10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

17 Eyl 2026

10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

10. sınıf İngilizce konu anlatımlarında; Okul Hayatı, Planlar, Efsanevi Rakamlar, Gelenekler, Seyahat, Faydalı İpuçları, Yemek ve Festivaller, Dijital Çağ, Efsaneni Figürler, Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar, Alışveriş başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu içerik, bu üniteleri kısa konu anlatımları ve örnekler üzerinde sizlere sunmaktadır. 

 

10. Sınıf Ünite 1 – School Life (Okul Hayatı)

Birinci ünite olan School Life (Okul Hayatı); okul hayatında yaptılan etkinlikleri ve etkileşime geçilen kişi ve nesnelerin İngilizce isimlerini öğretmekle birlikte, Simple Present Tense, Present Continuous Tense zaman kalıplarını ve Özne/Nesne sorularını ele almaktadır. Öncelikli olarak, okul hayatında karşımıza çıkan kelimlerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
SchoolOkul
LifeYaşam / Hayat
AdviceTavsiye
Art roomResim odası
AstronomyAstronomi
AttendKatılmak
Best friendEn yakın arkadaş
BorrowÖdünç almak
CanteenKantin
Catch the busOtobüsü yakalamak
Break timeTeneffüs
ClassmateSınıf arkadaşı
Computer labBilgisayar laboratuvarı
Correct1
CorridorKoridor
Daily routineGünlük alışkanlık
DivideBölmek
Doing researchAraştırma yapmak
Doing an experimentBir deney yapmak
ExamSınav
ExplainAçıklamak
Focus onOdaklanmak
Free timeBoş zaman
GeographyCoğrafya
GymSpor salonu
High schoolLise
HistoryTarih
MathMatematik
IdiomDeyim
LibraryKütüphane
LiteratureEdebiyat
Music roomMüzik odası
Optional subjectsSeçmeli ders
Pass examSınavı geçmek
ProverbsAtasözü
Science labBilim laboratuvarı
Staff roomPersonel odası
SurveyAnket
TopicKonu
Winter holidayKış tatili

 

School Life (Okul Hayatı) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları:

 

Simple Present Tense (Geniş Zaman):

İngilizcenin en temel konularından biri olan Simple Present Tense zaman kalıbı ile; sürekli olan, genel geçer ve bilimsel olayları ifade edebiliriz. Bu zaman yapısıyla kurulan cümlelerdeki fiillerin yapısı cümlenin öznesine göre farklılık gösterir: 

 

Olumlu cümlelerde öznesi “I, You, We, They” olan fiil her zaman mastar, yani fiilin ilk hali olarak kullanılırken; “He, She, It“ üçüncü tekil şahıs özneleriyle cümleler kurulduğunda fiil “-s” eki alır.


Olumsuz cümlelerde “I, You, We, They” özneleriyle birlikte fiilin önüne getirilen olumsuzluk anlamını vermek için “do” ve ondan sonra “not” yardımcı fiili gelmelidir. “He, She, It” özneleriyle birlikte fiilden önce getirilen olumsuzluk anlamını vermek için “does” ve ardından “not” yardımcı fiili bulunmalıdır. Ek olarak, fiil çıplak mastar olarak oluşturulur.

 

Soru cümlelerinde ise yardımcı fiil cümlenin başında, fiil ise “Do/Does + Özne + V1?” gibi her zaman birinci halde olmalıdır.

 

Bu zaman kalıbında, “to be” fiilleri “am, is ve are” olarak karşımıza çıkar. Bu fiili; insanların, nesnelerin, yerlerin ve fikirlerin koşullarından bahsederken kullanırız. Olumlu cümlelerde “I” dan sonra “am” gelir; “He, She, It” den sonra “is” gelir; “I, You, We, They” den sonra ise “are” gelir.

 

Olumsuz cümlelerde “to be” fiilinin özne ile kullanımı olumlu cümlelerdeki ile aynıdır. Ayrıca olumsuzluk anlamını vermek için “to be” fiilinden sonra “not” da eklememiz gerekir. 

 

Soru cümlelerinde ise “olmak” fiili cümlenin başına gelir: “Am/Is/Are + Özne + …?”

 

Fiillerle oluşturan cümle yapısı:

ÖzneOlumluOlumsuzSoru
I, You, We, TheyVerb 1
Example: I / You / We/ They save money.
Do not (don’t) + Verb 1
Example: I / You / We/ They don’t save money.
Do + Subject + Verb 1
Example: Do I / You / We / They save money?
He, She, ItVerb + s
Example: He / She saves money.
Does not (Doesn’t) + Verb 1
Example: He / She doesn’t save money.
Does + Subject + Verb 1
Example: Does He/She save money?

 

 

“To be” ile oluşturulan cümle yapısı:

ÖzneOlumluOlumsuzSoru
IAm
Example: I am hungry.
Am not
Example: I am not hungry.
Am I …?
Example: Am I hungry?
You, We, TheyAre
Example: You / We / They are hungry.
Are not (aren’t)
Example: You / We / They are not hungry.
Are You/We/They …?
Example: Are You / We / They hungry?
He, She, ItIs
Example: He / She / It is hungry.
Is not (Isn’t)
Example: He / She / It is not hungry.
Is He/She/It …?
Example: Is He / She / It hungry?

 

Simple Present Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler: 

 

play guitar.
(Ben gitar çalarım.)

You go to the gym every day.
(Sen her gün spor salonuna gidiyorsun.)

It looks like it is going to rain.
(Yağmur yağacak gibi görünüyor.)

She doesn’t know about the surprise party.
(O, sürpriz partiyi bilmiyor.)

They don’t listen to me.
(Onlar beni dinlemezler.)

We study literature.
(Biz edebiyat okuyoruz.)

Do I look younger than my age?
(Yaşımdan küçük mü görünüyorum?)

Does he play football?
(O, futbol oynar mı?)

 

Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman):

Present Continuous Tense kalıbı; öncelikli olarak şu anda olmakta olan eylemler için kullanılır, fakat yaygın olarak gelecek zamanı ifade etmek için de kullanılmaktadır. Bu durumda, gelecek zamandan bahsettiğimizi netleştirmek için zaman zarfları kullanmamız gerekir.

 

Bu kalıbı kullanırken; Özne + Fiil + Nesne (Subject + Verb + Object) sıralaması geçerlidir. “I” öznesiyle “am + fiil + nesne”“He, She, It” özneleriyle “is + fiil + nesne”“You, We, They” özneleriyle “are + fiil + nesne” şeklinde cümle kurulur. 

Olumsuz cümlelerde “am, is, are” kelimelerinden sonra “not” yazılır. Soru cümlelerinde ise özne, “am, is, are” kelimeleriyle yer değiştirir. Bütün cümlelerde fiiller mastar halinde, yani İngilizce karşılığı olan “-ing” ekini alır.

Olumlu CümleOlumsuz CümleSoru Cümlesi
Özne (I) + am + Fiil + Nesne (V-ing)
I’m taking the plane to London.
Özne (I) + am + not + Fiil + Nesne (V-ing)
I’m not taking the plane to London.
Am + Özne (I) + Fiil + Nesne (V-ing)
Am I taking the plane to London?
Özne (He/She/It) + is + Fiil + Nesne (V-ing)
She’s taking the plane to London.
Özne (He/She/It) + is + not + Fiil + Nesne (V-ing)
She’s not taking the plane to London.
Is + Özne (He/She/It) +Fiil + Nesne (V-ing)
Is she taking the plane to London?
Özne (You/We/They) + are + Fiil + Nesne (V-ing)
They are taking the plane to London.
Özne (You/We/They) + are + not + Fiil + Nesne (V-ing)
They aren’t taking the plane to London .
Are + Özne (You/We/They) + Fiil + Nesne (V-ing)
Are they taking the plane to London?

 

Present Continuous Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler: 

 

I’m studying medicine.
(Ben tıp okuyorum.)

My sister is learning how to play piano.
(Kardeşim piyano çalmayı öğreniyor.)

Are you preparing lunch for school?
(Okul için öğlen yemeği mi hazırlıyorsun?)

He is planning to leave the country after he graduates.
(Mezun olduktan sonra ülkeden ayrılmayı planlıyor.)

They are playing football in garden.
(Bahçede futbol oynuyorlar.)

We are throwing a party tonight.
(Bu akşam parti veriyoruz.)

She’s listening her favorite song.
(En sevdiği şarkıyı dinliyor.)

You are looking amazing.
(Harika görünüyorsun.)

 

Özne ve Nesne Soruları: 

Bu soruların cümle tipleri genel olarak şöyle açıklanabilir: 

 

Özneyi soran sorularda who ve what soru ifadeleri özne durumundadır. Bu yüzden cümle düz bir cümleymiş gibi yapılır; do/does/did kullanılmaz. Örneğin; 

 

Who wants some coffee? I want some coffee.
(Kim biraz kahve ister? Ben isterim.)

What makes that noise? The washing machine makes that noise.
(O sesi ne çıkarıyor? O sesi çamaşır makinesi çıkarıyor.)

 

Nesneyi soran sorularda do/does/did yardımcı fiilleri özneden önce kullanılır. Örneğin;

 

What did you buy from the market? I bought some apples.
(Marketten ne aldın? Biraz elma aldım.)

Who does he love? He loves me.
(O kimi seviyor? O beni seviyor.)

 

10. Sınıf Ünite 2 – Plans (Planlar)

İkinci ünite olan Plans (Planlar); okul hayatında planlalanan etkinlikleri ve geleceğe yönelik etkileşimlerimizin İngilizce isimlerini öğretirken, Be Going To ve Simple Future Tense (Will) gelecek zaman yapılarını ve olasılık/izin durumlarında kullanılan ‘Might’ modal fiilini kapsamaktadır.

 

Ünite içindeki fiiller:

İNGİLİZCETÜRKÇE
arrange a partyparti düzenlemek
arrivevarmak
be looking forward todört gözle beklemek
be over the moonsevinçten uçmak
buy groceriesyiyecek almak
calltelefonla aramak
carrytaşımak
celebratekutlamak
celebrationkutlama
come backgeri dönmek
cook dinneryemek pişirmek
cyclingbisiklete binme
doing shoppingalışveriş yapmak
eating outdışarıda yemek
enjoy timeiyi vakit geçirmek
failbaşarısız olmak
faintbayılmak
finish homeworködevini bitirmek
finish reportraporu bitirmek
fly touçakla gitmek
give a handyardım etmek
go shoppingalışverişe gitmek
going campingkampa gitmek
going on a picnicpikniğe gitmek
going out of the cityşehir dışına gitmek
going to a concertkonsere gitmek
hanging around with friendsarkadaşlarla dolaşmak
have a partyparti yapmak
having a barbecuemangal yapmak
having dinnerakşam yemeği yemek
interested inilgisini çekmek
jogginghafif koşu
joining a partypartiye katılmak
leave the houseevden ayrılmak
make a planplan yapmak
meet friendsarkadaşlarla buluşmak
pick up kidsçocukları almak
prepare a shopping listalışveriş listesi hazırlamak
receive a messagemesaj almak
refreshmentcanlanma
relaxationdinlenme
representtemsil etmek
ridesürmek
see dentistdişçiye gitmek
seeing a moviefilm izlemek
spend a weekbir hafta geçirmek
spending time togetherbirlikte zaman geçirmek
splitayrılmak
staying in a tentçadırda kalmak
take a quick decisionhızlıca karar almak
taking a city tourşehir turu yapmak
throw a partyparti vermek
tidytoplamak
trekkingdoğa yürüyüşü
turn the light onışığı açmak
visiting a museummüze ziyaret etmek
visiting the granniesbüyükanne ve büyükbabayı ziyaret etmek
watch a comedykomedi filmi izlemek

 

 

Ünite içindeki isimler:

İNGİLİZCETÜRKÇE
arrangementAyarlama
balloonsbalonlar
barbecue partymangal partisi
beauty contestsgüzellik yarışmaları
birthday partydoğum günü partisi
cakepasta
candlesmumlar
clownspalyaçolar
cookieskurabiyeler
decisionkarar
decorationssüslemeler
destinationgidilecek yer
dinner partyyemekli davet
dormitoryyurt
dresselbise
drinks/beveragesiçecekler
earringküpe
educationeğitim
emotionshisler
familyaile
fancy dress partykıyafet balosu
future plangelecek plan
gamesoyunlar
gardenbahçe
giftshediyeler
graduation ceremonymezuniyet töreni
graduation partymezuniyet partisi
have a partyparti yapmak
housewarming partyhoş geldin partisi
instructoreğitmen
intentionniyet
long term plansuzun dönem planları
memoriesanılar
musicmüzik
promisesöz
ringyüzük
science competitionsbilim yarışmaları
shirtgömlek
shoesayakkabı
social lifesosyal hayat
sporting eventsport etkinlikleri
surprise partysürpriz parti
talent contestsyetenek yarışmaları
tiekravat
trainereğitmen, antrönör
unplanned situationsplanlanmamış durumlar
vacationtatil
wedding anniversaryevlilik yıldönümü
wedding ceremonynikah töreni
workçalışma
throw a partyparti vermek
tidytoplamak
trekkingdoğa yürüyüşü
visiting a museummüze ziyaret etmek

 

 

Plans (Planlar) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Be Going To:

‘Be Going To’ kalıbı, gelecekten bahsederken kullanımına başvurduğumuz bir yapıdır. “Will” ifadesinden farklı olarak, bu yapıyı önceden planlanmış etkinlikler/olaylar için kullanabiliriz. Örneğin; yine annenizle evde oturuyorsunuz ve anneniz size bugün akşam yemeği için bir planınız olup olmadığını sordu. Ancak siz arkadaşlarınızla bir akşam yemeği planı yapmıştınız. Bu durumda annenize akşam için planınızdan bahsederken “be going to” kullanmalısınız. Bu ünitede de geleceğe dair yaptığımız planlar hakkında bahsederken “be going to” kalıbını sık sık kullanacağız.

 

Gelecekte olacak planlı bir etkinlikten bahsederken “be going to” kullanılır. Örneğin;

 

We are going to spend our summer holiday in Antalya. 

(Yaz tatilimizi Antalya'da geçireceğiz.)

He is going to start a guitar course next month. 

(Gelecek ay gitar kursuna başlayacak.)

I am going to buy a new computer. 

(Yeni bir bilgisayar alacağım.)

 

 

Might: 

“Might” kip belirteci, “may” kip belirteci ile benzer kullanımlara sahiptir. Bu iki belirtecin arasındaki fark, “might” kip belirtecinin gerçekleşme ihtimali daha düşük olan durumlarda kullanılmasıdır. Olasılık belirtme, izin alma/izin verme gibi anlamlar içerir. Ayrıca “may” belirtecine göre daha resmi ve kibar bir kullanıma sahiptir. Doğrudan anlatımda “may” yapısı bulunan cümleler dolaylı anlatımda “might” yapısı ile ifade edilir. Olumlu, olumsuz ve soru kalıplarında kullanılabilen bu kip belirteci ile devrik cümle yapılarında da karşılaşılabilir. Etken (Active) cümlede özneden sonra, eylemden önce yer alır. Eylem yalın halde (bare infinitive) kullanılır. Edilgen cümlede ise “be+past participle” yapısıyla kullanılır. Örneğin; 

 

We might go to the concert if we can find tickets. 

(Bilet bulabilirsek konsere gidebiliriz.)

He said that he might come late. 

(Geç gelebileceğini söyledi.)

Might I borrow your dictionary for a moment? 

(Sözlüğünü bir anlığına ödünç alabilir miyim?)

 

Will: 

‘’Will’’ yardımcı fiili gelecek zaman cümlelerinde kullanılır. Cümleyi ‘’Simple Future Tense’’ yapısı ile kurmak istediğinizde ‘’will’’ yardımcı fiilini kullanmanız gerekir.

Bu yardım fiil; kesin gerçekleri veya olayları belirtirken, bir uyarı yapmak için veya ani bir karar verildiğinde, hazır olduğunu ifade ederken ve birisini davet etmek veya emir vermek gibi durumlarda kullanılır.

 

Olumlu, olumsuz cümle yapılarında ve soru cümlelerinde farklı versiyonlarla kullanılır:

Olumlu cümlelerde ‘’will’’ yardımcı fiili kullanılırken ‘’Özne + will + fiilin yalın hali’’ formülü; olumsuz cümlelerde kullanılırken ‘’Özne + will + not + fiilin yalın hali’’ formülü; soru cümlelerinde kullanılırken ise ‘’Will (not) + özne + fiilin yalın hali’’ formülü kullanılır. Örneğin; 

 

He will be 18 years old next month.

(O, gelecek ay 18 yaşında olacak.)

I promise, I won’t tell anyone your secret. 

(Söz veriyorum, sırrını kimseye söylemeyeceğim.)

Will you please close the door?

(Kapıyı kapatır mısın lütfen?)

 

 

10. Sınıf Ünite 3 – Legendary Figures (Efsanevi Figürler)

Üçüncü ünite olan Legendary Figures (Efsanevi Figürler); ünite kapsamında kelimeleri öğretirken, Simple Past Tense ve Past Continuous Tense gramer konularını ele almaktadır. 

 

Ünite kelimeleri: 

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
acceptkabul etmek
arguekavga etmek
attacksaldırmak, hücum etmek
be borndoğmak
becomeolmak
beginbaşlamak
believeinanmak
besiegekuşatmak
bookyer ayırtmak
borrowödünç almak
callaramak
come acrosskarşılaşmak
come backgeri gelmek
comegelmek
conquerfethetmek
cope withbaşa çıkmak
damagezarar vermek
darecesaret etmek
decidekarar vermek
defeatyenmek
describetarif etmek
designtasarlamak
destroytahrip etmek
dieölmek
dislikehoşlanmamak
dividebölmek
dunkbatırmak
establishkurmak
feel scaredkorkmak
fightdövüşmek, savaşmak
find outöğrenmek
findbulmak
focus onodaklanmak
give backgeri vermek
give permissionizin vermek
greet politelykibarca selamlamak
grow upbüyümek
hitvurmak
hugkucaklamak
ignoregörmezden gelmek
injuresakatlanmak
inspireilham almak
invadeele geçirmek
invitedavet etmek
join armyorduya katılmak
joinkatılmak
killöldürmek
landkaraya çıkmak
laughgülmek
learn the truthgerçeği öğrenmek
liveyaşamak
look afterbakmak
losekaybetmek
make a changedeğişiklik yapmak
manage tobaşarmak
movetaşınmak
offerteklif etmek
orderemretmek
plantdikmek
promisesöz vermek
respectsaygı duymak
returngeri dönmek
revengeintikam almak
savekurtarmak
saysöylemek
seegörmek
staykalmak
take caredikkat etmek
surrenderteslim olmak
wantistemek
watersulamak
winkazanmak
workçalışmak
worshipibadet etmek
write downyazmak
achievementbaşarı
ambitioushırslı
armyordu
battlesavaş

 

Legendary Figures (Efsanevi Figürler) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Simple Past Tense (Geçmiş Zaman): 

Simple Past Tense kalıbı, geçmişte başlamış ve bitmiş olan eylemlerden bahsederken kullanılır. Eylemlerin uzak ya da yakın geçmiş zamanda olması bir fark yaratmaz. Olumlu cümle kurmak için; Özne + Fiil (2. hali) + Nesne sırası izlenir. Olumsuz cümle kurarken, fiilin 1. hali kullanılır ve başına “did not” eklenir. Soru cümlelerinde ise, cümlenin başına “did” eklenir ve fiilin 1. hali kullanılır.

Olumlu CümleOlumsuz CümleSoru Cümlesi
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 2 + Nesne
I sang at the singing competition yesterday.
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + Verb 1 + Nesne
I didn’t sing at the singing competition yesterday.
Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 1 + Nesne
Did I sing at the singing competition yesterday?

 

Simple Past Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:

 

We visited the historical museum last weekend. 

(Geçen hafta sonu tarihi müzeyi ziyaret ettik.)

He wrote a letter to his friend yesterday.
(Dün arkadaşına bir mektup yazdı.)

I forgot my notebook in the classroom.
(Defterimi sınıfta unuttum.)

Shakespeare wrote many famous plays.
(Shakespeare birçok ünlü oyun yazdı.)

They built a new bridge over the river.
(Nehrin üzerine yeni bir köprü inşa ettiler.)

We swam in the sea every day last summer.
(Geçen yaz her gün denizde yüzdük.)

 

 

Past Continuous Tense (Şimdiki Zamanın Hikayesi):

Past Continuous Tense kalıbı, geçmiş zamanda gerçekleşip sona ermiş fakat bitmesi bir süre sürmüş eylemler için kullanılır. S-V-O (Özne-Fiil-Nesne) kuralı geçerlidir ve bu kalıp ile kurulan cümleler, özneye göre farklılık gösterir: “I/He-She-It” ile kurulan cümlelerde “was”; “You/We/They” ile kurulan cümlelerde “were” kullanılır. Olumsuz cümle kurarken; Özne + was/were not + Fiil + Nesne sırası izlenir. Soru cümlelerinde ise was/were kelimeleri cümlenin başına geçer. Bütün cümlelerde fiil mastar halinde (V-ing) kullanılır.

 

Olumlu CümleOlumsuz CümleSoru Cümlesi
Özne (I/He-She-It) + was + Fiil (V-ing) + Nesne
I was doing homework last night.
Özne (I/He-She-It) + was + not + Fiil (V-ing) + Nesne
I was not doing homework last night.
Was + Özne (I/He-She-It) + Fiil (V-ing) + Nesne
Was I doing homework last night?
Özne (You/We/They) + were + Fiil (V-ing) + Nesne
You were doing homework last night.
Özne (You/We/They) + were + not + Fiil (V-ing) + Nesne
You were not doing homework last night.
Were + Özne (You/We/They) + Fiil (V-ing) + Nesne
Were you doing homework last night?

 

Past Continuous Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:

It was raining when I left the house.
(Evden çıktığımda yağmur yağıyordu.)

What were you doing at 8 o'clock last night?
(Dün gece saat 8'de ne yapıyordun?

She was studying while her brother was watching TV.
(Kardeşi televizyon izlerken o ders çalışıyordu.)

We were having dinner when you called. 
(Sen aradığında biz akşam yemeği yiyorduk.)


I was watching a movie when my parents arrived.
(Annemle babam geldiğinde film izliyordum.)

You were sleeping on the sofa when I came in.
(Ben içeri girdiğimde sen kanepede uyuyordun.)

 

10. Sınıf Ünite 4 – Traditions (Gelenekler)

Dördüncü ünite olan Traditions (Gelenekler); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Used To kalıbını ve A/An/The belirteçlerini konu almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
Traditions/TraditionalGelenekler/Geleneksel
CustomGelenek/Görenek, adet
Habits Alışkanlıklar 
Old habits/traditions die hardEski alışkanlıklar/gelenekler zor ölür
ChangesDeğişiklikler
CelebrationsKutlamalar
TravelSeyahat etmek
Horse carriagesAt arabaları
FarmingTarım
PastGeçmiş
NowŞimdi
TodayBugün
Compare Karşılaştırmak
Keep aliveHayata tutunmak
EntertainEğlendirmek
Entertainment Eğlence
Folk danceHalk dansı
Puppet showsKukla gösterileri
Shadow playGölge oyunu
Tell stories/legendsHikayeler/efsaneler anlatmak
Break with traditionGeleneği bozmak
Go on holidayTatile gitmek
Wedding and engagement Düğün ve nişan
Visit Ziyaret
RelativesAkrabalar
FriendsArkadaşlar
Neighbours Komşular
Joint family Ortak aile
Nuclear familyÇekirdek aile
Special clothesÖzel kıyafetler
Look afterBakmak, ilgilenmek
NurseryKreş
Household appliances Ev aletleri
Eat outDışarıda yemek
TechnologicalTeknolojik
Educational Eğitici
Education Eğitim
HistoryTarih
Territory Bölge
Slaves Köleler
Charity Hayırseverlik
FoundationsVakıflar, kuruluşlar
Remarkable Dikkat çekici
PrayDua etmek, ibadet etmek
GovernmentHükümet, yönetim
CompulsoryZorunlu
Civic valuesSivil değerler
CirriculumMüfredat
WisdomAkıl, bilgelik
RespectSaygı duymak
PeacefulBarış, huzur, sakin

 

Traditions (Gelenekler) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Used To:

“Used to” kalıbı, geçmişte süreklilik göstermiş olan ancak şimdiki zamanda geçerliliğini yitirmiş olan alışkanlık, olay ve durumlardan bahsederken kullanılır. Bu kalıbı kullanırken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne sırası izlenmelidir. Olumlu cümle kurarken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne; olumsuz cümle kurarken Özne + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne; soru cümlesi kurarken Did + Özne + use to + Fiil (1. hal) + Nesne formülleri kullanılır.

Olumlu CümleOlumsuz CümleSoru Cümlesi
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + used to + Fiil (1. hal) + Nesne
I used to dance competitively.
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne
I didn’t use to dance competitively.
Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + use to + Fiil (1. hal) + Nesne
Did I use to dance competitively?

 

“Used To” kalıbıyla kurulan örnek cümleler:

 

I used to listen to pop music, but my music taste changed as I got older.
(Eskiden pop müzik dinlerdim ama büyüdükçe müzik zevkim değişti.)

You used to come over here more, what changed?
(Eskiden buraya daha çok gelirdin, ne değişti?)

She used to play volleyball but she can’t since she broke her arm.
(Eskiden voleybol oynardı ama kolunu kırdığından beri oynayamıyor.)

He used to be in a boy band, but he is a solo artist now.
(Eskiden bir erkek grubundaydı, ama o artık bir solo sanatçı.)

We used to go out every weekend, but we stay at home lately.
(Eskiden her hafta sonu dışarı çıkardık ama son zamanlarda evde kalıyoruz.)

Articles; A/An/The:

“Articles” İngilizcede bir ismin belirli veya belirsiz olarak tanımlanmasına yardımcı olan ve isme anlam veren ektir. Türkçe karşılığı olmadığından bu konuyu pekiştirmek için tablolara ve örneklere göz atalım:

‘A’ ve ‘an’ belirteçleri, isimlerin önüne gelen ve önünde olduğu ismin diğer bütün benzer cisimlerinden bir tanesi olduğunu belirten ve ‘herhangi’ anlamını taşıyan ekler olarak bilinirler. Mesela, birinden 'bir kalem' (a pen) istediğinizde, elindeki belirli bir kalemi değil, herhangi bir kalemi kastetmiş olursunuz. Örneğin;

Can I have pen, please?
(Bir kalem alabilir miyim, lütfen?)

She wants to be an English teacher. 
(O, bir İngilizce öğretmeni olmak istiyor.)

A’ ve ‘an’ belirteçleri, kelimenin okunuşuna göre cümlede yerlerini almaktadır. Bu durum, bu belirteçlerin kullanımına yönelik özel durumlar ortaya çıkarmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu özel durumlara dair kısa bir özet bulunmaktadır: 

a’ eki kullanımıan’ eki kullanımı
Ekten sonra gelen kelimenin ilk harfi sessiz olan kelimelerde: child, bee, mouse, fire, computer, phone, etc.Ekten sonra gelen kelimenin ilk harfi sesli olan kelimelerde: apple, English, Irish, old, usher, etc.
Sessiz harf ile başlayan ama okunuşu sesli harf olan kelimelerde: hour, honest, honor, etc.Sesli harf ile başlayan ama okunuşu sessiz harf olan kelimelerde: Europe, European, uniform, username,utility, etc.

 

‘A’ ve ‘an’ belirteçleri herhangi anlamını taşırken; ‘the’ belirteci, belirli bir objeyi vurgulanırken kullanılır. Mesela, özellikle istediğiniz bir elma veya mutfaktan alacağınız spesifik bir çatal için ‘the’ kullanılır. Ayrıca ‘a’ ve ‘an’ belirteçlerinde farklı olarak; ‘the’ belirteci hem tekil hem çoğul isimlerin önünde kullanılabilir. Örneğin;


I need the book on the table.
(Masanın üstündeki kitaba ihtiyacım var.)

 

Can you open the door?
(Kapıyı açabilir misin?)

 

10. Sınıf Ünite 5 – Travel (Seyahat)

Beşinci ünite olan Travel (Seyahat); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Present Perfect Tense gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite kapsamındaki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
all-inclusive stayherşey dahil konaklama
adventure vacationmacera tatili
all-inclusive hotelsher şey dahil oteller
beach vacationsplaj tatili
campingkamp yapma
cruise vacationgemi tatili
cultural vacationkültürel tatil
cycling vacationbisikletle çıkılan tatil
digital detoxkişinin elektronik aletlerden isteyerek uzak kalması
diving tripdalış gezisi
facility based vacationsolanak temelli tatiller
glampingtesislerde yapılan kamp
hiking vacationdoğa yürüyüşü tatili
jet skiingdeniz motosikleti
kayakingkano sporu
mountaineeringdağcılık
outdoor vacationsaçıkhava tatilleri
parasailingparaşütle uçma sporu
safari vacationsafari tatili
scuba divingtüple dalış
skiing vacationkayak tatili
snorkellingşnorkelle yüzme
sports toursspor gezileri
staycationevde geçirilen tatil
sunbathinggüneşlenme
surfingsörf yapma
trekking and hiking vacationsdoğa yürüyüşü tatilleri
voluntourismgönüllü turizm
windsurfingrüzgar sörfü
a two- night stayiki gece konaklama
a window seatcam kenarı koltuk
accommodationkonaklama
airline companyhavayolu şirketi
all-inclusive resorther şey dahil tatil yeri
all-inclusive stayherşey dahil konaklama
an aisle seatkoridor koltuğu
arrivalvarış
availablemüsait, uygun
B&Boda kahvaltı
bad sideskötü yönler
baggage allowancebagaj limiti
be abroadyurtdışında olmak
book a flightuçak bileti rezervasyonu yapmak
book a roomoda rezervasyonu yapmak
booking a roomoda rezervasyonu yapmak
boutiquebutik mağaza
bungalowbungalov ev
bus journeyotobüs yolculuğu
by the windowcam kenarı
campsitekamp yeri
caravankaravan
check-inbiletini kontrol etmek
climateiklim
confirm your flightuçuşu onaylamak
contact numberiletişim numarası
cuisinemutfak kültürü
durationsüre
excursiongezi
first classbirinci sınıf
food and restaurantsyemek ve restoranlar
good sidesiyi yönler
half-board stayyarım pansiyon konaklama
have itchy feetleyleği havada görmek(deyim)
historic sitestarihi yerler
hit the roadyola çıkmak
hoursaat
identitykimlik
landmarkşehir simgesi
locationkonum
make a reservationrezervasyon yapmak
must-see placesmutlaka görülmesi gereken yerler
national parksmilli parklar
non-smoking areasigara içilmeyen bölüm
one table for four4 kişilik masa
paddle boardingkürek sörfü
palacesaray
passengeryolcu
pricefiyat

 

Travel (Seyahat) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Present Perfect Tense:

Present Perfect Tense kalıbı, geçmişte belirsiz bir zamanda gerçekleşmiş olan veya geçmişte başlayıp etkisi/sonucu hala devam eden durumları anlatmak için kullanılır. Bu kalıpla cümle oluştururken;özne + have/has yardımcı fiili + fiilin 3. hali formülü kullanılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; eylemin gerçekleştiği tarihe dair bir zaman belirteci vermemek ve geçmişte yapılan eylemin etkisinin hala devam ediyor olmasıdır.

Olumlu Cümle
(S + have/has + V3)
Olumsuz Cümle
(S + have/has + V3)
Soru Cümlesi
(have/has + S + V3)
I have been here before. (Buraya daha önce geldim.)I have not been here before. (Buraya daha önce gelmedim.)Have I been here before? (Buraya daha önce geldim mi?)
You have been here before. (Buraya daha önce geldin.)You have not been here before. (Buraya daha önce gelmedin.)Have you been here before? (Buraya daha önce geldin mi?)
He/She/It has been here before. (O buraya daha önce geldi.)He/She/It has not been here before. (O buraya daha önce gelmedi.)Has he/she/it been here before? (O buraya daha önce geldi mi?)

 

Present Perfect Tense yapısı ile kurulan örnek cümleler:

 

She has cleaned the house.
(O, evi temizledi.)

He has broken his phone.
(Telefonunu kırdı.)

We have finished our dinner.
(Akşam yemeğimizi bitirdik.)

It hasn't rained today.
(Bugün yağmur yağmadı.)


Have they started the meeting?
(Toplantıya başladılar mı?)

Have you ever been to Istanbul?
(Hiç İstanbul gittin mi?)

 

 

10. Sınıf Ünite 6 – Helpful Tips (Yardımcı İpuçları)

Altıncı ünite olan Helpful Tips (Yardımcı İpuçları); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, tavsiye vermede kullanılan ‘Should’, ‘Ought to’, ‘Had Better’ kalıplarını, zorunluluk bildiren ‘Must/Have to’ yapılarını ve ‘If Clause Type 1’ konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

advicetavsiye
ask for advicetavsiye istemek
ask for permissionizin istemek
be confidentkendinden emin olmak
become extinctsoyu tükenmek
boundarysınır
carbon footprintkarbon ayak izi
catch a coldnezle olmak, üşütmek
check messagesmesajları kontrol etmek
choiceseçim, tercih
clean the houseevi temizlemek
clean the refrigeratorbuzdolabını temizlemek
communicating with peopleinsanlarla iletişim kurmak
consequencenetice, sonuç
consumptiontüketim
contributekatkıda bulunmak
cope withbaşa çıkmak
cut offkesmek
damage ecological balanceekolojik dengeye zarar vermek
dampnemli
disappearyok olmak
discover yourselfkendini keşfetmek
discoverkeşfetmek
distractiondikkatin dağılması
do the cookingyemek yapmak
do the laundryçamaşırları yıkamak
do the shoppingalışveriş yapmak
dust the furnituremobilyanın tozunu almak
empty the dishwasherbulaşık makinesini boşaltmak
energy sourcesenerji kaynakları
environment-friendlyçevre dostu
fabrickumaş
face faminekıtlıkla karşılaşmak
fearkorku
feel annoyedrahatsız hissetmek
fold the clothesçamaşırları katlamak
get a degreemezun olmak
get the jobiş bulmak
give advicetavsiye vermek
go on a dietdiyet yapmak
handleidare etmek
hang out the washingçamaşır asmak
have a bad coughkötü öksürmek
have a job interviewiş görüşmesi yapmak
have a stomachachekarnı ağrımak
helping peopleinsanlara yardım etmek
inferanlam çıkarmak
insurancesigorta
iron the clotheskıyafetleri ütülemek
lawyasa, hukuk
learning difficultiesöğrenme zorlukları
leave rubbish aroundçöpleri etrafa bırakmak
libertyözgürlük
load the dishwasherbulaşık makinesini doldurmak
lose weightkilo vermek
lowerdaha düşük
make a decisionkarar vermek
make eye contactgöz teması kurmak
make noisegürültü yapmak
make the bedyatağı toplamak
mow the lawnçimleri biçmek
obey the ruleskurallara uymak
occurortaya çıkmak
parental pressureaile baskısı
pass all your examsbütün sınavlarını geçmek
paying the taxesvergileri ödemek
recycle the bottlesşişeleri geri dönüştürmek
refereehakem
rely ongüvenmek
remove a stainleke çıkarmak
remove the wrinkleskırışıklıkları gidermek
renewable energyyenilenebilir enerji
researcharaştırmak
responsiblesorumlu
rules and regulationskural ve düzenler

 

Helpful Tips (Yardımcı İpuçları) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Bu ünitede “Giving Advice” başlığı altında “Should”“Had Better” ve “Ought” to kalıplarını göreceğiz. Bu kalıplar bize kaçırılan fırsatlar hakkında ve geleceğe dair tavsiyeler vermektedir.

Should/Ought To:

Tavsiye ve öneri vermek istediğimizde genellikle should kelimesini kullanırız. Fiilin önüne eklenen bu kelime; cümleye tavsiye, öneri anlamlarını katar. Should kelimesi haricinde, bu anlamda kullanılan ought to ve had better yapıları da vardır.

Should ve ought to aynı anlama gelirler: Her ikisi de tavsiye anlamında kullanılır, cümleye ’iyi bir fikir’ ya da ‘bunu yapman önemli’ gibi anlamlar katarlar. Örneğin;

You should / ought to eat more vegetables for a healthy life. 

(Sağlıklı bir yaşam için daha fazla sebze yemelisin.)


She should / ought to finish her project before the deadline.

(Projeyi teslim tarihinden önce bitirmesi iyi olur/bitirmesi önemli.)

 

Had Better:

“Had better”, temelde ”should” ve “ought to” ile aynı anlama gelir; ümleye öneri, tavsiye anlamı katar. Ancak “had better”, genellikle cümleye ‘bu tavsiyeye uymazsan, sonucu kötü olabilir’ anlamını da ekler. Başka bir deyişle daha güçlü bir tavsiye anlamı katar. Örneğin;

You had better leave now, or you will miss your flight. 

(Şimdi çıksan iyi olur, yoksa uçağını kaçıracaksın.)


He had better tell the truth before it's too late. 

(Çok geç olmadan doğruyu söylese iyi olur.)

 

Obligations; Must/Have To/Ought To:

Must kelimesi, temelde bir durumun çok gerekli ya da zorunlu olması anlamına gelir. Bir cümlede bu kelime kullanıldıysa, bu o eylemin kesinlikle gerçekleşmesi gerektiğini bize anlatır. Hemen hemen aynı anlama gelen ‘’Have to’’ yardımcı fiiline göre daha az kullanılır. Must; aynı zamanda gereklilik ve zorunluluk, mecburiyet, karşıdaki kişinin isteğini öğrenirken de kullanılır. Örneğin;

I must start my assignment today if I want to finish it on time. 

(Zamanında bitirmek istiyorsam, ödevime bugün başlamalıyım.)

 

We must protect the environment for a better future. 

(Daha iyi bir gelecek için çevreyi korumalıyız/korumak zorundayız.)

 

‘’Must’’ kalıbı genellikle zorunluluk ya da güçlü tavsiye cümleleri için kullanılmasına karşın; olumsuzu olan mustn’t ise cümle içinde yasaklar için kullanılır. Örneğin;

You mustn't talk loudly in the cinema. 

(Sinemada yüksek sesle konuşmak yasaktır.)

You mustn't touch the paintings in the museum. 

(Müzedeki tablolara dokunmak yasaktır.)

 

Have to / ought to kalıpları; genellikle kanun, gelenek, ya da üçüncü bir kişi nedeniyle kaçınılmayacak ve yapılması zorunlu tutulan eylemlerde kullanılır. Örneğin;

I have to do my military service. 

(Askerlik görevimi yapmak zorundayım.)

 

People ought to follow the traditions during the holidays. 

(İnsanlar bayramlarda gelenekleri takip etmeli.)

 

If Clause 1:

Gelecekte gerçekleşmesi mümkün ve olası durumlar hakkında konuşurken “The First Conditional” (If Clause Type 1) kullanılır. Bu yapıda; yan cümlenin yüklemi “simple present”, ana cümleninki ise (will/can/may/might)+ “infinitive” olarak kullanılır. IF + Simple Present + (will/can/may/might)+ Infinitive formülünü takip ederek cümle kurabilirsiniz. Örneğin; 

If I find his number, I will call him.

(Eğer numarasını bulursam, onu arayacağım.)

 

If you study hard, you can pass the exam. 

(Eğer sıkı çalışırsan, sınavı geçebilirsin.)

 

If it is sunny at the weekend, we may go for a picnic. 

(Eğer hafta sonu hava güneşli olursa, pikniğe gidebiliriz.)

 

 

10. Sınıf Ünite 7 – Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller)

Yedinci ünite olan Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Comparative and Superlative gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
bagelsimit
bakefırında pişirmek
bitteracılı
black pepperkarabiber
boilsuda kaynatmak
candlemum
celebrationkutlama
chickentavuk
children’s dayçocuk bayramı
chopdoğramak
christmasnoel
competitionmüsabaka, yarışma
cookpişirmek
cookery showsyemek programları
cooking processpişirme işlemi
costumeskostümler
cuisinemutfak kültürü
cultural diversitykültürel çeşitlilik
cultural eventskültürel etkinlikler
culturekültür
decorationsüsleme, dekor
deliciouslezzetli
delightlokum
desserttatlı
dishyemek
dragon danceejderha dansı
easterpaskalya
eid / ramadan feastramazan bayramı
enthusiasticallycoşkuyla
event locationetkinliğin yeri
eventetkinlik
excitementheyecan, coşku
fancy dresseskarnaval kıyafetleri
guestskonuklar, misafirler
halloweencadılar bayramı
healthysağlıklı
heatısırmak
holykutsal
independence daybağımsızlık bayramı
ingredientsmalzemeler
international festivaluluslararası festival
jarkavanoz
joy of livingyaşama sevinci
lambkuzu
lanternsfener
lion danceaslan dansı
main eventsana etkinlikler
marchmarş
meatet
melterimek, eritmek
military bandaskeri bando
mixkarıştırmak
national dishesulusal yemekler
national festivalulusal bayram
new yearyeni yıl
oil lampgaz lambası
organizerdüzenleyici
parsleymaydanoz
peelsoymak
peppersbiber
performancegösteri
picklesturşu
placekoymak
guestskonuklar, misafirler
halloweencadılar bayramı
healthysağlıklı
heatısırmak
holykutsal
independence daybağımsızlık bayramı
ingredientsmalzemeler
international festivaluluslararası festival
jarkavanoz
joy of livingyaşama sevinci
lambkuzu
lanternsfener
lion danceaslan dansı
main eventsana etkinlikler
marchmarş
meatet
melterimek, eritmek
military bandaskeri bando
mixkarıştırmak
national dishesulusal yemekler
national festivalulusal bayram
new yearyeni yıl
oil lampgaz lambası

 

Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

Comparative and Superlative:

Comparative ve Superlative yapılarını, kıyaslama yaparken kullanırız. İki nesneyi, kişiyi veya kavramı birbiriyle karşılaştırırken 'Comparative' (Karşılaştırma) sıfatlarından yararlanırız. Karşılaştırma sıfatları, yalın yapıdaki bir sıfatın değiştirilmesi ile oluşturulur. Bu değişimse düzenli ve düzensiz olarak ikiye ayrılır. Düzenli yapıya sahip tek heceli sıfatlar “-er” eki alarak karşılaştırma sıfatlarına dönüştürülür. Bu ek veya değişim ile sıfatlar Türkçedeki “daha” anlamını kazanırlar. Örneğin; 

My brother is taller than than me.
(Erkek kardeşim benden daha uzun.)

Bunun dışında tek heceli olmayan sıfatlar “-er” eki almak yerine önlerine “more” yazılır. Bu şekilde “more + sıfat (adj.)” yapısında olan karşılaştırma sıfatları yine düzenli sayılmaktadırlar. Örneğin;

He is more handsome than everyone else.
(O, diğer herkesten daha yakışıklı.)

Comparative cümle yapısı içerisinde karşılaştırma sıfatı haline gelmiş olan sıfat sonrasında “than” sözcüğünü alır. Türkçede “-dan, -den” eklerinin karşılığı olan “than” cümledeki karşılaştırılan şeyleri bağlamayı sağlar. Örneğin;

My grandpa is older than my grandma.
(Büyükbabam büyükannemden daha yaşlı.)

İngilizcede üstünlük belirtmek adına kullanılan sıfat türevlerine ‘Superlative’(Üstünlük Derecesi) denmektedir. Türkçede kullanılan “en” sözcüğü yerine kullanılan bu sıfatlar, yalın haldeki sözcüklerin çeşitli şekillerde türetilmesi ile oluşmuştur. Comparative yapısındaki gibi tek heceli düzenli sıfatlar “-est” eki alırlarken, birden çok heceli sıfatların başlarına da “most” sözcüğü getirilir. Örneğin;

Elon Musk is the richest man in the world.
(Elon Musk dünyanın en zengin adamı.)

That is the most expensive shoes I’ve ever seen.
(Bunlar şimdiye kadar gördüğüm en pahalı ayakkabı.)

Superlative cümle yapısında ise olmazsa olmaz öge üstünlük belirten sıfatın önüne gelen “the” sözcüğüdür. Bu sözcüğün Türkçede tam bir karşılığı olmasa da İngilizcede genel olarak spesifik bir şeyi belirtir ve bu sebeple de Superlative cümle yapısında gereklidir. Örneğin; 

Mount Everest is the highest mountain in the world. 

(Everest Dağı, dünyadaki en yüksek dağdır.)

She is the most successful student in the class. 

(O, sınıftaki en başarılı öğrencidir.)

 

10. Sınıf Ünite 8 – Digital Era (Dijital Hayat)

Sekizinci ünite olan Digital Era (Dijital Hayat); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Relative Clauses gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
access the informationbilgiye ulaşmak
accesserişim
addicted tobağımlı
addictivealışkanlık yapan
affectetkilemek
big dealçok önemli
black & white tvsiyah beyaz televizyon
call peopleinsanları aramak
check accounthesabını kontrol etmek
contactirtibat kurmak
control e-mailse-postaları kontrol etmek
criticizeeleştirmek
curved tvkavisli televizyon
depend onbağlı olmak
dominatehakim olmak
download musicmüzik indirmek
game consoleoyun konsolu
habitalışkanlık
hardwaredonanım
homepageanasayfa
increaseartmak
innovationyenilik
join chat roomssohbet odalarına katılmak
keep in touchiletişim halinde bulunmak
keyboardklavye
latest developmentsen son gelişmeler
listen to musicmüzik dinlemek
make easierkolaylaştırmak
make friendsarkadaş edinmek
memory cardhafıza kartı
mousefare
navigation systemsyön bulma sistemi
negative effectsolumsuz etkiler
netiquetteinternet görgü kuralları
offensive languagesaldırgan dil
online coursescanlı ders
organ replacementorgan nakli
play gamesoyun oynamak
pocket-sizeküçük boy
positive effectsolumlu etkiler
keep in touchiletişim halinde bulunmak
keyboardklavye
latest developmentsen son gelişmeler
listen to musicmüzik dinlemek
make easierkolaylaştırmak
make friendsarkadaş edinmek
memory cardhafıza kartı
mousefare
navigation systemsyön bulma sistemi
negative effectsolumsuz etkiler
netiquetteinternet görgü kuralları
offensive languagesaldırgan dil
online coursescanlı ders
organ replacementorgan nakli
play gamesoyun oynamak
pocket-sizeküçük boy
positive effectsolumlu etkiler
make friendsarkadaş edinmek
memory cardhafıza kartı
mousefare
navigation systemsyön bulma sistemi
negative effectsolumsuz etkiler
netiquetteinternet görgü kuralları
offensive languagesaldırgan dil
online coursescanlı ders
organ replacementorgan nakli
play gamesoyun oynamak
pocket-sizeküçük boy
positive effectsolumlu etkiler
read blogsblog okumak
save timezaman kazanmak
savekaydetmek
send messagesmesaj göndermek
storedepolama
surf on the Netinternette gezinmek
tagetiketlemek
technological devicesteknolojik cihazlar
typewriterdaktilo
use social mediasosyal medyayı kullanmak
using technologyteknolojiyi kullanma
viaaracılığıyla
waste of moneypara israfı
wireless printerkablosuz yazıcı
write blogsblog yazmak
read blogsblog okumak
save timezaman kazanmak
savekaydetmek

 

 

Digital Era (Dijital Hayat) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Relative Clauses:

Relative Clause, İngilizcede arasında bağlantı bulunan iki cümleyi birleştirmek amacıyla kullanılan bir yapıdır. İngilizcede arasında ilişki bulunan iki cümleyi bağlamak amacıyla kullanılan “who, which, that, whom, where” gibi “Relative Pronoun” adı verilen kelimeler vardır. Bu bağlaçlardan ‘who’, ‘which’ ve ‘that’ kelimelerini ve bu kelimelerin kullanım alanlarını birlikte görelim.

 

İngilizcede “Who” kelimesi, Türkçedeki “Kim” anlamına gelir. Eğer var olan iki cümlede bir insanı niteliyorsak bu durumda iki cümleyi bağlamak amacıyla ‘who’ bağlacı kullanılır.

Nitelemek istediğimiz duruma göre bu cümleler iki farklı şekilde bağlanabilir. Örneğin; 

 

The singer who has a great voice is very famous. 

(Harika bir sesi olan şarkıcı çok ünlüdür.)

 

The famous singer who released a new album is from England. 

(Yeni bir albüm çıkaran ünlü şarkıcı İngilterelidir.)

 

“Which” bağlacı, İngilizcede nesneleri ve hayvanları nitelemek amacıyla kullanılan bir relative pronoun’dur. Eğer var olan iki cümlede nitelenmek istenen şey hayvan ya da nesne ise ‘which’ kullanılır. Örneğin; 

 

The cat which is sleeping on the sofa is very cute. 

(Kanepede uyuyan kedi çok sevimlidir.)

 

The cute cat which is on the sofa is sleeping. 

(Kanepenin üzerindeki sevimli kedi uyuyor.)

 

Relative Clause yapısında, bazı durumlarda ‘who’ ve ‘which’ yerine ‘that’ bağlacı kullanılabilir. Ancak bu her durumda mümkün olmaz. Eğer cümlede, relative pronoun sol tarafında virgül ya da preposition (in, on, at vb.) varsa ‘who’ ve ‘which’ yerine ‘that’ kesinlikle kullanılamaz. Doğru kullanıma örnek olarak;

 

The cake that my mother made is delicious. 

(Annemin yaptığı kek lezzetlidir.)

 

This is the best movie that I have ever watched. 

(Bu, şimdiye kadar izlediğim en iyi filmdir.)

 

10. Sınıf Ünite 9 – Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar)

Dokuzuncu ünite olan Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, If Clause 2 ve Wish Clause gramer konularını ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:

 

İNGİLİZCETÜRKÇE
abilityyetenek
achievebaşarmak
become invisiblegörünmez olmak
bravecesur
calm downsakinleştirmek
competeyarışmak
cureçare, tedavi
dangertehlike
deadlineson teslim tarihi
diseasehastalık
endurancedayanıklılık
enemydüşman
extraordinaryolağan dışı
folk talehalk hikayesi
fulfilluygulamak
get adaptedalışmak
grow upbüyümek
guntabanca
have a chanceşans bulmak
abilityyetenek
achievebaşarmak
become invisiblegörünmez olmak
bravecesur
calm downsakinleştirmek
competeyarışmak
cureçare, tedavi
dangertehlike
deadlineson teslim tarihi
diseasehastalık
endurancedayanıklılık
enemydüşman
extraordinaryolağan dışı
folk talehalk hikayesi
fulfilluygulamak
get adaptedalışmak
grow upbüyümek
guntabanca
have a chanceşans bulmak
heroinekadın kahraman
inventionicat
investyatırım yapmak
investmentyatırım
invisibilitygörünmezlik
jump highyükseğe zıplamak
knowledgebilgi
lack of rainkuraklık
lifestyleyaşam tarzı
make effortçaba göstermek
milestonesönemli olay
noted peopletanınmış kişiler
pesticidestarım ilaçları
postponeertelemek
protectkorumak
proudkıvançlı, gururlu
representtemsil etmek
rivalrakip
superpowersüper güç
supersonicsesten hızlı
talentedyetenekli
throw webörümcek ağı atmak
travel to spaceuzaya seyahat etmek
unbelievableinanılmaz
violenceşiddet
weaponsilah
heroinekadın kahraman
inventionicat
investyatırım yapmak
investmentyatırım
invisibilitygörünmezlik
jump highyükseğe zıplamak
knowledgebilgi
lack of rainkuraklık
lifestyleyaşam tarzı
make effortçaba göstermek
milestonesönemli olay
noted peopletanınmış kişiler
pesticidestarım ilaçları
postponeertelemek
protectkorumak
proudkıvançlı, gururlu
representtemsil etmek
rivalrakip
superpowersüper güç
supersonicsesten hızlı
talentedyetenekli

 

 

Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

If Clause 2:

Gelecekte ya da şimdiki zamanda gerçekleşmesi olası görünmeyen, hayal edilen olaylar hakkında konuşurken “The Second Conditional” (Type 2) kullanılır. Bu yapıda; yan cümlenin yüklemi “simple past”, ana cümleninki ise (would) + “infinitive” olarak kullanılır. IF + Simple Past + (would)+ Infinitive formülünü takip ederek cümle kurabilirsiniz. Örneğin;

 

If I were you, I would tell him the truth. 
(Senin yerinde olsaydım, ona doğruyu söylerdim.)

If we lived in London, we would go to the theatre every weekend.
(Eğer Londra'da yaşasaydık, her hafta sonu tiyatroya giderdik.)

If it didn't rain, we would go for a walk.
(Eğer yağmur yağmasaydı, yürüyüşe çıkardık.)

 

Wish Clause:

İngilizcede “wish clause” kalıbı; istekleri, pişmanlıkları ifade etmek için ve karşıdaki insandan bir ricada bulunacağınızda kullanılan bir kalıptır. İngilizcede “keşke” anlamını vermek için “if only” ve “wish” kalıpları kullanılır. “If only” kalıbının verdiği anlam daha güçlü olduğu için genellikle günlük hayatta “wish” kalıplarından yararlanılır. 

 

Cümlenin gramatik yapısı geçmiş zamana ait olsa da Past Tense ve ‘if only’ kalıpları bir araya geldiğinde geçmişteki bir olaydan bahsetmez, şimdiki zamanda gerçekleşen bir pişmanlık durumundan bahseder. Örneğin;

 

If onlyhad enough time, I would join the theater club.
(Keşke yeterli vaktim olsaydı, tiyatro kulübüne katılırdım.)

 

If only’ kalıbı Past Perfect Tense ile kullanıldığında geçmişte yaşanan olaylara karşı duyulan pişmanlıkları anlatmak için kullanılır. Örneğin:

If only I had studied more, I would have passed the exam.
(Keşke daha çok çalışsaydım, sınavı geçerdim.)

 

Present Continuous ve wish clause bir arada kullanıldığında cümlenin şimdiki zaman hali yapısında değil, kast edilen anlamında bulunur. Şu anda yaşanılan durumdan veya gelecekte gerçekleşmesi dilenen bir durumdan bahsediliyorsa şimdiki zaman ve wish clause anlamsal olarak birlikte kullanılır. Örneğin; 

 

I wish I were lying on a beach in Hawaii at the moment.
(Keşke şu an Hawaii'de bir plajda uzanıyor olsaydım.)

 

Future Tense ve wish clause cümleleri; gelecekte değişebilecek, değişmesi istenilen durumlar için kullanılır. Genellikle bu cümleler “wish + would” kalıbı ile kurulur. Bu kalıbı bilmek dileklerinizi ve isteklerinizi daha rahat ifade edebilmenize yardımcı olacaktır. Örneğin;

 

I wish he would call me more often.
(Keşke beni daha sık arasa.)

 

10. Sınıf Ünite 10 – Shopping (Alışveriş)

Onuncu ünite olan Shopping (Alışveriş); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Active ve Passive Voice gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:

 

TÜRKÇETÜRKÇE
appearortaya çıkmak
brand-consciousmarka bilinci
checkoutkasa
clothes shopkıyafet mağazası
color choicesrenk seçenekleri
culturekültür
designtasarım
discountindirim
fabrickumaş
fituymak
fitting roomdeneme kabini
go window shoppingvitrinlere bakmak
in cashnakit
outfitkıyafet
out-of-season salessezon dışı indirimler
payödemek
pocket moneycep harçlığı
prefertercih etmek
put ongiymek
receiptfiş
save moneypara biriktirmek
set upkurmak
shop assistantsatış görevlisi
shop till you dropdüşüp bayılana kadar alışveriş yapmak
spend moneypara harcamak
suituymak (kıyafet)
traditional costumegeleneksel kostüm
trydenemek
waste moneyboşa para harcamak
weargiymek
weddingdüğün
put ongiymek

 

 

Shopping (Alışveriş) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:

 

Active ve Passive Voice:

Active ve passive voice, İngilizcedeki cümle yapılarından biridir ve cümlenin öznesinin etken ya da edilgen olduğunu belirtir. Etken cümlede, özne eylemi gerçekleştirirken; edilgen cümlede ise özne eylemin alıcısıdır. Örneğin; 

 

He played the lead role. (O, başrolü oynadı.) active (etken) bir cümledir.

 

The lead role was played by him. (Başrol, onun tarafından oynandı.) passive (edilgen) bir cümledir. 

 

Passive (Edilgen) cümlelerde, eylem özneden sonra gelen “by” kelimesi ile belirtilir. İsteğe bağlı kullanılan bu kelime, eylemin kimin tarafından yapıldığı belli olmadığında bu kelime kullanılmaz. Örneğin;

 

This book was written by Oscar Wilde.
(Bu kitap Oscar Wilde tarafından yazıldı.)

My car was stolen last night.
(Arabam dün gece çalındı.)

These photos weren't taken by me.
(Bu fotoğraflar benim tarafımdan çekilmedi.)

The radio wasn't repaired.
(Radyo tamir edilmedi.)


Passive Voice soru cümlesi yapısında; eylemin kimin tarafından yapıldığını belirten by eki aynı olumlu ve olumsuz cümle yapısındaki gibi isteğe bağlı olarak kullanılır. Örneğin;


Was the window broken by the wind?
(Pencere rüzgar tarafından mı kırıldı?)

Were the invitations sent yesterday? 
(Davetiyeler dün mü gönderildi?)

 

 

10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

10. Sınıf İngilizce Nasıl Denir?
“10. sınıf”, İngilizcede ‘’tenth grade’’ ya da “10th grade” şeklinde ifade edilir.

10. Sınıfta İngilizce Var Mı?
Evet, 10. sınıf ders müfredatında İngilizce dersi vardır.

10. Sınıf İngilizce Yanında Ne Demek? 
“Yanında” kelimesinin İngilizcesi, “next to” şeklindedir.

10. Sınıf İngilizce Dersinde Ne Öğretilir?
10. sınıf İngilizce ünitelerinde; Okul Hayatı, Planlar, Efsanevi Rakamlar, Gelenekler, Seyahat, Faydalı İpuçları, Yemek ve Festivaller, Dijital Çağ, Efsaneni Figürler, Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar, Alışveriş başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu üniteler kapsamında kelimeler ve çeşitli gramer kuralları öğretilmektedir.