.  

(Çocukların sevgi ve şefkate ihtiyacı vardır.) 

  • She expressed her affection through her gestures.  

(Duygularını mimikleriyle gösterdi.) 

  • Her eyes were filled with affection as she looked at the puppy. 

(Köpeğe bakarken gözleri sevgiyle doluydu.) 

  • He spoke with deep affection about his childhood memories. 

(Çocukluk anılarından derin bir sevgiyle bahsetti.) 

  • The child showed great affection for his grandfather. 

(Çocuk, büyükbabasına büyük bir sevgi gösterdi.) 
 

 

Depressed Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • I felt depressed before I met you. 

(Seninle tanışmadan önce depresif hissediyordum.) 

  • After losing his job, he felt depressed.  

(İşini kaybettikten sonra depresif hissetti.) 

  • She felt depressed after hearing the bad news. 

(Kötü haberi aldıktan sonra kendini çökmüş hissetti.) 

  • He looked so depressed that his friends tried to cheer him up. 

(O kadar üzgün görünüyordu ki arkadaşları onu neşelendirmeye çalıştı.) 

  • After losing his father, he became deeply depressed and stopped going out. 

(Babasını kaybettikten sonra derin bir şekilde depresyona girdi ve dışarı çıkmayı bıraktı.) 
 

Distrust Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • There was a clear distrust between these couples.  

(Çiftler arasında apaçık bir güvensizlik var.) 

  • She began to distrust him after their breakup.  

(Ayrıldıktan sonra ona güvenmemeye başladı) 

  • There was a clear sense of distrust between the two  partners. 

(İki partner arasında açık bir güvensizlik hissi vardı.) 

  • Her past experiences made her feel distrust toward strangers. 

(Geçmişteki deneyimleri, yabancılara karşı güvensizlik hissetmesine neden oldu.) 

  • The constant lies led to growing distrust in their relationship. 
    (Sürekli yalanlar, ilişkilerinde artan bir güvensizliğe yol açtı.)

     

Confidence Duygusuyla İlgili Cümle Örnekleri 

  • I spoke with high confidence during a presentation.  

(Sunum sırasında yüksek bir özgüvenle konuştum.) 

  • His confidence grew after being promoted.  

(Terfi aldıktan sonra özgüveni arttı) 

  • Thank you for your confidence. 

(Güveniniz için teşekkürler.) 

  • I feel really confident. 

(Kendime gerçekten güveniyorum.) 

  • I have confidence in you. 

(Sana güven duyuyorum.) 

 

Doubt Duygusuyla İlgili Cümle Örnekleri 

  • I have some doubts about the accuracy of these fields.  

(Bu dosyaların doğruluğu hakkında şüphelerim var.) 

  • I have never doubted his accuracy.  

(Onun dürüstlüğünden hiç şüphe etmedim.) 

  • He had doubt in his voice when he answered the question. 

(Soruyu cevaplarken sesinde bir şüphe vardı.) 

  • Her sudden change in behavior raised doubt in everyone's mind.  

(Davranışlarındaki ani değişiklik herkesin aklında şüphe uyandırdı.) 

  • Despite the evidence, she still felt a little doubt about his story. 
    (Kanıtlara rağmen, onun hikayesi hakkında hâlâ biraz şüphe hissediyordu.) 

 

Grief Duygusuyla İlgili Örnek Cümleler 

  • He was overwhelmed with grief after losing his girlfriend. 

(Kız arkadaşından ayrıldıktan sonra derin bir kederle boğuştu.) 

  • Everyone should learn how to get away with a sense of grief.  

(Herkes kederle başa çıkmanın yollarını öğrenmeli.) 

  • She was overwhelmed with grief after the loss of her sister. 

(Kız kardeşinin kaybından sonra kederle sarsıldı.) 

  • His eyes were full of grief, though he tried to hide it. 

(Gözleri kederle doluydu, ama bunu saklamaya çalıştı.) 

  • Grief takes time to heal, and everyone experiences it differently. 
    (Kederin iyileşmesi zaman alır ve herkes bunu farklı şekilde yaşar.) 

 

Melancholy Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • There was a hint of melancholy in his smile. 

(Gülüşünde bir parça melankoli vardı.) 

  • Whenever I feel melancholy, I listen to sad songs. 

(Ne zaman melankolik hissetsem, hüzünlü şarkılar dinlerim.) 

  • There was a touch of melancholy in her smile. 

(Gülümsemesinde hafif bir hüzün vardı.) 

  • She often listened to slow music that matched his melancholy mood. 

(Genellikle melankolik ruh haline uyan yavaş müzikler dinlerdi.) 

  • The empty house gave him a feeling of deep melancholy. 

(Boş ev ona derin bir hüzün duygusu verdi.) 

 

Optimism Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • Her optimism helped everyone stay motivated.  

(Onun pozitifliği herkesin motivasyonuna iyi geldi.) 

  • Despite the setbacks, we kept our optimism. 

(Engellere rağmen, pozitifliğimizi koruduk.) 

  • Despite the challenges, she faced the future with optimism. 

(Zorluklara rağmen geleceğe iyimserlikle baktı.) 
 

  • His optimism inspired everyone around him. 

(Onun iyimserliği çevresindekilere ilham verdi.) 
 

  • They started the task with great optimism and enthusiasm. 
    (Göreve büyük bir iyimserlik ve coşkuyla başladılar.) 

 

Perplexity Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • His sudden decision left me in perplexity.  

(Ani kararı beni şaşkınlık içinde bıraktı) 

  • Despite my perplexity, he continued to misbehave.  

(Şaşkınlığıma rağmen, kötü davranışlarına devam etti) 

  • She looked at the complex homework with visible perplexity. 

(Karmaşık ödeve gözle görülür bir şaşkınlıkla baktı.) 

  • The problem caused a moment of perplexity among the students. 
    (Problem, öğrenciler arasında bir anlık kafa karışıklığına neden oldu.) 

 

Hope Duygusu İle Cümle Örnekleri 

  • Even in the darkest times, they never lost their hope. 

(En kötü zamanlarında bile umutlarını kaybetmediler) 

  • They waited with hope for good news.  

(İyi haberleri umutla beklediler) 

  • They held on to hope even in the darkest times. 
    (En karanlık zamanlarda bile umutlarını korudular.) 
     
  • His words gave me a sense of hope for the future. 
    (Sözleri bana gelecek için bir umut duygusu verdi.) 
     
  • They waited with hope for good news from the police station. 
    (Karakoldan gelecek iyi haberleri umutla beklediler.) 

 

Panic Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • Don’t panic.  

(Panik olma.) 

  • I felt panic, because I didn’t find my passport.  

(Panikledim çünkü pasaportumu bulamadım.) 

  • A sudden scream in the dark room caused her to react with panic. 
    (Karanlık odadaki ani bir çığlık, onun panikle tepki vermesine neden oldu.) 
     
  • He felt a wave of panic as he realized he had lost his id. 
    (Kimliğini kaybettiğini fark edince bir panik dalgası hissetti.) 
     
  • The crowd started to move in panic when the alarm went off. 
    (Alarm çalınca kalabalık panik içinde hareket etmeye başladı.) 

 

Loneliness Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • After moving to a new country, I struggled with loneliness.  

(Yeni bir ülkeye taşındıktan sonra yalnızlık beni zorladı) 

  • If you are struggling with loneliness, you need to see a doctor. 

(Eğer yalnız hissediyorsan bir doktora görün) 

  • Loneliness is the fate of all outstanding people. 

(Yalnızlık tüm seçkin insanların kaderidir.) 

  • After moving to a new country, he struggled with feelings of loneliness. 

(Yeni bir ülkeye taşındıktan sonra yalnızlık duygusuyla baş etmekte zorlandı.) 

  • Loneliness can be felt even in a crowded city. 

(Yalnızlık kalabalık bir şehirde bile hissedilebilir.) 

  • Loneliness is the biggest key to success.  

(Yalnızlık başarının en büyük anahtarıdır.)

 

Mood Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • My mood is changeable.  

(Ruh halim değişken.) 

  • Her cheerful mood lifted everyone’s spirits. 

(Onun bu neşeli ruh hali herkesin modunu yükseltti.) 

  • He was in a bad mood after a long day at work. 

(Uzun bir iş gününden sonra kötü bir ruh halinde idi.) 
 

  • Music often changes my mood instantly 

(Müzik genellikle ruh halimi anında değiştirir.) 

  • Having bad mood is temporary. 

(Kötü bir ruh haline sahip olmak geçicidir.) 

 

Tenderness Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • I speak to children with tenderness.  

(Çocuklarla şefkatle konuşurum.) 

  • There was tenderness in his eyes. 

(Onun gözlerinde şefkat vardı.) 

  • He looked at the baby with great tenderness in her eyes. 

(Bebeğe gözlerinde büyük bir şefkatle baktı.) 

  • Her voice was filled with tenderness as she spoke to him. 

(Onunla konuşurken sesi şefkatle doluydu.) 

  • Tenderness in their relationship helped them overcome many problems. 
    (İlişkilerindeki şefkat, birçok problemin üstesinden gelmelerine yardımcı oldu.) 

 

Thoughtfulness Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • Her thoughtfulness made me feel appreciated. 

(Onun bu düşünceliliği bana değerli hissettirdi.) 

  • I was touched by the thoughtfulness of his gift. 

(Onun bu düşünceli hediyesi ruhuma dokundu.) 

  • His thoughtfulness was clear when he remembered his mother’s birthday. 
    (Annesinin doğum gününü hatırlaması onun düşünceli olduğunu gösteriyordu.) 
     
  • She showed great thoughtfulness by helping her old neighbors with groceries. 
    (Yaşlı komşularına alışverişte yardım ederek büyük bir düşüncelilik gösterdi.) 
     
  • Thoughtfulness in small actions can make a big difference. 
    (Küçük davranışlardaki düşüncelilik büyük bir fark yaratabilir.) 

     

Shock Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • He was in complete shock after getting this gift. 

(Bu hediyeden sonra tamamen şoka girdi.) 

  • His face turned pale from the shock. 

(Yüzü şoktan bembeyaz oldu.) 

  • I was shocked to see her in a dress. 

(Onu elbiseyle gördüğüme şaşırmıştım.) 

  • I felt shocked when I heard the news. 

(Haberleri duyduğumda şaşırmış hissettim.) 

  • I get shocked every time he visits me. 

(Beni her ziyaret ettiğinde şaşırıyorum.)

 

Joy Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • After I was promoted, I jumped with joy.  

(Terfi aldıktan sonra keyifle zıpladım.) 

  • Tears of joy filled my eyes. 

(Mutluluk gözyaşları gözlerimi doldurdu.) 

  • The children's laughter filled the room with pure joy. 
    (Çocukların kahkahaları odayı saf bir neşeyle doldurdu.) 
     
  • She felt a surge of joy when she heard the good news. 
    (İyi haberi duyunca içinde büyük bir sevinç dalgası hissetti.) 
     
  • Celebrations were full of joy and happiness. 
    (Kutlamalar neşe ve mutlulukla doluydu.) 

 

Rejection Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  •  The rejection letter from the university made me sad. 

(Üniversiteden gelen red mektubu beni üzdü.) 

  • She took the rejection as a chance to improve himself.  

(Bu reddi kendini geliştirmek için bir şans olarak gördü) 

  • He felt deep pain after experiencing rejection from his crush. 
    (Hoşlandığı kişi tarafından reddedilince derin bir acı hissetti.) 
     
  • Rejection can sometimes make people doubt their own worth. 
    (Reddedilme bazen insanların kendi değerlerinden şüphe duymasına neden olabilir.) 
     
  • Despite the rejection, she kept trying and never gave up. 
    (Reddedilmesine rağmen denemeye devam etti ve asla pes etmedi.) 

 

Fun Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • He had so much fun at the park. 

(Parkta çok eğlendi.) 

  • Learning Deutsch would be fun if articles weren’t. 

(Artikeller olmasaydı Almanca öğrenmek keyifli olurdu.) 

  • They spent the afternoon playing games and having fun. 
    (O öğleden sonrayı oyun oynayarak ve eğlenerek geçirdiler.) 
     
  • Her fun personality made everyone want to be around her. 
    (Onun eğlenceli kişiliği, herkesin onun yanında olmak istemesine neden oldu.) 
     
  • A day in another country is always full of fun and laughter. 
    (Başka bir ülkede bir gün her zaman eğlence ve kahkaha doludur.) 

 

Relationship Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • Trust is the key word of healthy relationships. 

(Güven sağlıklı ilişkinin temel ögesidir) 

  • They built a strong relationship.  

(Güçlü bir ilişki kurdular) 

  • Trust is the key for any strong relationship.  

(Güven, herhangi güçlü bir ilişkinin anahtarıdır.) 

  • Their relationship grew stronger through open communication. 

(Açık iletişim sayesinde ilişkileri güçlendi.) 

  • Maintaining a healthy relationship requires effort from both sides. 
    (Sağlıklı bir ilişki sürdürmek her iki taraftan da çaba gerektirir.) 

 

Embarrassed Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • I was embarrassed because I did my presentation badly.   

(Utandım çünkü sunumum kötü oldu) 

  • She was embarrassed by being disabled. 

(Engelli olduğu için utandı) 

  • She felt embarrassed when she forgot her lines during the presentation. 
    (Sunum sırasında repliklerini unuttuğunda utanmış hissetti.) 
     
  • He was embarrassed by the unexpected question from the audience. 
    (Seyirciden gelen beklenmedik soru onu utandırdı.) 
     
  • Embarrassed by the mistake, he quickly apologized. 
    (Hatasından utanarak hemen özür diledi.) 

 

Anxious Duygusu İle İlgili Cümle Örnekleri 

  • I feel anxious when I’m doing a presentation.  

(Sunum yaparken gergin hissediyorum) 

  • Feeling anxious in a crowded place is normal.  

(Kalabalık bir ortamda gergin hissetmek normaldir) 

  • She felt anxious about the upcoming exam and couldn’t sleep well. 
    (Yaklaşan sınav hakkında endişeliydi ve iyi uyuyamadı.) 
     
  • His anxious heart raced as he waited for the doorbell. 
    (Kapı zilini beklerken endişeli kalbi hızla çarptı.) 
     
  • The anxious crowd grew silent when the emergency alarm sounded. 
    (Acil alarm çaldığında endişeli kalabalık sessizleşti.) 

 

İngilizce Duygular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İngilizce Duygular Nelerdir?
Duygular insanların günlük hayatta yaşadıklarının iç dünyalarına yansımasıdır. Bu duygular İngilizcede sad (üzgün), angry (kızgın), afraid (korkmuş), anxious (endişeli), frustrated (hüsrana uğramış), lonely (yalnız), guilty (suçlu hisseden), jealous (kıskanç), embarrassed (utanmış), disappointed (hayal kırıklığına uğramış), nervous (gergin) olarak söylenir.

İngilizce Üzgün Nedir?
Üzgün kelimesi İngilizcede ‘’sad’’ olarak söylenir.

Kızgının İngilizcesi Ne?
Kızgın kelimesi İngilizcede ‘’angry’’ olarak söylenir.

Öfke İngilizce Ne?
Öfkenin İngilizce olarak karşılığı ‘’anger’’ olarak söylenir.