10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı
17 Eyl 2026
10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı
10. sınıf İngilizce konu anlatımlarında; Okul Hayatı, Planlar, Efsanevi Rakamlar, Gelenekler, Seyahat, Faydalı İpuçları, Yemek ve Festivaller, Dijital Çağ, Efsaneni Figürler, Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar, Alışveriş başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu içerik, bu üniteleri kısa konu anlatımları ve örnekler üzerinde sizlere sunmaktadır.
10. Sınıf Ünite 1 – School Life (Okul Hayatı)
Birinci ünite olan School Life (Okul Hayatı); okul hayatında yaptılan etkinlikleri ve etkileşime geçilen kişi ve nesnelerin İngilizce isimlerini öğretmekle birlikte, Simple Present Tense, Present Continuous Tense zaman kalıplarını ve Özne/Nesne sorularını ele almaktadır. Öncelikli olarak, okul hayatında karşımıza çıkan kelimlerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| School | Okul |
| Life | Yaşam / Hayat |
| Advice | Tavsiye |
| Art room | Resim odası |
| Astronomy | Astronomi |
| Attend | Katılmak |
| Best friend | En yakın arkadaş |
| Borrow | Ödünç almak |
| Canteen | Kantin |
| Catch the bus | Otobüsü yakalamak |
| Break time | Teneffüs |
| Classmate | Sınıf arkadaşı |
| Computer lab | Bilgisayar laboratuvarı |
| Correct | 1 |
| Corridor | Koridor |
| Daily routine | Günlük alışkanlık |
| Divide | Bölmek |
| Doing research | Araştırma yapmak |
| Doing an experiment | Bir deney yapmak |
| Exam | Sınav |
| Explain | Açıklamak |
| Focus on | Odaklanmak |
| Free time | Boş zaman |
| Geography | Coğrafya |
| Gym | Spor salonu |
| High school | Lise |
| History | Tarih |
| Math | Matematik |
| Idiom | Deyim |
| Library | Kütüphane |
| Literature | Edebiyat |
| Music room | Müzik odası |
| Optional subjects | Seçmeli ders |
| Pass exam | Sınavı geçmek |
| Proverbs | Atasözü |
| Science lab | Bilim laboratuvarı |
| Staff room | Personel odası |
| Survey | Anket |
| Topic | Konu |
| Winter holiday | Kış tatili |
School Life (Okul Hayatı) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları:
Simple Present Tense (Geniş Zaman):
İngilizcenin en temel konularından biri olan Simple Present Tense zaman kalıbı ile; sürekli olan, genel geçer ve bilimsel olayları ifade edebiliriz. Bu zaman yapısıyla kurulan cümlelerdeki fiillerin yapısı cümlenin öznesine göre farklılık gösterir:
Olumlu cümlelerde öznesi “I, You, We, They” olan fiil her zaman mastar, yani fiilin ilk hali olarak kullanılırken; “He, She, It“ üçüncü tekil şahıs özneleriyle cümleler kurulduğunda fiil “-s” eki alır.
Olumsuz cümlelerde “I, You, We, They” özneleriyle birlikte fiilin önüne getirilen olumsuzluk anlamını vermek için “do” ve ondan sonra “not” yardımcı fiili gelmelidir. “He, She, It” özneleriyle birlikte fiilden önce getirilen olumsuzluk anlamını vermek için “does” ve ardından “not” yardımcı fiili bulunmalıdır. Ek olarak, fiil çıplak mastar olarak oluşturulur.
Soru cümlelerinde ise yardımcı fiil cümlenin başında, fiil ise “Do/Does + Özne + V1?” gibi her zaman birinci halde olmalıdır.
Bu zaman kalıbında, “to be” fiilleri “am, is ve are” olarak karşımıza çıkar. Bu fiili; insanların, nesnelerin, yerlerin ve fikirlerin koşullarından bahsederken kullanırız. Olumlu cümlelerde “I” dan sonra “am” gelir; “He, She, It” den sonra “is” gelir; “I, You, We, They” den sonra ise “are” gelir.
Olumsuz cümlelerde “to be” fiilinin özne ile kullanımı olumlu cümlelerdeki ile aynıdır. Ayrıca olumsuzluk anlamını vermek için “to be” fiilinden sonra “not” da eklememiz gerekir.
Soru cümlelerinde ise “olmak” fiili cümlenin başına gelir: “Am/Is/Are + Özne + …?”
Fiillerle oluşturan cümle yapısı:
| Özne | Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I, You, We, They | Verb 1 Example: I / You / We/ They save money. | Do not (don’t) + Verb 1 Example: I / You / We/ They don’t save money. | Do + Subject + Verb 1 Example: Do I / You / We / They save money? |
| He, She, It | Verb + s Example: He / She saves money. | Does not (Doesn’t) + Verb 1 Example: He / She doesn’t save money. | Does + Subject + Verb 1 Example: Does He/She save money? |
“To be” ile oluşturulan cümle yapısı:
| Özne | Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I | Am Example: I am hungry. | Am not Example: I am not hungry. | Am I …? Example: Am I hungry? |
| You, We, They | Are Example: You / We / They are hungry. | Are not (aren’t) Example: You / We / They are not hungry. | Are You/We/They …? Example: Are You / We / They hungry? |
| He, She, It | Is Example: He / She / It is hungry. | Is not (Isn’t) Example: He / She / It is not hungry. | Is He/She/It …? Example: Is He / She / It hungry? |
Simple Present Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:
I play guitar.
(Ben gitar çalarım.)
You go to the gym every day.
(Sen her gün spor salonuna gidiyorsun.)
It looks like it is going to rain.
(Yağmur yağacak gibi görünüyor.)
She doesn’t know about the surprise party.
(O, sürpriz partiyi bilmiyor.)
They don’t listen to me.
(Onlar beni dinlemezler.)
We study literature.
(Biz edebiyat okuyoruz.)
Do I look younger than my age?
(Yaşımdan küçük mü görünüyorum?)
Does he play football?
(O, futbol oynar mı?)
Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman):
Present Continuous Tense kalıbı; öncelikli olarak şu anda olmakta olan eylemler için kullanılır, fakat yaygın olarak gelecek zamanı ifade etmek için de kullanılmaktadır. Bu durumda, gelecek zamandan bahsettiğimizi netleştirmek için zaman zarfları kullanmamız gerekir.
Bu kalıbı kullanırken; Özne + Fiil + Nesne (Subject + Verb + Object) sıralaması geçerlidir. “I” öznesiyle “am + fiil + nesne”, “He, She, It” özneleriyle “is + fiil + nesne”, “You, We, They” özneleriyle “are + fiil + nesne” şeklinde cümle kurulur.
Olumsuz cümlelerde “am, is, are” kelimelerinden sonra “not” yazılır. Soru cümlelerinde ise özne, “am, is, are” kelimeleriyle yer değiştirir. Bütün cümlelerde fiiller mastar halinde, yani İngilizce karşılığı olan “-ing” ekini alır.
| Olumlu Cümle | Olumsuz Cümle | Soru Cümlesi |
| Özne (I) + am + Fiil + Nesne (V-ing) I’m taking the plane to London. | Özne (I) + am + not + Fiil + Nesne (V-ing) I’m not taking the plane to London. | Am + Özne (I) + Fiil + Nesne (V-ing) Am I taking the plane to London? |
| Özne (He/She/It) + is + Fiil + Nesne (V-ing) She’s taking the plane to London. | Özne (He/She/It) + is + not + Fiil + Nesne (V-ing) She’s not taking the plane to London. | Is + Özne (He/She/It) +Fiil + Nesne (V-ing) Is she taking the plane to London? |
| Özne (You/We/They) + are + Fiil + Nesne (V-ing) They are taking the plane to London. | Özne (You/We/They) + are + not + Fiil + Nesne (V-ing) They aren’t taking the plane to London . | Are + Özne (You/We/They) + Fiil + Nesne (V-ing) Are they taking the plane to London? |
Present Continuous Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:
I’m studying medicine.
(Ben tıp okuyorum.)
My sister is learning how to play piano.
(Kardeşim piyano çalmayı öğreniyor.)
Are you preparing lunch for school?
(Okul için öğlen yemeği mi hazırlıyorsun?)
He is planning to leave the country after he graduates.
(Mezun olduktan sonra ülkeden ayrılmayı planlıyor.)
They are playing football in garden.
(Bahçede futbol oynuyorlar.)
We are throwing a party tonight.
(Bu akşam parti veriyoruz.)
She’s listening her favorite song.
(En sevdiği şarkıyı dinliyor.)
You are looking amazing.
(Harika görünüyorsun.)
Özne ve Nesne Soruları:
Bu soruların cümle tipleri genel olarak şöyle açıklanabilir:
Özneyi soran sorularda who ve what soru ifadeleri özne durumundadır. Bu yüzden cümle düz bir cümleymiş gibi yapılır; do/does/did kullanılmaz. Örneğin;
Who wants some coffee? I want some coffee.
(Kim biraz kahve ister? Ben isterim.)
What makes that noise? The washing machine makes that noise.
(O sesi ne çıkarıyor? O sesi çamaşır makinesi çıkarıyor.)
Nesneyi soran sorularda do/does/did yardımcı fiilleri özneden önce kullanılır. Örneğin;
What did you buy from the market? I bought some apples.
(Marketten ne aldın? Biraz elma aldım.)
Who does he love? He loves me.
(O kimi seviyor? O beni seviyor.)
10. Sınıf Ünite 2 – Plans (Planlar)
İkinci ünite olan Plans (Planlar); okul hayatında planlalanan etkinlikleri ve geleceğe yönelik etkileşimlerimizin İngilizce isimlerini öğretirken, Be Going To ve Simple Future Tense (Will) gelecek zaman yapılarını ve olasılık/izin durumlarında kullanılan ‘Might’ modal fiilini kapsamaktadır.
Ünite içindeki fiiller:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| arrange a party | parti düzenlemek |
| arrive | varmak |
| be looking forward to | dört gözle beklemek |
| be over the moon | sevinçten uçmak |
| buy groceries | yiyecek almak |
| call | telefonla aramak |
| carry | taşımak |
| celebrate | kutlamak |
| celebration | kutlama |
| come back | geri dönmek |
| cook dinner | yemek pişirmek |
| cycling | bisiklete binme |
| doing shopping | alışveriş yapmak |
| eating out | dışarıda yemek |
| enjoy time | iyi vakit geçirmek |
| fail | başarısız olmak |
| faint | bayılmak |
| finish homework | ödevini bitirmek |
| finish report | raporu bitirmek |
| fly to | uçakla gitmek |
| give a hand | yardım etmek |
| go shopping | alışverişe gitmek |
| going camping | kampa gitmek |
| going on a picnic | pikniğe gitmek |
| going out of the city | şehir dışına gitmek |
| going to a concert | konsere gitmek |
| hanging around with friends | arkadaşlarla dolaşmak |
| have a party | parti yapmak |
| having a barbecue | mangal yapmak |
| having dinner | akşam yemeği yemek |
| interested in | ilgisini çekmek |
| jogging | hafif koşu |
| joining a party | partiye katılmak |
| leave the house | evden ayrılmak |
| make a plan | plan yapmak |
| meet friends | arkadaşlarla buluşmak |
| pick up kids | çocukları almak |
| prepare a shopping list | alışveriş listesi hazırlamak |
| receive a message | mesaj almak |
| refreshment | canlanma |
| relaxation | dinlenme |
| represent | temsil etmek |
| ride | sürmek |
| see dentist | dişçiye gitmek |
| seeing a movie | film izlemek |
| spend a week | bir hafta geçirmek |
| spending time together | birlikte zaman geçirmek |
| split | ayrılmak |
| staying in a tent | çadırda kalmak |
| take a quick decision | hızlıca karar almak |
| taking a city tour | şehir turu yapmak |
| throw a party | parti vermek |
| tidy | toplamak |
| trekking | doğa yürüyüşü |
| turn the light on | ışığı açmak |
| visiting a museum | müze ziyaret etmek |
| visiting the grannies | büyükanne ve büyükbabayı ziyaret etmek |
| watch a comedy | komedi filmi izlemek |
Ünite içindeki isimler:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| arrangement | Ayarlama |
| balloons | balonlar |
| barbecue party | mangal partisi |
| beauty contests | güzellik yarışmaları |
| birthday party | doğum günü partisi |
| cake | pasta |
| candles | mumlar |
| clowns | palyaçolar |
| cookies | kurabiyeler |
| decision | karar |
| decorations | süslemeler |
| destination | gidilecek yer |
| dinner party | yemekli davet |
| dormitory | yurt |
| dress | elbise |
| drinks/beverages | içecekler |
| earring | küpe |
| education | eğitim |
| emotions | hisler |
| family | aile |
| fancy dress party | kıyafet balosu |
| future plan | gelecek plan |
| games | oyunlar |
| garden | bahçe |
| gifts | hediyeler |
| graduation ceremony | mezuniyet töreni |
| graduation party | mezuniyet partisi |
| have a party | parti yapmak |
| housewarming party | hoş geldin partisi |
| instructor | eğitmen |
| intention | niyet |
| long term plans | uzun dönem planları |
| memories | anılar |
| music | müzik |
| promise | söz |
| ring | yüzük |
| science competitions | bilim yarışmaları |
| shirt | gömlek |
| shoes | ayakkabı |
| social life | sosyal hayat |
| sporting event | sport etkinlikleri |
| surprise party | sürpriz parti |
| talent contests | yetenek yarışmaları |
| tie | kravat |
| trainer | eğitmen, antrönör |
| unplanned situations | planlanmamış durumlar |
| vacation | tatil |
| wedding anniversary | evlilik yıldönümü |
| wedding ceremony | nikah töreni |
| work | çalışma |
| throw a party | parti vermek |
| tidy | toplamak |
| trekking | doğa yürüyüşü |
| visiting a museum | müze ziyaret etmek |
Plans (Planlar) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Be Going To:
‘Be Going To’ kalıbı, gelecekten bahsederken kullanımına başvurduğumuz bir yapıdır. “Will” ifadesinden farklı olarak, bu yapıyı önceden planlanmış etkinlikler/olaylar için kullanabiliriz. Örneğin; yine annenizle evde oturuyorsunuz ve anneniz size bugün akşam yemeği için bir planınız olup olmadığını sordu. Ancak siz arkadaşlarınızla bir akşam yemeği planı yapmıştınız. Bu durumda annenize akşam için planınızdan bahsederken “be going to” kullanmalısınız. Bu ünitede de geleceğe dair yaptığımız planlar hakkında bahsederken “be going to” kalıbını sık sık kullanacağız.
Gelecekte olacak planlı bir etkinlikten bahsederken “be going to” kullanılır. Örneğin;
We are going to spend our summer holiday in Antalya.
(Yaz tatilimizi Antalya'da geçireceğiz.)
He is going to start a guitar course next month.
(Gelecek ay gitar kursuna başlayacak.)
I am going to buy a new computer.
(Yeni bir bilgisayar alacağım.)
Might:
“Might” kip belirteci, “may” kip belirteci ile benzer kullanımlara sahiptir. Bu iki belirtecin arasındaki fark, “might” kip belirtecinin gerçekleşme ihtimali daha düşük olan durumlarda kullanılmasıdır. Olasılık belirtme, izin alma/izin verme gibi anlamlar içerir. Ayrıca “may” belirtecine göre daha resmi ve kibar bir kullanıma sahiptir. Doğrudan anlatımda “may” yapısı bulunan cümleler dolaylı anlatımda “might” yapısı ile ifade edilir. Olumlu, olumsuz ve soru kalıplarında kullanılabilen bu kip belirteci ile devrik cümle yapılarında da karşılaşılabilir. Etken (Active) cümlede özneden sonra, eylemden önce yer alır. Eylem yalın halde (bare infinitive) kullanılır. Edilgen cümlede ise “be+past participle” yapısıyla kullanılır. Örneğin;
We might go to the concert if we can find tickets.
(Bilet bulabilirsek konsere gidebiliriz.)
He said that he might come late.
(Geç gelebileceğini söyledi.)
Might I borrow your dictionary for a moment?
(Sözlüğünü bir anlığına ödünç alabilir miyim?)
Will:
‘’Will’’ yardımcı fiili gelecek zaman cümlelerinde kullanılır. Cümleyi ‘’Simple Future Tense’’ yapısı ile kurmak istediğinizde ‘’will’’ yardımcı fiilini kullanmanız gerekir.
Bu yardım fiil; kesin gerçekleri veya olayları belirtirken, bir uyarı yapmak için veya ani bir karar verildiğinde, hazır olduğunu ifade ederken ve birisini davet etmek veya emir vermek gibi durumlarda kullanılır.
Olumlu, olumsuz cümle yapılarında ve soru cümlelerinde farklı versiyonlarla kullanılır:
Olumlu cümlelerde ‘’will’’ yardımcı fiili kullanılırken ‘’Özne + will + fiilin yalın hali’’ formülü; olumsuz cümlelerde kullanılırken ‘’Özne + will + not + fiilin yalın hali’’ formülü; soru cümlelerinde kullanılırken ise ‘’Will (not) + özne + fiilin yalın hali’’ formülü kullanılır. Örneğin;
He will be 18 years old next month.
(O, gelecek ay 18 yaşında olacak.)
I promise, I won’t tell anyone your secret.
(Söz veriyorum, sırrını kimseye söylemeyeceğim.)
Will you please close the door?
(Kapıyı kapatır mısın lütfen?)
10. Sınıf Ünite 3 – Legendary Figures (Efsanevi Figürler)
Üçüncü ünite olan Legendary Figures (Efsanevi Figürler); ünite kapsamında kelimeleri öğretirken, Simple Past Tense ve Past Continuous Tense gramer konularını ele almaktadır.
Ünite kelimeleri:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| accept | kabul etmek |
| argue | kavga etmek |
| attack | saldırmak, hücum etmek |
| be born | doğmak |
| become | olmak |
| begin | başlamak |
| believe | inanmak |
| besiege | kuşatmak |
| book | yer ayırtmak |
| borrow | ödünç almak |
| call | aramak |
| come across | karşılaşmak |
| come back | geri gelmek |
| come | gelmek |
| conquer | fethetmek |
| cope with | başa çıkmak |
| damage | zarar vermek |
| dare | cesaret etmek |
| decide | karar vermek |
| defeat | yenmek |
| describe | tarif etmek |
| design | tasarlamak |
| destroy | tahrip etmek |
| die | ölmek |
| dislike | hoşlanmamak |
| divide | bölmek |
| dunk | batırmak |
| establish | kurmak |
| feel scared | korkmak |
| fight | dövüşmek, savaşmak |
| find out | öğrenmek |
| find | bulmak |
| focus on | odaklanmak |
| give back | geri vermek |
| give permission | izin vermek |
| greet politely | kibarca selamlamak |
| grow up | büyümek |
| hit | vurmak |
| hug | kucaklamak |
| ignore | görmezden gelmek |
| injure | sakatlanmak |
| inspire | ilham almak |
| invade | ele geçirmek |
| invite | davet etmek |
| join army | orduya katılmak |
| join | katılmak |
| kill | öldürmek |
| land | karaya çıkmak |
| laugh | gülmek |
| learn the truth | gerçeği öğrenmek |
| live | yaşamak |
| look after | bakmak |
| lose | kaybetmek |
| make a change | değişiklik yapmak |
| manage to | başarmak |
| move | taşınmak |
| offer | teklif etmek |
| order | emretmek |
| plant | dikmek |
| promise | söz vermek |
| respect | saygı duymak |
| return | geri dönmek |
| revenge | intikam almak |
| save | kurtarmak |
| say | söylemek |
| see | görmek |
| stay | kalmak |
| take care | dikkat etmek |
| surrender | teslim olmak |
| want | istemek |
| water | sulamak |
| win | kazanmak |
| work | çalışmak |
| worship | ibadet etmek |
| write down | yazmak |
| achievement | başarı |
| ambitious | hırslı |
| army | ordu |
| battle | savaş |
Legendary Figures (Efsanevi Figürler) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Simple Past Tense (Geçmiş Zaman):
Simple Past Tense kalıbı, geçmişte başlamış ve bitmiş olan eylemlerden bahsederken kullanılır. Eylemlerin uzak ya da yakın geçmiş zamanda olması bir fark yaratmaz. Olumlu cümle kurmak için; Özne + Fiil (2. hali) + Nesne sırası izlenir. Olumsuz cümle kurarken, fiilin 1. hali kullanılır ve başına “did not” eklenir. Soru cümlelerinde ise, cümlenin başına “did” eklenir ve fiilin 1. hali kullanılır.
| Olumlu Cümle | Olumsuz Cümle | Soru Cümlesi |
| Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 2 + Nesne I sang at the singing competition yesterday. | Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + Verb 1 + Nesne I didn’t sing at the singing competition yesterday. | Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 1 + Nesne Did I sing at the singing competition yesterday? |
Simple Past Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:
We visited the historical museum last weekend.
(Geçen hafta sonu tarihi müzeyi ziyaret ettik.)
He wrote a letter to his friend yesterday.
(Dün arkadaşına bir mektup yazdı.)
I forgot my notebook in the classroom.
(Defterimi sınıfta unuttum.)
Shakespeare wrote many famous plays.
(Shakespeare birçok ünlü oyun yazdı.)
They built a new bridge over the river.
(Nehrin üzerine yeni bir köprü inşa ettiler.)
We swam in the sea every day last summer.
(Geçen yaz her gün denizde yüzdük.)
Past Continuous Tense (Şimdiki Zamanın Hikayesi):
Past Continuous Tense kalıbı, geçmiş zamanda gerçekleşip sona ermiş fakat bitmesi bir süre sürmüş eylemler için kullanılır. S-V-O (Özne-Fiil-Nesne) kuralı geçerlidir ve bu kalıp ile kurulan cümleler, özneye göre farklılık gösterir: “I/He-She-It” ile kurulan cümlelerde “was”; “You/We/They” ile kurulan cümlelerde “were” kullanılır. Olumsuz cümle kurarken; Özne + was/were not + Fiil + Nesne sırası izlenir. Soru cümlelerinde ise was/were kelimeleri cümlenin başına geçer. Bütün cümlelerde fiil mastar halinde (V-ing) kullanılır.
| Olumlu Cümle | Olumsuz Cümle | Soru Cümlesi |
| Özne (I/He-She-It) + was + Fiil (V-ing) + Nesne I was doing homework last night. | Özne (I/He-She-It) + was + not + Fiil (V-ing) + Nesne I was not doing homework last night. | Was + Özne (I/He-She-It) + Fiil (V-ing) + Nesne Was I doing homework last night? |
| Özne (You/We/They) + were + Fiil (V-ing) + Nesne You were doing homework last night. | Özne (You/We/They) + were + not + Fiil (V-ing) + Nesne You were not doing homework last night. | Were + Özne (You/We/They) + Fiil (V-ing) + Nesne Were you doing homework last night? |
Past Continuous Tense yapısıyla kurulan örnek cümleler:
It was raining when I left the house.
(Evden çıktığımda yağmur yağıyordu.)
What were you doing at 8 o'clock last night?
(Dün gece saat 8'de ne yapıyordun?
She was studying while her brother was watching TV.
(Kardeşi televizyon izlerken o ders çalışıyordu.)
We were having dinner when you called.
(Sen aradığında biz akşam yemeği yiyorduk.)
I was watching a movie when my parents arrived.
(Annemle babam geldiğinde film izliyordum.)
You were sleeping on the sofa when I came in.
(Ben içeri girdiğimde sen kanepede uyuyordun.)
10. Sınıf Ünite 4 – Traditions (Gelenekler)
Dördüncü ünite olan Traditions (Gelenekler); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Used To kalıbını ve A/An/The belirteçlerini konu almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
|---|---|
| Traditions/Traditional | Gelenekler/Geleneksel |
| Custom | Gelenek/Görenek, adet |
| Habits | Alışkanlıklar |
| Old habits/traditions die hard | Eski alışkanlıklar/gelenekler zor ölür |
| Changes | Değişiklikler |
| Celebrations | Kutlamalar |
| Travel | Seyahat etmek |
| Horse carriages | At arabaları |
| Farming | Tarım |
| Past | Geçmiş |
| Now | Şimdi |
| Today | Bugün |
| Compare | Karşılaştırmak |
| Keep alive | Hayata tutunmak |
| Entertain | Eğlendirmek |
| Entertainment | Eğlence |
| Folk dance | Halk dansı |
| Puppet shows | Kukla gösterileri |
| Shadow play | Gölge oyunu |
| Tell stories/legends | Hikayeler/efsaneler anlatmak |
| Break with tradition | Geleneği bozmak |
| Go on holiday | Tatile gitmek |
| Wedding and engagement | Düğün ve nişan |
| Visit | Ziyaret |
| Relatives | Akrabalar |
| Friends | Arkadaşlar |
| Neighbours | Komşular |
| Joint family | Ortak aile |
| Nuclear family | Çekirdek aile |
| Special clothes | Özel kıyafetler |
| Look after | Bakmak, ilgilenmek |
| Nursery | Kreş |
| Household appliances | Ev aletleri |
| Eat out | Dışarıda yemek |
| Technological | Teknolojik |
| Educational | Eğitici |
| Education | Eğitim |
| History | Tarih |
| Territory | Bölge |
| Slaves | Köleler |
| Charity | Hayırseverlik |
| Foundations | Vakıflar, kuruluşlar |
| Remarkable | Dikkat çekici |
| Pray | Dua etmek, ibadet etmek |
| Government | Hükümet, yönetim |
| Compulsory | Zorunlu |
| Civic values | Sivil değerler |
| Cirriculum | Müfredat |
| Wisdom | Akıl, bilgelik |
| Respect | Saygı duymak |
| Peaceful | Barış, huzur, sakin |
Traditions (Gelenekler) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Used To:
“Used to” kalıbı, geçmişte süreklilik göstermiş olan ancak şimdiki zamanda geçerliliğini yitirmiş olan alışkanlık, olay ve durumlardan bahsederken kullanılır. Bu kalıbı kullanırken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne sırası izlenmelidir. Olumlu cümle kurarken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne; olumsuz cümle kurarken Özne + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne; soru cümlesi kurarken Did + Özne + use to + Fiil (1. hal) + Nesne formülleri kullanılır.
| Olumlu Cümle | Olumsuz Cümle | Soru Cümlesi |
| Özne (I/You/We/He-She-It/They) + used to + Fiil (1. hal) + Nesne I used to dance competitively. | Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne I didn’t use to dance competitively. | Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + use to + Fiil (1. hal) + Nesne Did I use to dance competitively? |
“Used To” kalıbıyla kurulan örnek cümleler:
I used to listen to pop music, but my music taste changed as I got older.
(Eskiden pop müzik dinlerdim ama büyüdükçe müzik zevkim değişti.)
You used to come over here more, what changed?
(Eskiden buraya daha çok gelirdin, ne değişti?)
She used to play volleyball but she can’t since she broke her arm.
(Eskiden voleybol oynardı ama kolunu kırdığından beri oynayamıyor.)
He used to be in a boy band, but he is a solo artist now.
(Eskiden bir erkek grubundaydı, ama o artık bir solo sanatçı.)
We used to go out every weekend, but we stay at home lately.
(Eskiden her hafta sonu dışarı çıkardık ama son zamanlarda evde kalıyoruz.)
Articles; A/An/The:
“Articles” İngilizcede bir ismin belirli veya belirsiz olarak tanımlanmasına yardımcı olan ve isme anlam veren ektir. Türkçe karşılığı olmadığından bu konuyu pekiştirmek için tablolara ve örneklere göz atalım:
‘A’ ve ‘an’ belirteçleri, isimlerin önüne gelen ve önünde olduğu ismin diğer bütün benzer cisimlerinden bir tanesi olduğunu belirten ve ‘herhangi’ anlamını taşıyan ekler olarak bilinirler. Mesela, birinden 'bir kalem' (a pen) istediğinizde, elindeki belirli bir kalemi değil, herhangi bir kalemi kastetmiş olursunuz. Örneğin;
Can I have a pen, please?
(Bir kalem alabilir miyim, lütfen?)
She wants to be an English teacher.
(O, bir İngilizce öğretmeni olmak istiyor.)
‘A’ ve ‘an’ belirteçleri, kelimenin okunuşuna göre cümlede yerlerini almaktadır. Bu durum, bu belirteçlerin kullanımına yönelik özel durumlar ortaya çıkarmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu özel durumlara dair kısa bir özet bulunmaktadır:
| a’ eki kullanımı | an’ eki kullanımı |
| Ekten sonra gelen kelimenin ilk harfi sessiz olan kelimelerde: child, bee, mouse, fire, computer, phone, etc. | Ekten sonra gelen kelimenin ilk harfi sesli olan kelimelerde: apple, English, Irish, old, usher, etc. |
| Sessiz harf ile başlayan ama okunuşu sesli harf olan kelimelerde: hour, honest, honor, etc. | Sesli harf ile başlayan ama okunuşu sessiz harf olan kelimelerde: Europe, European, uniform, username,utility, etc. |
‘A’ ve ‘an’ belirteçleri herhangi anlamını taşırken; ‘the’ belirteci, belirli bir objeyi vurgulanırken kullanılır. Mesela, özellikle istediğiniz bir elma veya mutfaktan alacağınız spesifik bir çatal için ‘the’ kullanılır. Ayrıca ‘a’ ve ‘an’ belirteçlerinde farklı olarak; ‘the’ belirteci hem tekil hem çoğul isimlerin önünde kullanılabilir. Örneğin;
I need the book on the table.
(Masanın üstündeki kitaba ihtiyacım var.)
Can you open the door?
(Kapıyı açabilir misin?)
10. Sınıf Ünite 5 – Travel (Seyahat)
Beşinci ünite olan Travel (Seyahat); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Present Perfect Tense gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite kapsamındaki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| all-inclusive stay | herşey dahil konaklama |
| adventure vacation | macera tatili |
| all-inclusive hotels | her şey dahil oteller |
| beach vacations | plaj tatili |
| camping | kamp yapma |
| cruise vacation | gemi tatili |
| cultural vacation | kültürel tatil |
| cycling vacation | bisikletle çıkılan tatil |
| digital detox | kişinin elektronik aletlerden isteyerek uzak kalması |
| diving trip | dalış gezisi |
| facility based vacations | olanak temelli tatiller |
| glamping | tesislerde yapılan kamp |
| hiking vacation | doğa yürüyüşü tatili |
| jet skiing | deniz motosikleti |
| kayaking | kano sporu |
| mountaineering | dağcılık |
| outdoor vacations | açıkhava tatilleri |
| parasailing | paraşütle uçma sporu |
| safari vacation | safari tatili |
| scuba diving | tüple dalış |
| skiing vacation | kayak tatili |
| snorkelling | şnorkelle yüzme |
| sports tours | spor gezileri |
| staycation | evde geçirilen tatil |
| sunbathing | güneşlenme |
| surfing | sörf yapma |
| trekking and hiking vacations | doğa yürüyüşü tatilleri |
| voluntourism | gönüllü turizm |
| windsurfing | rüzgar sörfü |
| a two- night stay | iki gece konaklama |
| a window seat | cam kenarı koltuk |
| accommodation | konaklama |
| airline company | havayolu şirketi |
| all-inclusive resort | her şey dahil tatil yeri |
| all-inclusive stay | herşey dahil konaklama |
| an aisle seat | koridor koltuğu |
| arrival | varış |
| available | müsait, uygun |
| B&B | oda kahvaltı |
| bad sides | kötü yönler |
| baggage allowance | bagaj limiti |
| be abroad | yurtdışında olmak |
| book a flight | uçak bileti rezervasyonu yapmak |
| book a room | oda rezervasyonu yapmak |
| booking a room | oda rezervasyonu yapmak |
| boutique | butik mağaza |
| bungalow | bungalov ev |
| bus journey | otobüs yolculuğu |
| by the window | cam kenarı |
| campsite | kamp yeri |
| caravan | karavan |
| check-in | biletini kontrol etmek |
| climate | iklim |
| confirm your flight | uçuşu onaylamak |
| contact number | iletişim numarası |
| cuisine | mutfak kültürü |
| duration | süre |
| excursion | gezi |
| first class | birinci sınıf |
| food and restaurants | yemek ve restoranlar |
| good sides | iyi yönler |
| half-board stay | yarım pansiyon konaklama |
| have itchy feet | leyleği havada görmek(deyim) |
| historic sites | tarihi yerler |
| hit the road | yola çıkmak |
| hour | saat |
| identity | kimlik |
| landmark | şehir simgesi |
| location | konum |
| make a reservation | rezervasyon yapmak |
| must-see places | mutlaka görülmesi gereken yerler |
| national parks | milli parklar |
| non-smoking area | sigara içilmeyen bölüm |
| one table for four | 4 kişilik masa |
| paddle boarding | kürek sörfü |
| palace | saray |
| passenger | yolcu |
| price | fiyat |
Travel (Seyahat) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Present Perfect Tense:
Present Perfect Tense kalıbı, geçmişte belirsiz bir zamanda gerçekleşmiş olan veya geçmişte başlayıp etkisi/sonucu hala devam eden durumları anlatmak için kullanılır. Bu kalıpla cümle oluştururken;özne + have/has yardımcı fiili + fiilin 3. hali formülü kullanılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; eylemin gerçekleştiği tarihe dair bir zaman belirteci vermemek ve geçmişte yapılan eylemin etkisinin hala devam ediyor olmasıdır.
| Olumlu Cümle (S + have/has + V3) | Olumsuz Cümle (S + have/has + V3) | Soru Cümlesi (have/has + S + V3) |
| I have been here before. (Buraya daha önce geldim.) | I have not been here before. (Buraya daha önce gelmedim.) | Have I been here before? (Buraya daha önce geldim mi?) |
| You have been here before. (Buraya daha önce geldin.) | You have not been here before. (Buraya daha önce gelmedin.) | Have you been here before? (Buraya daha önce geldin mi?) |
| He/She/It has been here before. (O buraya daha önce geldi.) | He/She/It has not been here before. (O buraya daha önce gelmedi.) | Has he/she/it been here before? (O buraya daha önce geldi mi?) |
Present Perfect Tense yapısı ile kurulan örnek cümleler:
She has cleaned the house.
(O, evi temizledi.)
He has broken his phone.
(Telefonunu kırdı.)
We have finished our dinner.
(Akşam yemeğimizi bitirdik.)
It hasn't rained today.
(Bugün yağmur yağmadı.)
Have they started the meeting?
(Toplantıya başladılar mı?)
Have you ever been to Istanbul?
(Hiç İstanbul gittin mi?)
10. Sınıf Ünite 6 – Helpful Tips (Yardımcı İpuçları)
Altıncı ünite olan Helpful Tips (Yardımcı İpuçları); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, tavsiye vermede kullanılan ‘Should’, ‘Ought to’, ‘Had Better’ kalıplarını, zorunluluk bildiren ‘Must/Have to’ yapılarını ve ‘If Clause Type 1’ konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| advice | tavsiye |
| ask for advice | tavsiye istemek |
| ask for permission | izin istemek |
| be confident | kendinden emin olmak |
| become extinct | soyu tükenmek |
| boundary | sınır |
| carbon footprint | karbon ayak izi |
| catch a cold | nezle olmak, üşütmek |
| check messages | mesajları kontrol etmek |
| choice | seçim, tercih |
| clean the house | evi temizlemek |
| clean the refrigerator | buzdolabını temizlemek |
| communicating with people | insanlarla iletişim kurmak |
| consequence | netice, sonuç |
| consumption | tüketim |
| contribute | katkıda bulunmak |
| cope with | başa çıkmak |
| cut off | kesmek |
| damage ecological balance | ekolojik dengeye zarar vermek |
| damp | nemli |
| disappear | yok olmak |
| discover yourself | kendini keşfetmek |
| discover | keşfetmek |
| distraction | dikkatin dağılması |
| do the cooking | yemek yapmak |
| do the laundry | çamaşırları yıkamak |
| do the shopping | alışveriş yapmak |
| dust the furniture | mobilyanın tozunu almak |
| empty the dishwasher | bulaşık makinesini boşaltmak |
| energy sources | enerji kaynakları |
| environment-friendly | çevre dostu |
| fabric | kumaş |
| face famine | kıtlıkla karşılaşmak |
| fear | korku |
| feel annoyed | rahatsız hissetmek |
| fold the clothes | çamaşırları katlamak |
| get a degree | mezun olmak |
| get the job | iş bulmak |
| give advice | tavsiye vermek |
| go on a diet | diyet yapmak |
| handle | idare etmek |
| hang out the washing | çamaşır asmak |
| have a bad cough | kötü öksürmek |
| have a job interview | iş görüşmesi yapmak |
| have a stomachache | karnı ağrımak |
| helping people | insanlara yardım etmek |
| infer | anlam çıkarmak |
| insurance | sigorta |
| iron the clothes | kıyafetleri ütülemek |
| law | yasa, hukuk |
| learning difficulties | öğrenme zorlukları |
| leave rubbish around | çöpleri etrafa bırakmak |
| liberty | özgürlük |
| load the dishwasher | bulaşık makinesini doldurmak |
| lose weight | kilo vermek |
| lower | daha düşük |
| make a decision | karar vermek |
| make eye contact | göz teması kurmak |
| make noise | gürültü yapmak |
| make the bed | yatağı toplamak |
| mow the lawn | çimleri biçmek |
| obey the rules | kurallara uymak |
| occur | ortaya çıkmak |
| parental pressure | aile baskısı |
| pass all your exams | bütün sınavlarını geçmek |
| paying the taxes | vergileri ödemek |
| recycle the bottles | şişeleri geri dönüştürmek |
| referee | hakem |
| rely on | güvenmek |
| remove a stain | leke çıkarmak |
| remove the wrinkles | kırışıklıkları gidermek |
| renewable energy | yenilenebilir enerji |
| research | araştırmak |
| responsible | sorumlu |
| rules and regulations | kural ve düzenler |
Helpful Tips (Yardımcı İpuçları) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Bu ünitede “Giving Advice” başlığı altında “Should”, “Had Better” ve “Ought” to kalıplarını göreceğiz. Bu kalıplar bize kaçırılan fırsatlar hakkında ve geleceğe dair tavsiyeler vermektedir.
Should/Ought To:
Tavsiye ve öneri vermek istediğimizde genellikle should kelimesini kullanırız. Fiilin önüne eklenen bu kelime; cümleye tavsiye, öneri anlamlarını katar. Should kelimesi haricinde, bu anlamda kullanılan ought to ve had better yapıları da vardır.
Should ve ought to aynı anlama gelirler: Her ikisi de tavsiye anlamında kullanılır, cümleye ’iyi bir fikir’ ya da ‘bunu yapman önemli’ gibi anlamlar katarlar. Örneğin;
You should / ought to eat more vegetables for a healthy life.
(Sağlıklı bir yaşam için daha fazla sebze yemelisin.)
She should / ought to finish her project before the deadline.
(Projeyi teslim tarihinden önce bitirmesi iyi olur/bitirmesi önemli.)
Had Better:
“Had better”, temelde ”should” ve “ought to” ile aynı anlama gelir; ümleye öneri, tavsiye anlamı katar. Ancak “had better”, genellikle cümleye ‘bu tavsiyeye uymazsan, sonucu kötü olabilir’ anlamını da ekler. Başka bir deyişle daha güçlü bir tavsiye anlamı katar. Örneğin;
You had better leave now, or you will miss your flight.
(Şimdi çıksan iyi olur, yoksa uçağını kaçıracaksın.)
He had better tell the truth before it's too late.
(Çok geç olmadan doğruyu söylese iyi olur.)
Obligations; Must/Have To/Ought To:
Must kelimesi, temelde bir durumun çok gerekli ya da zorunlu olması anlamına gelir. Bir cümlede bu kelime kullanıldıysa, bu o eylemin kesinlikle gerçekleşmesi gerektiğini bize anlatır. Hemen hemen aynı anlama gelen ‘’Have to’’ yardımcı fiiline göre daha az kullanılır. Must; aynı zamanda gereklilik ve zorunluluk, mecburiyet, karşıdaki kişinin isteğini öğrenirken de kullanılır. Örneğin;
I must start my assignment today if I want to finish it on time.
(Zamanında bitirmek istiyorsam, ödevime bugün başlamalıyım.)
We must protect the environment for a better future.
(Daha iyi bir gelecek için çevreyi korumalıyız/korumak zorundayız.)
‘’Must’’ kalıbı genellikle zorunluluk ya da güçlü tavsiye cümleleri için kullanılmasına karşın; olumsuzu olan mustn’t ise cümle içinde yasaklar için kullanılır. Örneğin;
You mustn't talk loudly in the cinema.
(Sinemada yüksek sesle konuşmak yasaktır.)
You mustn't touch the paintings in the museum.
(Müzedeki tablolara dokunmak yasaktır.)
Have to / ought to kalıpları; genellikle kanun, gelenek, ya da üçüncü bir kişi nedeniyle kaçınılmayacak ve yapılması zorunlu tutulan eylemlerde kullanılır. Örneğin;
I have to do my military service.
(Askerlik görevimi yapmak zorundayım.)
People ought to follow the traditions during the holidays.
(İnsanlar bayramlarda gelenekleri takip etmeli.)
If Clause 1:
Gelecekte gerçekleşmesi mümkün ve olası durumlar hakkında konuşurken “The First Conditional” (If Clause Type 1) kullanılır. Bu yapıda; yan cümlenin yüklemi “simple present”, ana cümleninki ise (will/can/may/might)+ “infinitive” olarak kullanılır. IF + Simple Present + (will/can/may/might)+ Infinitive formülünü takip ederek cümle kurabilirsiniz. Örneğin;
If I find his number, I will call him.
(Eğer numarasını bulursam, onu arayacağım.)
If you study hard, you can pass the exam.
(Eğer sıkı çalışırsan, sınavı geçebilirsin.)
If it is sunny at the weekend, we may go for a picnic.
(Eğer hafta sonu hava güneşli olursa, pikniğe gidebiliriz.)
10. Sınıf Ünite 7 – Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller)
Yedinci ünite olan Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Comparative and Superlative gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| bagel | simit |
| bake | fırında pişirmek |
| bitter | acılı |
| black pepper | karabiber |
| boil | suda kaynatmak |
| candle | mum |
| celebration | kutlama |
| chicken | tavuk |
| children’s day | çocuk bayramı |
| chop | doğramak |
| christmas | noel |
| competition | müsabaka, yarışma |
| cook | pişirmek |
| cookery shows | yemek programları |
| cooking process | pişirme işlemi |
| costumes | kostümler |
| cuisine | mutfak kültürü |
| cultural diversity | kültürel çeşitlilik |
| cultural events | kültürel etkinlikler |
| culture | kültür |
| decoration | süsleme, dekor |
| delicious | lezzetli |
| delight | lokum |
| dessert | tatlı |
| dish | yemek |
| dragon dance | ejderha dansı |
| easter | paskalya |
| eid / ramadan feast | ramazan bayramı |
| enthusiastically | coşkuyla |
| event location | etkinliğin yeri |
| event | etkinlik |
| excitement | heyecan, coşku |
| fancy dresses | karnaval kıyafetleri |
| guests | konuklar, misafirler |
| halloween | cadılar bayramı |
| healthy | sağlıklı |
| heat | ısırmak |
| holy | kutsal |
| independence day | bağımsızlık bayramı |
| ingredients | malzemeler |
| international festival | uluslararası festival |
| jar | kavanoz |
| joy of living | yaşama sevinci |
| lamb | kuzu |
| lanterns | fener |
| lion dance | aslan dansı |
| main events | ana etkinlikler |
| march | marş |
| meat | et |
| melt | erimek, eritmek |
| military band | askeri bando |
| mix | karıştırmak |
| national dishes | ulusal yemekler |
| national festival | ulusal bayram |
| new year | yeni yıl |
| oil lamp | gaz lambası |
| organizer | düzenleyici |
| parsley | maydanoz |
| peel | soymak |
| peppers | biber |
| performance | gösteri |
| pickles | turşu |
| place | koymak |
| guests | konuklar, misafirler |
| halloween | cadılar bayramı |
| healthy | sağlıklı |
| heat | ısırmak |
| holy | kutsal |
| independence day | bağımsızlık bayramı |
| ingredients | malzemeler |
| international festival | uluslararası festival |
| jar | kavanoz |
| joy of living | yaşama sevinci |
| lamb | kuzu |
| lanterns | fener |
| lion dance | aslan dansı |
| main events | ana etkinlikler |
| march | marş |
| meat | et |
| melt | erimek, eritmek |
| military band | askeri bando |
| mix | karıştırmak |
| national dishes | ulusal yemekler |
| national festival | ulusal bayram |
| new year | yeni yıl |
| oil lamp | gaz lambası |
Foods and Festivals (Yiyecekler ve Festivaller) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Comparative and Superlative:
Comparative ve Superlative yapılarını, kıyaslama yaparken kullanırız. İki nesneyi, kişiyi veya kavramı birbiriyle karşılaştırırken 'Comparative' (Karşılaştırma) sıfatlarından yararlanırız. Karşılaştırma sıfatları, yalın yapıdaki bir sıfatın değiştirilmesi ile oluşturulur. Bu değişimse düzenli ve düzensiz olarak ikiye ayrılır. Düzenli yapıya sahip tek heceli sıfatlar “-er” eki alarak karşılaştırma sıfatlarına dönüştürülür. Bu ek veya değişim ile sıfatlar Türkçedeki “daha” anlamını kazanırlar. Örneğin;
My brother is taller than than me.
(Erkek kardeşim benden daha uzun.)
Bunun dışında tek heceli olmayan sıfatlar “-er” eki almak yerine önlerine “more” yazılır. Bu şekilde “more + sıfat (adj.)” yapısında olan karşılaştırma sıfatları yine düzenli sayılmaktadırlar. Örneğin;
He is more handsome than everyone else.
(O, diğer herkesten daha yakışıklı.)
Comparative cümle yapısı içerisinde karşılaştırma sıfatı haline gelmiş olan sıfat sonrasında “than” sözcüğünü alır. Türkçede “-dan, -den” eklerinin karşılığı olan “than” cümledeki karşılaştırılan şeyleri bağlamayı sağlar. Örneğin;
My grandpa is older than my grandma.
(Büyükbabam büyükannemden daha yaşlı.)
İngilizcede üstünlük belirtmek adına kullanılan sıfat türevlerine ‘Superlative’(Üstünlük Derecesi) denmektedir. Türkçede kullanılan “en” sözcüğü yerine kullanılan bu sıfatlar, yalın haldeki sözcüklerin çeşitli şekillerde türetilmesi ile oluşmuştur. Comparative yapısındaki gibi tek heceli düzenli sıfatlar “-est” eki alırlarken, birden çok heceli sıfatların başlarına da “most” sözcüğü getirilir. Örneğin;
Elon Musk is the richest man in the world.
(Elon Musk dünyanın en zengin adamı.)
That is the most expensive shoes I’ve ever seen.
(Bunlar şimdiye kadar gördüğüm en pahalı ayakkabı.)
Superlative cümle yapısında ise olmazsa olmaz öge üstünlük belirten sıfatın önüne gelen “the” sözcüğüdür. Bu sözcüğün Türkçede tam bir karşılığı olmasa da İngilizcede genel olarak spesifik bir şeyi belirtir ve bu sebeple de Superlative cümle yapısında gereklidir. Örneğin;
Mount Everest is the highest mountain in the world.
(Everest Dağı, dünyadaki en yüksek dağdır.)
She is the most successful student in the class.
(O, sınıftaki en başarılı öğrencidir.)
10. Sınıf Ünite 8 – Digital Era (Dijital Hayat)
Sekizinci ünite olan Digital Era (Dijital Hayat); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Relative Clauses gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| access the information | bilgiye ulaşmak |
| access | erişim |
| addicted to | bağımlı |
| addictive | alışkanlık yapan |
| affect | etkilemek |
| big deal | çok önemli |
| black & white tv | siyah beyaz televizyon |
| call people | insanları aramak |
| check account | hesabını kontrol etmek |
| contact | irtibat kurmak |
| control e-mails | e-postaları kontrol etmek |
| criticize | eleştirmek |
| curved tv | kavisli televizyon |
| depend on | bağlı olmak |
| dominate | hakim olmak |
| download music | müzik indirmek |
| game console | oyun konsolu |
| habit | alışkanlık |
| hardware | donanım |
| homepage | anasayfa |
| increase | artmak |
| innovation | yenilik |
| join chat rooms | sohbet odalarına katılmak |
| keep in touch | iletişim halinde bulunmak |
| keyboard | klavye |
| latest developments | en son gelişmeler |
| listen to music | müzik dinlemek |
| make easier | kolaylaştırmak |
| make friends | arkadaş edinmek |
| memory card | hafıza kartı |
| mouse | fare |
| navigation systems | yön bulma sistemi |
| negative effects | olumsuz etkiler |
| netiquette | internet görgü kuralları |
| offensive language | saldırgan dil |
| online courses | canlı ders |
| organ replacement | organ nakli |
| play games | oyun oynamak |
| pocket-size | küçük boy |
| positive effects | olumlu etkiler |
| keep in touch | iletişim halinde bulunmak |
| keyboard | klavye |
| latest developments | en son gelişmeler |
| listen to music | müzik dinlemek |
| make easier | kolaylaştırmak |
| make friends | arkadaş edinmek |
| memory card | hafıza kartı |
| mouse | fare |
| navigation systems | yön bulma sistemi |
| negative effects | olumsuz etkiler |
| netiquette | internet görgü kuralları |
| offensive language | saldırgan dil |
| online courses | canlı ders |
| organ replacement | organ nakli |
| play games | oyun oynamak |
| pocket-size | küçük boy |
| positive effects | olumlu etkiler |
| make friends | arkadaş edinmek |
| memory card | hafıza kartı |
| mouse | fare |
| navigation systems | yön bulma sistemi |
| negative effects | olumsuz etkiler |
| netiquette | internet görgü kuralları |
| offensive language | saldırgan dil |
| online courses | canlı ders |
| organ replacement | organ nakli |
| play games | oyun oynamak |
| pocket-size | küçük boy |
| positive effects | olumlu etkiler |
| read blogs | blog okumak |
| save time | zaman kazanmak |
| save | kaydetmek |
| send messages | mesaj göndermek |
| store | depolama |
| surf on the Net | internette gezinmek |
| tag | etiketlemek |
| technological devices | teknolojik cihazlar |
| typewriter | daktilo |
| use social media | sosyal medyayı kullanmak |
| using technology | teknolojiyi kullanma |
| via | aracılığıyla |
| waste of money | para israfı |
| wireless printer | kablosuz yazıcı |
| write blogs | blog yazmak |
| read blogs | blog okumak |
| save time | zaman kazanmak |
| save | kaydetmek |
Digital Era (Dijital Hayat) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Relative Clauses:
Relative Clause, İngilizcede arasında bağlantı bulunan iki cümleyi birleştirmek amacıyla kullanılan bir yapıdır. İngilizcede arasında ilişki bulunan iki cümleyi bağlamak amacıyla kullanılan “who, which, that, whom, where” gibi “Relative Pronoun” adı verilen kelimeler vardır. Bu bağlaçlardan ‘who’, ‘which’ ve ‘that’ kelimelerini ve bu kelimelerin kullanım alanlarını birlikte görelim.
İngilizcede “Who” kelimesi, Türkçedeki “Kim” anlamına gelir. Eğer var olan iki cümlede bir insanı niteliyorsak bu durumda iki cümleyi bağlamak amacıyla ‘who’ bağlacı kullanılır.
Nitelemek istediğimiz duruma göre bu cümleler iki farklı şekilde bağlanabilir. Örneğin;
The singer who has a great voice is very famous.
(Harika bir sesi olan şarkıcı çok ünlüdür.)
The famous singer who released a new album is from England.
(Yeni bir albüm çıkaran ünlü şarkıcı İngilterelidir.)
“Which” bağlacı, İngilizcede nesneleri ve hayvanları nitelemek amacıyla kullanılan bir relative pronoun’dur. Eğer var olan iki cümlede nitelenmek istenen şey hayvan ya da nesne ise ‘which’ kullanılır. Örneğin;
The cat which is sleeping on the sofa is very cute.
(Kanepede uyuyan kedi çok sevimlidir.)
The cute cat which is on the sofa is sleeping.
(Kanepenin üzerindeki sevimli kedi uyuyor.)
Relative Clause yapısında, bazı durumlarda ‘who’ ve ‘which’ yerine ‘that’ bağlacı kullanılabilir. Ancak bu her durumda mümkün olmaz. Eğer cümlede, relative pronoun sol tarafında virgül ya da preposition (in, on, at vb.) varsa ‘who’ ve ‘which’ yerine ‘that’ kesinlikle kullanılamaz. Doğru kullanıma örnek olarak;
The cake that my mother made is delicious.
(Annemin yaptığı kek lezzetlidir.)
This is the best movie that I have ever watched.
(Bu, şimdiye kadar izlediğim en iyi filmdir.)
10. Sınıf Ünite 9 – Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar)
Dokuzuncu ünite olan Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, If Clause 2 ve Wish Clause gramer konularını ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| ability | yetenek |
| achieve | başarmak |
| become invisible | görünmez olmak |
| brave | cesur |
| calm down | sakinleştirmek |
| compete | yarışmak |
| cure | çare, tedavi |
| danger | tehlike |
| deadline | son teslim tarihi |
| disease | hastalık |
| endurance | dayanıklılık |
| enemy | düşman |
| extraordinary | olağan dışı |
| folk tale | halk hikayesi |
| fulfill | uygulamak |
| get adapted | alışmak |
| grow up | büyümek |
| gun | tabanca |
| have a chance | şans bulmak |
| ability | yetenek |
| achieve | başarmak |
| become invisible | görünmez olmak |
| brave | cesur |
| calm down | sakinleştirmek |
| compete | yarışmak |
| cure | çare, tedavi |
| danger | tehlike |
| deadline | son teslim tarihi |
| disease | hastalık |
| endurance | dayanıklılık |
| enemy | düşman |
| extraordinary | olağan dışı |
| folk tale | halk hikayesi |
| fulfill | uygulamak |
| get adapted | alışmak |
| grow up | büyümek |
| gun | tabanca |
| have a chance | şans bulmak |
| heroine | kadın kahraman |
| invention | icat |
| invest | yatırım yapmak |
| investment | yatırım |
| invisibility | görünmezlik |
| jump high | yükseğe zıplamak |
| knowledge | bilgi |
| lack of rain | kuraklık |
| lifestyle | yaşam tarzı |
| make effort | çaba göstermek |
| milestones | önemli olay |
| noted people | tanınmış kişiler |
| pesticides | tarım ilaçları |
| postpone | ertelemek |
| protect | korumak |
| proud | kıvançlı, gururlu |
| represent | temsil etmek |
| rival | rakip |
| superpower | süper güç |
| supersonic | sesten hızlı |
| talented | yetenekli |
| throw web | örümcek ağı atmak |
| travel to space | uzaya seyahat etmek |
| unbelievable | inanılmaz |
| violence | şiddet |
| weapon | silah |
| heroine | kadın kahraman |
| invention | icat |
| invest | yatırım yapmak |
| investment | yatırım |
| invisibility | görünmezlik |
| jump high | yükseğe zıplamak |
| knowledge | bilgi |
| lack of rain | kuraklık |
| lifestyle | yaşam tarzı |
| make effort | çaba göstermek |
| milestones | önemli olay |
| noted people | tanınmış kişiler |
| pesticides | tarım ilaçları |
| postpone | ertelemek |
| protect | korumak |
| proud | kıvançlı, gururlu |
| represent | temsil etmek |
| rival | rakip |
| superpower | süper güç |
| supersonic | sesten hızlı |
| talented | yetenekli |
Modern Heroes and Heroines (Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
If Clause 2:
Gelecekte ya da şimdiki zamanda gerçekleşmesi olası görünmeyen, hayal edilen olaylar hakkında konuşurken “The Second Conditional” (Type 2) kullanılır. Bu yapıda; yan cümlenin yüklemi “simple past”, ana cümleninki ise (would) + “infinitive” olarak kullanılır. IF + Simple Past + (would)+ Infinitive formülünü takip ederek cümle kurabilirsiniz. Örneğin;
If I were you, I would tell him the truth.
(Senin yerinde olsaydım, ona doğruyu söylerdim.)
If we lived in London, we would go to the theatre every weekend.
(Eğer Londra'da yaşasaydık, her hafta sonu tiyatroya giderdik.)
If it didn't rain, we would go for a walk.
(Eğer yağmur yağmasaydı, yürüyüşe çıkardık.)
Wish Clause:
İngilizcede “wish clause” kalıbı; istekleri, pişmanlıkları ifade etmek için ve karşıdaki insandan bir ricada bulunacağınızda kullanılan bir kalıptır. İngilizcede “keşke” anlamını vermek için “if only” ve “wish” kalıpları kullanılır. “If only” kalıbının verdiği anlam daha güçlü olduğu için genellikle günlük hayatta “wish” kalıplarından yararlanılır.
Cümlenin gramatik yapısı geçmiş zamana ait olsa da Past Tense ve ‘if only’ kalıpları bir araya geldiğinde geçmişteki bir olaydan bahsetmez, şimdiki zamanda gerçekleşen bir pişmanlık durumundan bahseder. Örneğin;
If only I had enough time, I would join the theater club.
(Keşke yeterli vaktim olsaydı, tiyatro kulübüne katılırdım.)
‘If only’ kalıbı Past Perfect Tense ile kullanıldığında geçmişte yaşanan olaylara karşı duyulan pişmanlıkları anlatmak için kullanılır. Örneğin:
If only I had studied more, I would have passed the exam.
(Keşke daha çok çalışsaydım, sınavı geçerdim.)
Present Continuous ve wish clause bir arada kullanıldığında cümlenin şimdiki zaman hali yapısında değil, kast edilen anlamında bulunur. Şu anda yaşanılan durumdan veya gelecekte gerçekleşmesi dilenen bir durumdan bahsediliyorsa şimdiki zaman ve wish clause anlamsal olarak birlikte kullanılır. Örneğin;
I wish I were lying on a beach in Hawaii at the moment.
(Keşke şu an Hawaii'de bir plajda uzanıyor olsaydım.)
Future Tense ve wish clause cümleleri; gelecekte değişebilecek, değişmesi istenilen durumlar için kullanılır. Genellikle bu cümleler “wish + would” kalıbı ile kurulur. Bu kalıbı bilmek dileklerinizi ve isteklerinizi daha rahat ifade edebilmenize yardımcı olacaktır. Örneğin;
I wish he would call me more often.
(Keşke beni daha sık arasa.)
10. Sınıf Ünite 10 – Shopping (Alışveriş)
Onuncu ünite olan Shopping (Alışveriş); ünite kapsamındaki kelimeleri öğretirken, Active ve Passive Voice gramer konusunu ele almaktadır. Öncelikli olarak, bu ünite içerisindeki kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır:
| TÜRKÇE | TÜRKÇE |
| appear | ortaya çıkmak |
| brand-conscious | marka bilinci |
| checkout | kasa |
| clothes shop | kıyafet mağazası |
| color choices | renk seçenekleri |
| culture | kültür |
| design | tasarım |
| discount | indirim |
| fabric | kumaş |
| fit | uymak |
| fitting room | deneme kabini |
| go window shopping | vitrinlere bakmak |
| in cash | nakit |
| outfit | kıyafet |
| out-of-season sales | sezon dışı indirimler |
| pay | ödemek |
| pocket money | cep harçlığı |
| prefer | tercih etmek |
| put on | giymek |
| receipt | fiş |
| save money | para biriktirmek |
| set up | kurmak |
| shop assistant | satış görevlisi |
| shop till you drop | düşüp bayılana kadar alışveriş yapmak |
| spend money | para harcamak |
| suit | uymak (kıyafet) |
| traditional costume | geleneksel kostüm |
| try | denemek |
| waste money | boşa para harcamak |
| wear | giymek |
| wedding | düğün |
| put on | giymek |
Shopping (Alışveriş) ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları:
Active ve Passive Voice:
Active ve passive voice, İngilizcedeki cümle yapılarından biridir ve cümlenin öznesinin etken ya da edilgen olduğunu belirtir. Etken cümlede, özne eylemi gerçekleştirirken; edilgen cümlede ise özne eylemin alıcısıdır. Örneğin;
He played the lead role. (O, başrolü oynadı.) active (etken) bir cümledir.
The lead role was played by him. (Başrol, onun tarafından oynandı.) passive (edilgen) bir cümledir.
Passive (Edilgen) cümlelerde, eylem özneden sonra gelen “by” kelimesi ile belirtilir. İsteğe bağlı kullanılan bu kelime, eylemin kimin tarafından yapıldığı belli olmadığında bu kelime kullanılmaz. Örneğin;
This book was written by Oscar Wilde.
(Bu kitap Oscar Wilde tarafından yazıldı.)
My car was stolen last night.
(Arabam dün gece çalındı.)
These photos weren't taken by me.
(Bu fotoğraflar benim tarafımdan çekilmedi.)
The radio wasn't repaired.
(Radyo tamir edilmedi.)
Passive Voice soru cümlesi yapısında; eylemin kimin tarafından yapıldığını belirten by eki aynı olumlu ve olumsuz cümle yapısındaki gibi isteğe bağlı olarak kullanılır. Örneğin;
Was the window broken by the wind?
(Pencere rüzgar tarafından mı kırıldı?)
Were the invitations sent yesterday?
(Davetiyeler dün mü gönderildi?)
10. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
10. Sınıf İngilizce Nasıl Denir?
“10. sınıf”, İngilizcede ‘’tenth grade’’ ya da “10th grade” şeklinde ifade edilir.
10. Sınıfta İngilizce Var Mı?
Evet, 10. sınıf ders müfredatında İngilizce dersi vardır.
10. Sınıf İngilizce Yanında Ne Demek?
“Yanında” kelimesinin İngilizcesi, “next to” şeklindedir.
10. Sınıf İngilizce Dersinde Ne Öğretilir?
10. sınıf İngilizce ünitelerinde; Okul Hayatı, Planlar, Efsanevi Rakamlar, Gelenekler, Seyahat, Faydalı İpuçları, Yemek ve Festivaller, Dijital Çağ, Efsaneni Figürler, Modern Kadın Ve Erkek Kahramanlar, Alışveriş başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu üniteler kapsamında kelimeler ve çeşitli gramer kuralları öğretilmektedir.