11. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

18 Eyl 2026

11. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı 

11. Sınıf İngilizce Üniteleri ve Konu Anlatımı hakkında merak ettiğiniz her şeyi içeriğimizde bulabilirsiniz. 11. Sınıf İngilizce Üniteleri, Geleceğin İşleri, Hobi ve Beceriler, Zor Zamanlar, Nasıl Bir Hayat, Geçmişe Dönüş, Kalbinizi Açın, Türkiye Hakkında Gerçekler, Spor, Arkadaşlarım, Değerler ve Normlar’ dan oluşmaktadır. Bu ünitelerde hangi konular işlenir merak ediyorsanız okumaya devam edin! 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 1 – Future Jobs (Geleceğin İşleri) 

Bu ünite kapsamında öncelikle “Geleceğin İşleri” ünitesinde kullanacağımız kelimeleri öğrenelim. 

apply uygulamak 
available mevcut 
candidate aday 
counselor danışman 
CV özgeçmiş 
entrepreneur girişimci 
burnt out sürekli çalışmaktan dolayı çok yorgun düşmek 
employee işçi 
employer işveren 
employment iş 
hire işe alınma 
income gelir 
business işletme 
co-operative iş birliği yapan 
deadline son teslim tarihi 
contribute katkıda bulunmak 
dream job hayalindeki iş 
in charge of sorumlu olmak 
interactive etkileşimli 
Letter of Intent niyet mektubu 
opportunity fırsat 
qualification nitelik 
salary maaş 
sustainable energy yenilenebilir enerji 
transportation system ulaşım sistemi 
Artificial Intelligence Yapay Zeka 
develop gelişmek, geliştirmek 
extraordinary olağanüstü 
attempt teşebbüs 
keep an eye on göz kulak olmak 
fixed date vade 
failure başarısızlık 
staff personel 
shift vardiya 

 
“Geleceğin İşleri” ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları: 

Gelecekte yapacağımız işlerden bahsederken en çok kullanacağımız zaman kipi Simple Future Tense, yani Gelecek Zaman olacaktır. Simple Future Tense’de kullanılan kalıplar “be going to” ve “will” kalıplarıdır. Bu kalıplar gelecek planlarını anlatmak, gerçekleşecek ya da gerçekleşmeyecek olaylardan bahsetmek için kullanılır. İki kalıbın da geniş bağlamda kullanımları aynı olsa da önemli bir noktada farklılık gösterirler. “be going to” kalıbı planlanmış eylemlerden bahsetmek için kullanılırken “will” kalıbı ani ve plansız gerçekleşen olaylardan bahsederken kullanılır. Bu kalıplar Türkçedeki “-ecek/-acak” ekinin İngilizce karşılığıdır. 

Simple Future Tense cümlesi kurarken Subject + Verb + Object (Özne + Fiil + Nesne) sırası izlenir. Olumlu cümle kurarken özne ardından yardımcı fiil olan will ya da be going to ve fiil gelir. Olumsuz cümleler için sıra aynı kalır ve not eki getirilir (will not / be not going to). Soru cümlelerinde will/be going to özneyle yer değiştirir ve cümlenin başında geçer. 

Be going to yardımcı fiili kendisine gelen özneye göre form değiştirir. “I” öznesiyle “am going to”, “He/She/It” özneleriyle “is going to”, “You/They” özneleriyle “are going to” şeklinde kullanılır. Bu iki kalıbı tablo halinde inceleyelim. 

“will” 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne(I/You/He/She/It/We/They) + will + Fiil + Nesne 
 
 
I will buy a book. (Kitap alacağım.) 
Özne (I/You/He/She/It/We/They) + will + not + Fiil + Nesne 
 
I will not buy a book. (Kitap almayacağım.) 
Will + Özne (I/You/He/She/It/We/They) + Fiil + Nesne 
 
Will I buy a book? (Kitap alacak mıyım?) 

 
“be going to” 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I) + am going to + Fiil + Nesne 
 
I am going to buy a book. (Kitap alacağım.) 
Özne (I) + am not going to + Fiil + Nesne 
 
I am not going to buy a book. (Kitap almayacağım.) 
Am + Özne (I) + going to + Fiil + Nesne 
 
Am I going to buy a book? (Kitap alacak mıyım?) 
Özne (He/She/It) + is going to + Fiil + Nesne 
 
He is going to buy a book. (Kitap alacak.) 
Özne (He/She/It) + is not going to + Fiil + Nesne 
 
He is not going to buy a book. (Kitap almayacak.) 
Is + Özne (He/She/It) + going to + Fiil + Nesne 
 
Is she going to buy a book? (Kitap alacak mı?) 
Özne (You/They) + are going to + Fiil + Nesne 
 
You are going to buy a book. (Kitap alacaksın.) 
Özne (You/They) + are not going to + Fiil + Nesne 
 
You are not going to buy a book. (Kitap almayacaksın.) 
Are + Özne (You/They) + going to + Fiil + Nesne 
 
Are you going to buy a book? (Kitap alacak mısın?) 

 
“Geleceğin İşleri” ünitesi kapsamında öğrendiğimiz Simple Future Tense ile örnek cümleler kuralım. 

I’m going to go on a vacation in 3 days. / 3 gün sonra tatile gideceğim. 
He will drop you off at school, he has a car. / O seni okula bırakır, arabası var. 
They are going to do their presentation today. / Onlar bugün sunumlarını yapacaklar. 
Will you read the book I recommended? / Önerdiğim kitabı okuyacak mısın? 
I will become a pilot. / Pilot olacağım. 
Are you going to be a writer? / Yazar olacak mısın? 
My teacher will quit her job. / Öğretmenim işini bırakacak. 

Bu ünitede öğreneceğimiz bir diğer zaman kipi Present Continuous Tense’tir. Present Continuous Tense öncelikli olarak şu anda olmakta olan eylemler için kullanılır, fakat yaygın olarak gelecek zamanı ifade etmek için de kullanılmaktadır. Bu tense’i kullanırken gelecek zamandan bahsettiğimizi netleştirmek için zaman zarfları kullanmamız gerekir. 

Present Continuous Tense kullanırken Özne + Fiil + Nesne (Subject + Verb + Object) sıralaması geçerlidir. “I” öznesiyle “am + fiil + nesne”, “He/She/It” özneleriyle “is + fiil + nesne”, “You/They” özneleriyle “are + fiil + nesne” şeklinde cümle kurulur. Olumsuz cümlelerde “am-is-are” kelimelerinden sonra “not” yazılır. Soru cümlelerinde özne, “am-is-are” kelimeleriyle yer değiştirir. Bütün cümlelerde fiiller mastar halinde, yani İngilizce karşılığı olan “-ing” ekini alır. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I) + am + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
I’m taking the plane to London tomorrow. 
Özne (I) + am + not + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
I’m not taking the plane to London tomorrow. 
Am + Özne (I) + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
Am I taking the plane to London tomorrow? 
Özne (He/She/It) + is + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
She’s taking the plane to London tomorrow. 
Özne (He/She/It) + is + not + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
She’s not taking the plane to London tomorrow. 
Is + Özne (He/She/It) +Fiil + Nesne (V-ing) 
 
Is she taking the plane to London tomorrow? 
Özne (You/We/They) + are + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
They are taking the plane to London tomorrow. 
Özne (You/We/They) + are + not + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
They aren’t taking the plane to London tomorrow. 
Are + Özne (You/We/They) + Fiil + Nesne (V-ing) 
 
Are they taking the plane to London tomorrow? 

 
Present Continuous Tense ile gelecek zaman belirten örnek cümleler kuralım. 

I’m attending Harvard next year. / Gelecek sene Harvard’a gidiyorum. 
My friend is taking the college entrance exam in a week. / Arkadaşım bir hafta sonra üniversite sınavına giriyor. 
Are you getting your salary tomorrow? / Maaşını yarın mı alıyorsun? 
He is sending out his Letter of Intent to the companies he applied to tomorrow. / Başvurduğu şirketlere yarın niyet mektubunu gönderiyor. 
They are leaving the country in 2 days. / İki gün içinde ülkeyi terk ediyorlar. 
We are starting school in three days. / 3 gün içinde okula başlıyoruz. 

Bu ünitede öğreneceğimiz sonuncu zaman kipi olan Future Continuous Tense, gelecek zamanda başlayıp devam edecek olan eylemlerden bahsederken kullanılır. Present Continuous Tense’e çok benzer. Aralarındaki fark, Future Continuous Tense’in “will” yardımcı ekini kullanmasıdır. 

Future Continuous Tense için de Özne + Fiil + Nesne (Subject + Verb + Object) sıralaması geçerlidir. Olumlu cümle oluştururken Özne + “will” + be + Fiil (V-ing) + Nesne, olumsuz cümle oluştururken Özne + “will” + not + be + Fiil (V-ing) + Nesne, soru cümlelerinde “Will” + Özne + be + Fiil (V-ing) + Nesne formülleri izlenir. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne + “will” + be + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
I will be attending college next year. 
Özne + “will” + not + be + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
I will not be attending college next year. 
“Will” + Özne + be + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
Will I be attending college next year? 

 
Future Continuous Tense kullanarak örnek cümleler oluşturalım. 

I will be 25 next year. / Gelecek sene 25 yaşında olacağım. 
He will not be running a marathon this year. / Bu sene maraton koşmayacak. 
You will be reading your book tomorrow. / Yarın kitabını okuyacaksın. 
Will they be taking this class? / Bu dersi alacaklar mı? 
I will be eating lunch at 12 p.m. / Saat 12’de öğlen yemeği yiyeceğim. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 2 HOBİ VE BECERİLER 

2. Ünitemiz olan Hobiler ve Beceriler, İngilizce olarak ilgilerimiz ve yeteneklerimizden bahsetmek için gerekli bir konudur. Bu ünitede öğreneceğimiz kelimeler ve gramer kalıpları sayesinde rahatlıkla ilgi alanlarımız ve yeteneklerimiz hakkında konuşabileceğiz. Gelin bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

acting oyunculuk 
cooking yemek yapmak 
singing şarkı söylemek 
dancing dans etmek 
archery okçuluk 
collecting stamps pul toplamak 
painting resim yapmak 
ice skating buz pateni 
hiking doğa yürüyüşü 
mountain climbing dağ tırmanıcılığı 
knitting örgü örmek 
photography fotoğrafçılık 
playing chess satranç oynamak 
pottery çömlekçilik 
playing basketball basketbol oynamak 
playing volleyball voleybol oynamak 
playing tennis tenis oynamak 
swimming yüzmek 
playing an instrument enstrüman çalmak 
parkour parkur yapmak 
model making maket yapmak 
listening to music müzik dinlemek 
watching TV televizyon izlemek 
juggling jonglörlük 
alone yalnız 
achievement başarı 
afford parası yetmek 
be crazy about (bir şeye) deli olmak 
be gifted at (bir şeyde) yetenekli olmak 
extreme sports tehlikeli sporlar 
experience deneyim 
take up (bir şeyi) yapmaya başlamak 
special skills özel yetenekler 
waste of time zaman kaybı 
keen on (bir şeye) düşkün olmak 
injury yara 
habit alışkanlık 
tendency eğilim 
want to istemek 
irritate sinir bozmak 

“Hobiler ve Beceriler” ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları: 

“Can” ve “Could” kalıpları, ihtimal belirtmek için kullanılır. “Can” güçlü bir ihtimalden bahsederken “could” daha zayıf bir ihtimalden söz ederken kullanılır. İkisi de bir şey isterken kullanılabilir. “Can” kalıbı aynı zamanda kabiliyet belirtmek için de kullanılır. Bu kullanımları örneklerle inceleyelim: 

I don’t know what she said could be correct. / Bilmiyorum, dediği şey doğru olabilir. (ihtimal) 

Cats can scratch you if you make them angry. / Kedileri kızdırırsan tırmalayabilirler. (ihtimal) 

Can you pass me the pen? / Bana kalemi uzatabilir misin? (istek) 

Could you give me a piece of paper? / Bana bir parça kağıt verebilir misin? (istek) 

I can play the piano. / Piyano çalabiliyorum. (kabiliyet) 

Hen can’t speak Spanish. / O İspanyolca konuşamıyor. (kabiliyet) 

“Would rather” ve “would prefer” tercih belirtmek için kullanılır. Birbirlerinin yerine geçebilirler. Bu kalıpları nasıl kullandığımızı tablolar ve örneklerle inceleyelim. 

“Would rather” kalıbı: Özne + would rather + Fiil + Nesne şeklinde cümle kurulur. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne + would rather + Fiil + Nesne 
 
I would rather go to the park. 
Özne + would rather + not + Fiil + Nesne 
 
I would rather not go to the park. 
Would + Özne + rather + Fiil + Nesne 
 
Would you rather go to the park? 

 
“Would prefer” kalıbı: Özne + would prefer to + Fiil (bare infinitive) + Nesne ya da Özne + would prefer + Fiil (verb -ing) + Nesne şeklinde cümle kurulur. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne + would prefer to + Fiil (bare infinitive) + Nesne 
 
 
He would prefer to eat ice cream. 
Özne + would prefer + not + to + Fiil (bare infinitive) + Nesne 
 
He would prefer not to eat ice cream. 
Would + Özne + prefer to + Fiil (bare infinitive) + Nesne 
 
 
Would he prefer to eat ice cream? 
Özne + would prefer + Fiil (verb -ing) + Nesne 
 
He would prefer eating ice cream. 
Özne + would prefer + not + Fiil (verb -ing) + Nesne 
 
He would prefer not eating ice cream. 
Would + Özne + prefer + Fiil (verb -ing) + Nesne 
 
Would he prefer eating ice cream? 

“Gerund” ve “infinitive” fiillerinin Türkçe karşılığı isim-fiildir. Gerund kullanılırken fiilin sonuna “-ing” eki getirilerek yazılır. Infinitive ise iki şekilde, fiilin başına “to” eklenerek (to infinitive) ya da hiç ek getirilmeden (bare infinitive) kullanılır. Gerund ve infinitive’ler cümlede çeşitli roller üstlenebilirler; özne, nesne, ya da edat gibi. Bazı fiiller sadece gerund’lar ile birlikte kullanılır. Örneklerle inceleyelim: 

Reading is an easy activity. / Okumak kolay bir aktivitedir. (gerund) 

Laura is really good at singing. / Laura şarkı söylemekte çok iyi. (gerund) 

I want to be an actor. / Oyuncu olmak istiyorum. (to infinitive) 

Do you know what to do in this situation? / Bu durumda ne yapılması gerektiğini biliyor musun? (to infinitive) 

He can play the flute really well. / Çok iyi flüt çalabiliyor. (bare infinitive) 

Will you wait for me? / Beni bekleyecek misin? (bare infinitive) 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 3 – Hard Times (Zor Zamanlar) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım: 

acne sivilce 
attempt deneme 
applying ointment merhem sürmek 
appliance cihaz 
attending school okula gitmek 
begin başlamak 
be born doğmak 
bullying zorbalık 
challenges zorluklar 
childhood çocukluk 
chemistry kimya 
come across karşılaşmak 
communication iletişim 
courage cesaret 
courageous cesur 
crucial çok önemli 
curiosity merak 
daily chores günlük ev işler 
determination kararlılık 
depression depresyon 
discovery keşif 
dermatologist dermatolog 
dropping out of school okulu bırakmak 
educated eğitimli 
education eğitim 
equal rights eşit haklar 
expose maruz bırakmak, ortaya çıkarmak 
factories fabrikalar 
feel embarrassed utanmak 
face to face communication yüz yüze iletişim 
failure başarısızlık 
failing the class sınıfta kalmak 
find a job iş bulmak 
to graduate mezun olmak 
getting a prize ödül kazanmak 
hard conditions zor şartlar 
health problems sağlık sorunları 
hard times zor zamanlar 
helpful yardımsever 
hard work sıkı çalışma 
historical events tarihi olaylar 
industrial revolution endüstri devrimi 
illiteracy okumamışlık 
illiterate okuma yazma bilmemek 
inventing icat etmek 
imagination hayal gücü 
to inspire ilham vermek 
inspiring ilham veren 
luck şans 
to make money para kazanmak 
mistake hata 
obstacles engeller 
overcome üstesinden gelmek 
poverty yokluk 
poor fakir 
prize ödül 
quitting your job işini bırakmak 
radiation radyasyon 
raising children çocuk yetiştirmek 
racism ırkçılık 
recover kurtarmak 
scholarship burs 
significance önem 
sibling rivalry kardeş rekabeti 
suffer from sıkıntısını çekmek 
specialize uzamanlaşmak 
transportation ulaşım 
unsuccessful başarısız 
understanding anlayışlı 
winning a prize ödül kazanmak 
winning kazanmak 
winner galip 

“Zor Zamanlar” ünitesi kapsamındaki dilbilgisi kuralları ve kalıpları: 

Simple Past Tense, geçmiş zamanda başlamış ve bitmiş olan eylemlerden bahsederken kullanılır. Eylemlerin uzak ya da yakın geçmiş zamanda olması bir fark yaratmaz. Olumlu Simple Past Tense cümlesi kurmak için Özne + Fiil (2. hali) + Nesne sırası izlenir. Negatif cümle kurarken fiilin 1. hali kullanılır ve başına “did not” eklenir. Soru cümlelerinde cümlenin başına “did” eklenir ve fiilin 1. hali kullanılır. Simple Present Tense ile cümle kurmayı tablo ve örneklerle inceleyelim. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 2 + Nesne 
 
 
I sang at the singing competition yesterday. 
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + Verb 1 + Nesne 
 
I didn’t sing at the singing competition yesterday. 
Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + Verb 1 + Nesne 
 
 
Did I sing at the singing competition yesterday? 

 
Marie Curie discovered polonium and radium. / Marie Curie polonyumu ve radyumu keşfetti. 

She won two Nobel prizes. / İki Nobel ödülü kazandı. 

I studied chemistry last night. / Dün gece kimya çalıştım. 

We came across new problems during our research. / Araştırmamız sırasında yeni problemlerle karşılaştık. 

They chose their project homework today. / Dün proje ödevlerini seçtiler. 

You came to school yesterday. / Dün okula geldin. 

Past Continuous Tense, geçmiş zamanda gerçekleşip sona ermiş fakat bitmesi bir süre sürmüş eylemler için kullanılır. S-V-O (Özne-Fiil-Nesne) kuralı geçerlidir ve Past Continuous Tense ile kurulan cümleler, özneye göre farklılık gösterir. “I/He-She-It” ile kurulan cümlelerde “was”, “You/We/They” ile kurulan cümlelerde “were” kullanılır. Olumlu cümle kurarken Past Continuous, olumsuz cümle kurarken Özne + was/were not + Fiil + Nesne sırası izlenir. Soru cümlelerinde was/were kelimeleri cümlenin başına geçer. Bütün cümlelerde fiil mastar halinde (V-ing) kullanılır. Past Continuous Tense ile nasıl cümle kuracağımızı aşağıdaki tablo ve örneklerle inceleyelim. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I/He-She-It) + was + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
I was doing homework last night. 
Özne (I/He-She-It) + was + not + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
I was not doing homework last night. 
Was + Özne (I/He-She-It) + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
Was I doing homework last night? 
 Özne (You/We/They) + were + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
 
You were doing homework last night. 
Özne (You/We/They) + were + not + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
 
You were not doing homework last night. 
Were + Özne (You/We/They) + Fiil (V-ing) + Nesne 
 
Were you doing homework last night? 

I was failing this class last year. 

You weren’t listening to me when we had a chat yesterday. 

Marie Curie was winning a Nobel prize in 1911. 

They were running away from the teacher. 

We were baking cakes for the party. 

“Used to” kalıbı geçmişte süreklilik göstermiş olan ancak şimdiki zamanda geçerliliğini yitirmiş olan alışkanlık, olay ve durumlardan bahsederken kullanılır. Bu kalıbı kullanırken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne sırası izlenmelidir. Olumlu cümle kurarken Özne + used to + Fiil (1. hal) + Nesne, olumsuz cümle kurarken Özne + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne, soru cümlesi kurarken Did + Özne + use to + Fiil (1. hal) + Nesne formülleri kullanılır. “Used to” kalıbının kullanımını tablo ve örneklerle inceleyelim. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + used to + Fiil (1. hal) + Nesne 
 
I used to dance competitively. 
Özne (I/You/We/He-She-It/They) + did not + use to + Fiil (1. hal) + Nesne 
 
 
I didn’t use to dance competitively. 
Did + Özne (I/You/We/He-She-It/They) + use to + Fiil (1. hal) + Nesne 
 
 
Did I use to dance competitively? 

I used to walk to school, but since we moved, I take the bus. / Eskiden okula yürürdüm. 

You used to text me a lot more, what happened? / Eskiden bana daha çok mesaj atardın, ne oldu? 

He used to smoke a lot, but now he quit. / Eskiden çok sigara içerdi, ama şimdi bıraktı. 

We used to meet up every weekend, but as the time passed, we grew apart. / Eskiden her hafta sonu buluşurduk, ama zaman geçtikçe uzaklaştık. 

They used to run a bakery together, but they closed it down. / Eskiden birlikte bir fırın işletirlerdi, ama kapattılar. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 4 – What Kind Of Life (Nasıl Bir Hayat) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

to achieve başarmak 
to attend katılmak 
to allow izin vermek 
be famous ünlü olmak 
be a scientist bilim insanı olmak 
to break kırmak 
to become an adult yetişkin olmak 
to conduct an experiment deney yapmak 
to collapse çökmek 
to declare beyan etmek 
to conquer fethetmek 
to delay geciktirmek 
to defend savunmak 
to do research araştırma yapmak 
to donate bağış yapmak 
to enroll kayıt yaptırmak 
to elect seçmek 
to explode patlamak 
to establish tesis etmek 
to find a hidden treasure gizli bir hazine bulmak 
to explode patlamak 
following our dreams hayallerimizi gerçekleştirmek 
to get on (bir şeye) binmek 
to graduate mezun olmak 
to get by geçinmek 
to gain fame ün kazanmak 
to have a new job yeni bir işinin olması 
to have a hard life zor bir hayatının olması 
to launch (yeni bir işi) başlatmak 
to lose kaybetmek 
to live in a castle şatoda yaşamak 
to move taşınmak 
to make it real (bir şeyi) gerçekleştirmek 
to persuade ikna etme 
to preserve korumak 
to pursue takip etmek, peşinde koşmak, gerçekleştirmeye çalışmak 
to remind hatırlatmak 
to require gerektirmek 
to renew yenilemek 
to save money para biriktirmek 
to sacrifice kurban etmek, feda etmek 
to shoot çekim yapmak 
to share experiences deneyimlerini paylaşmak 
to study medicine tıp okumak 
to survive hayatta kalmak 
to take off havalanmak 
to take control kontrolü ele almak 
to take place meydana gelmek 
to wish istemek, dilemek 
big-hearted geniş yürekli 
creative yaratıcı 
dangerous tehlikeli 
harmful zararlı 
fascinating büyüleyici 
forbidden yasaklı 
gifted yetenekli 
idealistic idealist 
impressive etkileyici 
innovative yenilikçi 
memorable hatırlanmaya değer 
privileged ayrıcalıklı 
significant önemli 
touchy alıngan 
archeologist arkeolog 
architect mimar 
braveheart cesur yürek 
childhood dreams çocukluk hayalleri 
childhood memories çocukluk anıları 
cannon top 
conqueror fatih, fetheden 
donation bağış 
exhibition sergi 
experience deneyim 
founder kurucu 
historical heritage tarihi miras 
independence bağımsızlık 
invention icat 
inventor mucit 
leader lider 
masterpiece başyapıt 
miscommunication iletişimsizlik 
novelist roman yazarı 
orphanage yetimhane 
opera singer opera sanatçısı 
PR Specialist halkla ilişkiler uzmanı 
researcher araştırmacı 
scholarship burs 
self-control öz disiplin 
sculptor heykeltıraş 
after sonra 
before önce 
then -den sonra 
when -den önce 
by the time (o) zamana kadar 

“Nasıl Bir Hayat” Ünitesi kapsamında gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Past Perfect Tense (Yakın Geçmiş Zaman), geçmişte olan iki olaydan bahsederken daha önce olan olay için kullandığımız zaman kipidir. Türkçede tam karşılığı olmasa da en yakın olduğu çekim “-miş/-mış”lı geçmiş zamandır. 

SVO (Subject-Verb-Object) yani Özne-Fiil-Nesne kuralı Past Perfect Tense’te de geçerlidir. Fiilin 3. hali kullanılır. Fiilden hemen önce “have/has” yardımcı fiillerinin geçmiş zaman hali olan “had” yazılır. Olumlu cümlelerde Özne + had + Fiil(V3) + Nesne, olumsuz cümlelerde Özne + had not + Fiil(V3) + Nesne, soru cümlelerinde ise Had + Özne + Fiil(V3) + Nesne formülleri kullanılır. Past Perfect Tense cümlesi nasıl kurulur öğrenmek için aşağıdaki tabloyu ve örnekleri inceleyelim. 

Olumlu Cümle Olumsuz Cümle Soru Cümlesi 
Özne (I/He/She/It/You/We/They) + had + Fiil(V3) + Nesne 
 
I had prepared the cake. 
Özne (I/He/She/It/You/We/They) + had not + Fiil(V3) + Nesne 
 
I had not prepared the cake. 
Had + Özne (I/He/She/It/You/We/They) + Fiil(V3) + Nesne 
 
Had I prepared the cake? 

I hadn’t applied for the scholarship back then. / O zaman daha burs için   başvurmamışım. 

You had cleaned up the whole kitchen. / Sen bütün mutfağı temizlemiştin. 

He had driven for 10 hours alone. / 10 saat yalnız başına araba kullanmıştı. 

We hadn’t seen each other in ages. / Birbirimizi asırlardır görmemiştik. 

Had they brought the drinks to my party? / Partime içecekleri getirmişler miydi? 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 5 – Back To The Past (Geçmişe Dönüş) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

advice tavsiye 
to attempt denemek 
to affect etkilemek 
to ask for help yardım istemek 
to be optimistic iyimser olmak 
bad habits kötü alışkanlıklar 
to become a social media addict sosyal medya bağımlısı olmak 
to break a bad habit kötü bir alışkanlıktan kurtulmak 
chance şans 
change değişim 
to cheat in an exam sınavda kopya çekmek 
childhood çocukluk 
consequences sonuçlar 
chaos karmaşa 
culture kültür 
cyber attack siber saldırı 
cyberlaw siber hukuk 
cyberbully siber zorba 
cybersecurity siber güvenlik 
dedication adama, ithaf 
display sergi 
economy ekonomi 
equivocal iki anlamlı 
to feel embarrassed / ashamed utanmak 
to feel stressed stresli olmak 
foresight öngörü 
to forgive affetmek 
to get a better job daha iyi bir iş bulmak 
to get worried endişelenmek 
to get angry kızmak 
to hand in teslim etmek 
grinding teeth dişlerini sıkmak 
illegal yasa dışı 
insanity delilik 
infuriatingly çileden çıkararak 
to keep your promise sözünü tutmak 
to leave terk etmek 
legal yasal 
to lose a friend bir arkadaş kaybetmek 
to lose heart cesaretini kaybetmek 
to make a wrong decision yanlış bir karar vermek 
to make a mistake hata yapmak 
marital status medeni hal 
to memorise ezberlemek 
to realise fark etmek 
to promise söz vermek 
to remind hatırlatmak 
security güvenlik 
to suppress bastırmak 
to take it to heart kendini üzmek 
target hedef 
to work on üstünde çalışmak 

“Geçmişe Dönüş” Ünitesi kapsamında gramer ve dilbilgisi kuralları 

Wish clause yani dilek kipleri, birinden bir şey rica ederken ve olmayan veya yapılmamış eylemlerden duyulan pişmanlıktan bahsetmek için kullanılır. Wish clause’lar past tense (geçmişe dönük), present tense (şimdiki zaman) ve future tense (geleceğe dönük) olarak kullanılır. 

Geçmişe yönelik pişmanlıklardan bahsederken “if only” ve “I wish” kalıpları kullanılır. “If only” kalıbı, past tense ve past perfect tense ile kullanılır. “If only” kalıbının Past Tense ile kullanımını inceleyelim. 

If only you knew the reality of our situation… / Durumumuzun gerçekliğini bir bilseydin… 

If only I started playing the piano when I was a kid… / Çocukken piyano çalmaya başlasaydım… 

Sarah is so smart, she could get a job at NASA. If only she worked harder… / Sarah o kadar zeki ki NASA’da iş bulabilirdi. Keşke daha sıkı çalışsa… 

“If only” kalıbının past perfect tense ile kullanımını inceleyelim: 

I really wanted to buy the china plates but they were so expensive. If only I had the money… / O porselen tabakları almayı çok istedim ama çok pahalıydılar. Alacak param olsaydı… 

My career could have been very different, if only I had taken that job… / Kariyerim çok farklı olabilirdi, o işi bir alsaydım… 

We could have a better life, if only we made smarter choices… / Daha iyi bir hayatımız olabilirdi, daha zekice kararlar verseydik… 

“I wish” kalıbı kullanılırken hem geçmiş hem de şimdiki zamanı ifade etmek için past tense kullanılır. Bu kalıbının kullanımını inceleyelim. 

I wish it didn’t snow. / Keşke kar yağmasa. (şimdiki zaman) 

I wish I came to this school. / Keşke bu okula gelseydim. (geçmiş zaman) 

I wish I knew about this sooner. / Keşke bunu daha önceden bilseydim. (geçmiş zaman) 

I wish it was sunny. / Keşke güneşli olsa. (şimdiki zaman) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz If Clause Type 3, artık gerçekleşmesi mümkün olmayan olay ve eylemlerden bahsederken kullanılır. Cümle kurarken “If + Past Perfect Tense + Would + have + V3” sırası izlenir. Örneklerle inceleyelim. 

If you had warned me, I wouldn’t have yelled at her. / Beni uyarmış olsaydın ona bağırmazdım. 

If he had studied more, he would have gotten top grades. / Daha çok çalışmış olsaydı en yüksek notları alırdı. 

If I hadn’t eaten that much ice cream, I wouldn’t have a sore throat now. / O kadar çok dondurma yemeseydim şimdi boğazım ağrımazdı. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 6 – Open Your Heart (Kalbinizi Açın) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

appreciation takdir 
to ask out davet etmek/çıkma teklifi etmek 
assassinated suikasta uğramış 
assignment görev, ödev 
to be employed işe alınmak 
to be injured yaralı olmak 
to blossom çiçek açmak 
to break up ayrılmak 
burglar hırsız 
coincidence tesadüf 
communicative iletişim kuran 
to consider düşünmek, dikkate almak 
deserted terk edilmiş, ıssız 
dim loş 
eagerly hevesle 
to fall apart (duygusal olarak) dağılmak 
to fall for someone birine aşık olmak 
floating havada uçan, süzülen 
to give up vazgeçmek 
to ignore görmezden gelmek 
to inquire sorgulamak, soruşturmak 
lack of communication iletişim eksikliği 
lack of patience sabır eksikliği 
lack of respect and love sevgi ve saygı eksikliği 
to live happily mutlu yaşamak 
loyalty sadakat 
to move to another city başka bir şehre taşınmak 
be open-minded açık fikirli olmak 
to overreact aşırı tepki vermek 
to play a trick şaka yapmak 
possible results olası sonuçlar 
profound derin, engin 
resident bir yerde yaşayan, bir yerin sakini 
to steal çalmak 
to submit teslim etmek 
unbearable dayanılmaz 

“Kalbinizi Açın” Ünitesi kapsamında gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Bu ünitede öğreneceğimiz Degrees of Certainty (Kesinlik Dereceleri), bir tahminde bulunurken kullanılır. Tahmininizden ne kadar emin olduğunuza göre kullanacağınız kipli fiil değişiklik gösterir. 

İlk olarak “must have” kullanımını inceleyelim. “Must have”, bir tahminin kesinliğine emin olduğumuz zaman kullanacağımız fiildir. “Might have”, kesinliğinden emin olmadığımızda kullandığımız fiildir. “Can’t have” ise gerçekleşmediğinden emin olduğumuz tahminlerde kullandığımız fiildir. Bütün kesinlik dereceleri Present Perfect Tense ile birlikte kullanılır. Bu kesinlik derecelerinin farklarını iyice anlamak için örneklerle inceleyelim. 

She must have gone to school, today’s Monday. / Mutlaka okula gitmiştir, bugün Pazartesi. 

He might have bought new books, I’m not sure. / Yeni kitaplar almış olabilir, emin değilim. 

You can’t have seen me, I was out of town that day. / Beni görmüş olamazsın, o gün şehir dışındaydım. 

They must have eaten the cake, no one else was home today. / Pastayı onlar yemiş olmalılar, bugün evde başka kimse yoktu. 

I might have washed your shirt, there were a couple in the washing machine. / Gömleğini yıkamış olabilirim, çamaşır makinesinde birkaç tane vardı. 

He can’t have returned to the house, his car is not here. / Eve geri gelmiş olamaz, arabası burada değil. 

Ünitemiz kapsamında eleştiri yaparken kullanılan kipi öğreneceğiz. Eleştiri belirtirken “should have” kipi kullanılır. Bu kip,yapılmamış ancak yapılması gereken bir durumdan bahsetmek için kullanılır, geçmişe yönelik eleştiri belirtir. “Should have” kipi, fiilin 3. haliyle (V3) birlikte kullanılır. Örneklerle inceleyelim. 

You should have started your homework yesterday instead of waiting until the last minute. / Ödevine son dakikaya kadar beklemek yerine dün başlamalıydın. 

I should have called her. / Onu aramalıydım. 

He should have come with us, he will be lost. / Bizimle gelmeliydi, kaybolacak. 

They should have bought a new car when they had the money, now they have to use public transportation. / Paraları varken yeni bir araba almalıydılar, şimdi toplu taşıma kullanmak zorundalar. 

We should have invited him, he will be heartbroken when he learns we didn’t. / Onu da davet etmeliydik, etmediğimizi öğrenince kalbi kırılacak. 

İngilizcede tavsiye verirken “should/shouldn’t” yardımcı fiili kullanılır. “Should” bir işin yapılması, “should” yapılmaması gerektiğine dair tavsiye verirken söylenir. Türkçedeki karşılığı “-meli/-malı”dır. Bu yardımcı fiille birlikte fiilin birinci hali (V1) kullanılır. Örneklerle inceleyelim. 

You should take this class, it’s both fun and easy. / Bu dersi almalısın, hem eğlenceli hem kolay. 

He shouldn’t drink milk, it makes his stomach ache. / Süt içmemeli, karnını ağrıtıyor . 

We should leave, it will be really crowded after 8 p.m. / Gitmeliyiz, saat 8’den sonra çok kalabalık olacak. 

You shouldn’t disregard my advice, I know better than you. / Tavsiyemi hiçe saymamalısın, senden daha iyi biliyorum. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 7 – Facts About Türkiye (Türkiye Hakkında Gerçekler) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

agora kent meydanı 
aggressive saldırgan 
ancient theatre antik tiyatro 
ancient times antik zamanlar 
to alter değiştirmek 
animal figures hayvan figürleri 
architecture mimari 
bath hamam 
to build inşa etmek 
castle kale 
cathedral katedral 
construct inşa etmek 
church kilise 
construction yapı 
cultural heritage kültürel miras 
cuisine (bir bölgenin) mutfağı 
damage hasar 
demolish yıkmak 
destroy yok etmek 
design dizayn 
discover keşfetmek 
empire imparatorluk 
excavate kazı yapmak 
history tarih 
historian tarihçi 
historical settlement tarihi yerleşke 
hunter-gatherers avcı-toplayıcı 
landscape manzara 
location konum 
monastery manastır 
mosque cami 
mountain dağ 
must-see görülmesi gereken 
occupy işgal etmek 
pillar sütun 
palace saray 
prehistoric times tarih öncesi zamanlar 
region bölge 
religious activity dini aktivite 
seaport liman kenti 
the seven wonders of the world dünyanın yedi harikası 
structure yapı 
temple tapınak 
Turkish cuisine Türk mutfağı 
underground cities yeraltı şehirleri 
visitor ziyaretçi 

“Türkiye Hakkında Gerçekler” Ünitesi kapsamında gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Bu ünite kapsamında bütün zaman kiplerinin passive voice (edilgen) hallerinin öğreneceğiz. Passive voice, eylemi gerçekleştiren kişiyi bilmediğimiz ya da eylemi gerçekleştiren kişi yerine eylemin etkilediği kişiyi vurgulamak için kullanılır. Bütün tense’lerin passive halinde fiilin 3. hali (V3) kullanır, be fiili zaman kipine göre değişir. Dilerseniz başlayalım. 

Present Simple Tense: Özne + am/is/are + Fiil (V3) + by +Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The package is delivered by the courier. / Paket, kargocu tarafından teslim edildi. 

Present Continuous Tense: Özne + am/is/are + being + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: You are being used by your friend. / Arkadaşın tarafından kullanılıyorsun. 

Present Perfect Tense: Özne + has/have been + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The pasta has been prepared by my mom. / Makarna annem tarafından hazırlandı. 

Simple Past Tense: Özne + was/were + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The party was organized by your friends. / Parti arkadaşların tarafından organize edildi. 

Past Continuous Tense: Özne + was/were + being + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: You were being cheated on by your boyfriend. / Erkek arkadaşın tarafından aldatılıyordun. 

Past Perfect Tense: Özne + had + been + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The presents had been sent by you. / Hediyeler senin tarafından gönderilmişti. 

Future Tense: Özne + will + be + Fiil (V3) + by + Nesne YA DA Özne + be going to + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The poetry collection will be read out loud by her. / Şiir koleksiyonu onun tarafından sesli okunacak. 

Örnek: The poetry collection is going to be read out loud by her. / Şiir koleksiyonu onun tarafından sesli okunacak. 

Future Perfect Tense: Özne + will + have + been + Fiil (V3) + by + Nesne formülü uygulanır. 

Örnek: The photos will have been taken by the wedding photographer. / Fotoğraflar, düğün fotoğrafçısı tarafından çekilmiş olacak. 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz diğer bir konu ise comparative adjectives (karşılaştırma sıfatları) ve superlative adjectives (üstünlük bildiren sıfatlar). Karşılaştırma sıfatları, iki özneyi bir değer üzerinden karşılaştırılırken kullanılır. Örneğin iki kişiden hangisinin daha uzun olduğunu belirtmek için karşılaştırma sıfatı kullanırız. Herhangi bir sıfatı karşılaştırma sıfatı olarak kullanmak için ya başına “more/less” kelimeleri getirilir, ya da sıfat sonuna “-er” eki alır. Örneklerle inceleyelim: 

I’m taller than you. / Ben senden daha uzunum. 
Bu örnekte karşılaştırma sıfatı taller kelimesidir. 

My dress is more beautiful than hers. / Benim elbisem onunkinden daha güzel. 
Bu örnekte karşılaştırma sıfatı more beautiful kelimesidir. 

Üstünlük bildiren sıfatlar, ikiden fazla öznenin bir değer üzerinden karşılaştırırken ve hangi öznenin en üstün olduğu belirtilirken kullanılır. Örneğin üç elma arasından en büyük elmanın hangisi olduğunu belirtirken üstünlük belirten sıfat kullanırız. Üstünlük bildiren sıfatların başına “most” gelir ya da sonuna “-est” eki gelir. Örneklerle inceleyelim. 

This apple is the biggest out of all three. / Bu elma üçü arasından en büyüğü. 
Bu örnekte üstünlük bildiren sıfat biggest kelimesidir. 

Her shoes are the most beautiful shoes I have ever seen. / Onun ayakkabıları gördüklerim arasından en güzeli. 
Bu örnekte üstünlük bildiren sıfat most beautiful kelimesidir. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 8 – Sport (Spor) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

athlete atlet, sporcu 
award ödül 
basketball basketbol 
be keen on (bir şeye) düşkün olmak 
to break a world record dünya rekoru kırmak 
canoeing kano sporu 
team captain takım kaptanı 
to celebrate kutlamak 
championship şampiyona 
coach koç, antrenör 
competition yarışma 
competitors yarışmacı 
tennis court tenis kortu 
develop gelişmek 
diving dalış sporu 
equipment ekipman 
extreme sports ekstrem sporlar 
ice hockey buz hokeyi 
jersey forma 
mountain biking dağ bisikletçiliği 
national team milli takım 
paragliding yamaç paraşütü 
raise awareness farkındalığı arttırmak 
skydiving hava dalışı 
snowboarding kar kayağı 
spectator izleyici 
supporter taraftar 
tournaments turnuvalar 
windsurfing rüzgar sörfü 

 
“Spor” Ünitesi kapsamında öğreneceğimiz gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Bu ünitede Reported Speech (Dolaylı Anlatım) kullanımını öğreneceğiz. Reported Speech, Türkçede “O … dedi.” karşılığına sahiptir. Bir cümleyi dolaylı yoldan aktarırken bu kalıp kullanılır. Dolaylı yoldan aktarırken, aktardığınız cümlenin zamanından bir önceki zaman kipini kullanmanız gerekir. Örneğin aktardığınız cümle Present Simple Tense ise, siz aktarırken Past Simple Tense kullanmalısınız. 

Aktarılan cümlelerdeki zamir değişir. Cümleyi kuran kişi “I” (ben) zamiri kullandıysa, sizin aktarırken “he/she” (o) zamirini kullanmanız gerekir. 
Reported Speech kullanırken dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise “that” bağlacı. Kimin cümlesini aktaracağınızı belirttikten sonra dilerseniz “that” bağlacı ekleyebilirsiniz, fakat eklemeseniz de cümle anlamını korur. Örneklerle inceleyelim. 

Judy said “I study medicine.” / Judy “Tıp okuyorum.” dedi. 

Judy said (that) she studied medicine. / Judy tıp okuduğunu söyledi. 

My father said “I was waiting for you to get out of school.” / Babam “Okuldan çıkmanı bekliyordum.” dedi. 

My father said (that) he had been waiting for me to get out of school. / Babam okuldan çıkmamı beklediğini söyledi. 

The secretary said “We will give you a call.” / Sekreter “Sizi arayacağız.” dedi. 

The secretary said (that) they would give me a call. / Sekreter beni arayacaklarını söyledi. 

Reported Speech kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir nokta da zaman zamirlerinin (temporal adverbs/time expressions) kullanımı. Aktarılan cümle geçmiş zamanda kaldığı için zaman zamirleri de tıpkı kullandığımız tense gibi bir önceki hali olmalıdır. Hangi zaman zamirini kullanmamız gerektiğini aşağıdaki tablodan ve örnek cümlelerden inceleyelim. 

Direct Speech Reported Speech 
now then, at the time 
today that day 
tonight that night 
yesterday the previous day 
last (week) the (week) before / the previous (week) 
next (week) the following (week) / the next (week) 
this (morning) that (morning) 
these (days) those (days) 

She said “I am going back home now.” / “Şimdi eve gidiyorum.” dedi. 

She said she was going back home at the time. / O an eve gideceğini söyledi. 

He said “We will go to the movies next week.” / “Gelecek hafta sinemaya gideceğiz.” dedi. 

He said (that) they would go to the movies the following week. / Gelecek hafta sinemaya gideceklerini söyledi. 

My mom said “I cleaned up the kitchen this morning.” / Annem “Sabah mutfağı temizledim.” dedi. 

My mom said she had cleaned up the kitchen that morning. / Annem o sabah mutfağı temizlediğini söyledi. 

Reported Speech kullanırken dikkat edilmesi gereken bir başka nokta “ask” ve “tell” kelimeleridir. Reported Speech kullanırken “say” kelimesi yerine “ask” ve “tell” de kullanabiliriz. Rica edilen bir cümleyi aktarırken “ask”, emir içeren bir cümleyi aktarırken de “tell” kelimelerini kullanmak, aktardığımız cümlenin anlamını daha rahat verebilmemize yardımcı olur. Örneklerle inceleyelim. 

She said “Can you help me wash the dishes?” / “Bana bulaşıkları yıkamada yardım eder misin?” dedi. 

She asked me to help her wash the dishes. / Benden bulaşıkları yıkamada yardım etmemi istedi. 

He said “You do the writing.” to me. / Bana “Yazma işini sen yap.” dedi. 

He told me to do the writing. / Bana yazı işini yapmamı söyledi. 

Reported Speech kullanılırken dikkat edilmesi gereken son nokta, modal verb’lerdir. Önceden öğrendiğimiz tense’ler ve zaman zamirleri gibi, modal verb’ler de değişikliğe uğrar. Değişen modal verb’leri aşağıdaki tablodan ve örnek cümlelerden inceleyelim. 

Direct Speech Reported Speech 
must had to 
can could 
may (possibility) might 
may (permission) could 
will would 
shall should 

My boss said “You must finish your work on time.” / Patronum “İşini zamanında bitirmelisin.” dedi. 

My boss told me I had to finish my work on time. / Patronum işimi zamanında bitirmem gerektiğini söyledi. 

He said “I can dance really well.” / “Çok iyi dans edebiliyorum.” dedi. 

He said that he could dance really well. / Çok iyi dans edebildiğini söyledi. 

I said “I may go on vacation next month.” / “Gelecek ay tatile gidebilirim.” dedim. 

I told him that I might go on vacation the following month. / Ona gelecek ay tatile gidebileceğimi söyledim. 

The teacher said “You may use the bathroom.” / Öğretmen “Tuvaleti kullanabilirsin.” dedi. 

The teacher said that I could use the bathroom. / Öğretmen tuvaleti kullanabileceğimi söyledi. 

She said “I will sing in the competition.” / “Yarışmada şarkı söyleyeceğim.” dedi. 

She said that she would sing in the competition. / Yarışmada şarkı söyleyeceğini söyledi. 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 9 – My Friends (Arkadaşlarım) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

arrogant kibirli 
athletic atletik 
calm sakin 
cheerful neşeli 
clever zeki 
elegant zarif 
encouraging cesaretlendirici 
generous cömert 
gentle kibar 
honest dürüst 
helpful yardımsever 
polite kibar 
sensitive hassas 
short-lived kısa ömürlü 
talkative konuşkan 
temporary geçici 
care umursamak 
disagreement anlaşmazlık 
excitement heyecan 
expenses masraflar 
to lie yalan söylemek 
memories anılar 
perspective bakış açısı 
support destek olmak 
trust güven 
virtue erdem 

“Arkadaşlar” Ünitesi kapsamında öğreneceğimiz gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Bu ünite kapsamında Relative Clause kalıbıdır. Türkçe karşılığı sıfat tümceciği olan Relative Clause, iki cümleyi birbirine bağlar. Bağlarken de Relative Pronoun’lardan yararlanılır. Türkçe karşılığı zamir olan pronounlar, Relative Clause içinde kullanıldıkları zaman birleştirdikleri cümlede yer alan ismi nitelerler. Relative Pronoun’lar “who”, “which” ve “that” kelimeleridir. “Who”, kim anlamına gelir ve Relative Pronoun olarak kullanıldığında özneleri birbirine bağlar. “Which”, nesneler ve hayvanları nitelerken kullanılır ve Relative Clause ile bağlanan cümlelerde de nitelediği şeyler nesne ve hayvanlardır. “That”, bazı durumlarda “who” ve “which” kelimelerinin yerine geçer. Eğer Relative Pronoun’un solunda virgül varsa, “that” kelimesi kullanılamaz. 

Relative Clause’lar Defining ve Non-defining olarak ikiye ayrılır. Defining Relative Clause’lar, cümleye anlam katan ve eksik olursa anlam karışıklığına yol açan bilgiyi verirler. Non-defining Relative Clause’lar ise fazladan bilgi verirler ve cümlede olmamaları anlam karışıklığına yol açmaz. Bu iki tür Relative Clause’u ayırmak için virgül içinde olup olmadıklarını görmemiz gerekir. Virgülün içinde yazılanlar Non-defining, virgül içinde olmayanlar Defining Relative Clause’tur. Öğrendiklerimizi örnek cümlelerde inceleyelim. 

Sarah is my friend. Sarah is a dancer. / Sarah benim arkadaşım. Sarah bir dansçı. 

Sarah, who is a dancer, is my friend. / Dansçı olan Sarah benim arkadaşım. (Non-defining Relative Clause) 

My mom is waiting over there. My mom has red hair. / Annem orada bekliyor. Annemin saçları kızıl. 

My mom who has red hair is waiting over there. / Saçları kızıl olan annem orada bekliyor. (Defining Relative Clause) 

My laptop is blue. I bought my laptop at a sale. / Laptopum mavi renkli. Laptopumu indirimde aldım. 

My laptop which I bought at a sale is blue. / İndirimde aldığım laptopum mavi renkli. (Defining Relative Clause) 

The tortoise comes here a lot. The tortoise is very slow. / Kaplumbağa sürekli buraya geliyor. Kaplumbağa çok yavaş. 

The tortoise, which is very slow, comes here a lot. / Çok yavaş olan kaplumbağa sürekli buraya geliyor. (Non-defining Relative Clause) 

I bought my phone 5 years ago. My phone still works just fine. / Telefonumu 5 yıl önce aldım. Telefonum gayet iyi çalışıyor. 

My phone that I bought 5 years ago still works just fine. / 5 yıl önce aldığım telefonum hala gayet iyi çalışıyor. (Defining Relative Clause) 

My friend comes over a lot. My friend loves baking cakes. / Arkadaşım bize çok gelir. Arkadaşım pasta yapmayı çok sever. 

My friend who comes over a lot loves baking cakes. / Bize çok gelen arkadaşım pasta yapmayı çok sever. (Defining Relative Clause) 

 

11. Sınıf İngilizce Ünite 10 – Facts and Norms (Değerler ve Normlar) 

Bu ünite kapsamında öğreneceğimiz kelimelere bir göz atalım. 

attitude tutum 
autonomy bağımsızlık 
be patient sabırlı olmak 
be understanding anlayışlı olmak 
collectivistic toplulukçu 
commemorate anmak 
cooperation işbirliği 
cultural differences kültürel farklar 
culture shock kültür şoku 
customs gelenekler 
equality eşitlik 
fair adil 
generosity cömertlik 
helping the elderly yaşlılara yardım etmek 
hospitable misafirperver 
individualistic bireyselci 
materialistic maddiyatçı 
patriotism vatanseverlik 
peace barış 
preserving korumak 
self confidence özgüven 
social interaction sosyal etkileşim 
social norms sosyal normlar 
social responsibility sosyal sorumluluk 
society toplum 
transparency şeffaflık 
unwritten yazılı olmayan 
violation ihlal 
wealth zenginlik 
wisdom bilgelik 

“Değerler ve Normlar” Ünitesi kapsamında öğreneceğimiz gramer ve dilbilgisi kuralları: 

Bu ünite kapsamında Correlative Conjunctions yani “either…or / neither… nor / both…and / not only…but also” kalıplarını öğreneceğiz. Bu kalıplar iki alakasız öznenin arasında bağlantı kurmak için kullanılır. Aynı anda ya da yakın zamanlarda gerçekleşecek olayları ve başka bir olayın ortaya çıkabilecek sonuçlarını vurgulamak için de kullanılabilirler. Correlative Conjunction’lar her zaman bir çift halinde yazılır, örneğin either…or, neither…nor vb. Creative Conjunction, bağlantı kurduğu iki özneyi aynı zamanda eşit kılar. Dilerseniz yukarıda belirttiğimiz kalıpları örneklerle inceleyelim. 
“Either …or” Türkçede “ya o ya da bu” anlamına gelmektedir. Seçenek sunarken ya da iki öğeyi karşılaştırırken kullanılır. 

Choose either a book to read or a movie to watch. / Ya okuyacak bir kitap ya da izleyecek bir film seç. 

You can either wait for me or leave on your own. / Ya beni bekleyebilirsin ya da kendin gidebilirsin. 

She can’t go to either the movies or the theater. / Sinemaya da tiyatroya da gidemez. 

“Neither… nor”, “either… or”a çok benzer ve kullanımı neredeyse aynıdır. Tek farkı cümleye negatif bir anlam katmasıdır. En çok dikkat edilmesi gereken nokta, “neither… nor” negatif anlama sahip olduğu için, cümlede negatiflik belirten başka kelimeler kullanılmamalıdır. Yani “I don’t like neither chocolate nor candy.” YANLIŞ bir cümledir. Bu cümlenin doğrusu ya “I don’t like either chocolate or candy.” ya da “I like neither chocolate nor candy.” olmalıdır. “Neither… nor”un Türkçedeki karşılığı “Ne o ne de bu” şeklindedir. Örnek cümlelerle inceleyelim. 

I went to neither Switzerland nor Finland. / Ne İsviçre’ye ne de Finlandiya’ya gittim. 

Neither a zombie virus nor the dinosaurs could be worse than this. / Ne bir zombi virüsü ne de dinozorlar bundan daha kötü olabilirdi. 

We told neither you nor other friends about the news. / Haberlerden ne sana ne de başka arkadaşlara söz ettik. 

“Both… and…” kalıbı iki öğenin birbirine benzediğini, aynı konumda olduklarını ifade eder. Türkçedeki karşılığı “O da bu da” veya “Hem o hem bu”dur. Negatiflik ya da pozitiflik belirtmez. Örnek cümlelerle inceleyelim. 

Both the apples and the oranges had gone bad. / Hem elmalar hem de portakallar bozulmuştu. 

Both Barbie and Oppenheimer movie tickets had sold out. / Barbie’nin de Oppenheimer’ın da biletleri tükenmişti. 

I like both grunge and punk music. / Hem grunge hem punk müzik severim. 

“Not only… but also…” kalıbı, söylenilen iki şeyi de vurgulamak için kullanılır. Türkçedeki karşılığı “Onun yanı sıra…” veya “sadece o değil, aynı zamanda bu da…”dır. Örnek cümlelerle inceleyelim. 

She’s not only a great singer but also an amazing dancer. / Sadece çok iyi bir şarkıcı değil, aynı zamanda müthiş bir dansçı. 

It’s not only very hot but also super humid. / Sadece çok sıcak değil aynı zamanda acayip nemli de. 

Not only did we win the game, but we also set an all-time record. / Oyunu kazanmanın yanı sıra tüm zamanların rekorunu da kırdık. 

   

11. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular 

Onbirinci Sınıf İngilizce Nasıl Denir?
Onbirinci sınıf İngilizcede ‘’eleventh grade’’ şeklinde söylenir.

11. Sınıfta İngilizce Dersi Var Mı? 
Evet, İngilizce dersi 11. sınıf müfredatında bulunmaktadır.

11. Sınıf İngilizce Yanında Ne Demek? 
11. sınıf İngilizce yanında ‘’next to’’ şeklinde söylenir.

11. Sınıf İngilizce Dersinde Ne Öğretilir? 
11. Sınıf İngilizce dersinde Future Tenses, Passive Voices, Simple Past Tense, Past Perfect Tense, degrees of certainty, expressing criticism ve daha pek çok öğretilmektedir.