7. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

14 Eyl 2026

7. Sınıf İngilizce Konu Anlatımı 

7. sınıf İngilizce konu anlatımlarında; Görünüm ve Kişilik, Spor, Biyografiler, Vahşi Hayvanlar, Televizyon, Kutlamalar, Düşler, Kamu Binaları, Ortam ve Gezegenler başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu içerik, bu üniteleri kısa konu anlatımları ve örnekler üzerinde sizlere sunmaktadır.  

 

7. Sınıf İngilizce Ünite 1 – Appearance and Personality (Görünüm ve Kişilik) 

Birinci ünite olan Görünüm ve Kişilik (Appearance and Personality), fiziksel ve kişilik özelliklerimizden bahsetmeyi konu almakla birlikte, kıyaslama cümlelerinin nasıl kurulduğuna dair örneklere değinmektedir. Öncelikli olarak, dış görünüşle ilgili kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

 

Saç (Hair):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Dark Hair Koyu Renk Saç 
Blonde Hair Sarı Saç 
Fair Hair Kumral Saç 
Brown Hair Kahverengi Saç 
Ginger Hair Kızıl Saç 
Curly Hair Kıvırcık Saç 
Wavy Hair Dalgalı Saç 
Straight Hair Düz Saç 
Long Hair Uzun Saç 
Short Hair Kısa Saç 

 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna saç ile ilgili yanıt verirken sahip olmak anlamına gelen have/has fiilleri kullanılır. Örnek olarak:  

  • She has short, fair hair.[Metin Kaydırma Sonu] (Onun kısa açık renk saçları var.) 
  • He has brown hair.[Metin Kaydırma Sonu] (Onun kahverengi saçları var.) 
  • I have wavy hair.[Metin Kaydırma Sonu] (Benim dalgalı saçım var.) 

 

 

Gözler (Eyes):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Blue Eyes Mavi Gözler 
Green Eyes Yeşil Gözler 
Hazel Eyes Ela Gözler 
Brown Eyes Kahverengi Gözler 
Small Eyes Küçük Gözler 
Big Eyes Büyük Gözler 

 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna birinin gözleri ile ilgili yanıt verirken, tıpkı saçlarda olduğu gibi sahip olmak anlamına gelen have/has fiilleri kullanılır. Örnek olarak:  

  • My brother has big green eyes.[Metin Kaydırma Sonu] (Kardeşimin büyük yeşil gözleri var.) 
  • My dad has hazel eyes.[Metin Kaydırma Sonu] (Babamın ela gözleri var.) 
  • I have small blue eyes.[Metin Kaydırma Sonu] (Benim küçük mavi gözlerim var.) 

 

Görünüş (Look):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Handsome Yakışıklı 
Beautiful Güzel 
Ugly Çirkin 
Attractive Çekici 

 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna yanıt verirken, birinin görünüşüyle ilgili yukarıdaki kelimeleri kullanarak kişisel fikrimizi belirtiyorsak ‘to be’ (am, is, are) fiili kullanılır. Örnek olarak:  

  • My mother is very beautiful.[Metin Kaydırma Sonu] (Annem çok güzeldir.) 
  • My brother is handsome.[Metin Kaydırma Sonu] (Kardeşim yakışıklıdır.) 
  • He is very attractive.[Metin Kaydırma Sonu] (O çok çekici.) 

 

 

Yaş (Age):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Old Yaşlı 
Young Genç 
Middle-aged Orta Yaşlı 

 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna birinin yaşı ile ilgili yanıt verirken, tıpkı birinin görünüşüyle ilgili fikrimizi belirtirken olduğu gibi ‘to be’ (am, is, are) fiili kullanılır. Örnek olarak: 

  • She is old. She is 70 years old.[Metin Kaydırma Sonu] (O, yaşlı. 70 yaşında.) 
  • He is a middle-aged man.[Metin Kaydırma Sonu] (O orta yaşlı bir adam.) 
  • That boy is very young. He is 11 years old.[Metin Kaydırma Sonu] (O çocuk çok genç. 11 yaşında.) 

 

Boy (Height): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Tall Uzun 
Short Kısa 
Medium Height Orta Boy 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna birinin boyunun uzunluğu ile ilgili yanıt verirken, tıpkı birinin görünüşüyle veya yaşıyla ilgili fikrimizi belirtirken olduğu gibi ‘to be’ (am, is, are) fiili kullanılır. Örnek olarak:  

  • He is medium height. Not very tall or short 

   (O, orta boylu. Ne çok kısa ne çok uzun.) 

  • My older brother is very tall. His height is 190cm.[Metin Kaydırma Sonu](Benim abim çok uzundur. Boyu 190cm.) 
  • I am short compared to the rest of my family. [Metin Kaydırma Sonu](Ailemin geri kalanına kıyasla ben kısayım.) 

 

 

Ağırlık (Weight):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Slim Zayıf 
Thin İnce 
Fat / Overweight Şişman 
Medium weight Orta Kilo 
Well-built Kaslı, yapılı 

 

İngilizcede “What does she/he look like?” (O nasıl görünüyor?) sorusuna birinin kilosu ile ilgili yanıt verirken, tıpkı birinin görünüşüyle, boyuyla veya yaşıyla ilgili fikrimizi belirtirken olduğu gibi ‘to be’ (am, is, are) fiili kullanılır. Örnek olarak:  

  • He is a well-built man. He works out everyday. 

   (O, kaslı bir adam. O her gün spor yapar.) 

  • They are overweight because they always eat unhealthy food.[Metin Kaydırma Sonu](Onlar şişman çünkü her zaman sağlıksız yemekler yerler.) 
  • She is a medium-weight woman. [Metin Kaydırma Sonu](O, orta kilolu bir kadın.) 

 

 

Kişilik Özellikleri (Personality): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Selfish Bencil 
Helpful Yardımsever 
Cheerful Neşeli 
Bad-tempered Kötü Huylu 
Good-tempered Iyi Huylu 
Polite / Kind Kibar 
Rude / Mean Kaba 
Lazy Tembel 
Hardworking Çalışkan 
Naughty Yaramaz 
Stingy Cimri 
Generous Cömert 
Understanding Anlayışlı 
Social Sosyal 
Patient Sabırlı 
Impatient Sabırsız 
Trustworthy / Reliable Güvenilir 
Friendly Arkadaş Canlısı 
Talkative Konuşkan 
Honest Dürüst 
Dishonest Dürüst olmayan 
Funny Eğlenceli 
Shy Utangaç 
Nervous Gergin 
Jealous Kıskanç 
Punctual Dakik 
Supportive Destekleyici 
Sincere Samimi 
Sensitive Hassas 
Stubborn İnatçı 
Cute Sevimli 
Serious Ciddi 
Clever / Intelligent Zeki, Akıllı 
Silly Salak, Şapşal 
Quiet Sessiz 
Easygoing İyi geçinen 
Calm Sakin 
Brave Cesur 
Boring Sıkıcı 
Responsible Sorumluluk sahibi 
Clumsy Sakar 
Outgoing Sosyal, Dışa dönük 

 

Birinin kişilik özelliklerinden bahsederken fiil olarak ‘olmak’ anlamına gelen ‘to be’ (am, is, are) kullanılır. Örnek olarak:  

  • My uncle is a very generous man. He donated a lot of money to charity last year.[Metin Kaydırma Sonu](Amcam çok cömert bir adamdır. Geçen yıl hayır kurumlarına çok para bağışladı.) 
  • She is so stubborn. She never changes her mind even when she knows she is wrong.[Metin Kaydırma Sonu](O çok inatçıdır. Hatalı olduğunu bildiğinde bile fikrini asla değiştirmez.) 
  • The firefighter was very brave. He entered the burning building to save the little cat.[Metin Kaydırma Sonu](İtfaiyeci çok cesurdu. Küçük kediyi kurtarmak için yanan binaya girdi.) 
  • My brother is so funny. He always tells jokes and makes us laugh.[Metin Kaydırma Sonu](Kardeşim çok komiktir. Her zaman şakalar yapar ve bizi güldürür.) 
  • That student is very clever. He solved the difficult math problem in seconds.[Metin Kaydırma Sonu](O öğrenci çok zekidir. Zor matematik problemini saniyeler içinde çözdü.) 

 

 

7. Sınıf 2. Ünite – Sport (Spor) 

İkinci ünite olan Sports (Spor), karşımıza çıkan spor dallarını ve bazı spor ekipmanlarının isimlerini konu almaktadır. Bu sporlar dallarının ve ekipmanların İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

 

Sporlar (Sports):  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Football Futbol 
Basketball Basketbol 
Volleyball Voleybol 
Surfing Sörf 
Swimming Yüzme 
Handball Hentbol 
Cycling Bisiklet sürme 
Climbing Tırmanış yapma 
Roller Skating Paten Kayma 
Skiing Kayak 
Ice-skating Buz pateni 
Skateboarding Kaykay sürme 
Hiking Doğa Yürüyüşü 
Canoeing Kano 
Running Koşu 
Rafting Rafting 
Jogging Hafif tempolu koşu 
Walking Yürüyüş 
Trekking Doğa Yürüyüşü 
Bowling Bovling 
Gymnastics Jimnastik 
Yoga Yoga 
Boxing Boks 
Wrestling Güreş 
Karate Karate 
Taekwondo Tekvando 
Aerobics Aerobik 
Water polo Su topu 
Ice-hockey Buz hokeyi 
Badminton Badminton 
Judo Judo 
Archery Okçuluk 
Tennis Tenis 
Table Tennis Masa tenisi 
Weightlifting Ağırlık Kaldırma 
Bungee Jumping Ayağa ip bağlayıp atlama 
Kite surfing Uçurtma sörfü 
Rugby Ragbi 
Sailing Yelkencilik 

 

 

Spor Ekipmanları (Sport Equipments): 

 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Arrow Ok 
Ball Top 
Bat Beyzbol sopası 
Bow Yay 
Bicycle Bisiklet 
Elbow Pad Dirseklik 
Gloves Eldiven 
Goggles Gözlük 
Helmet Kask 
Hoop Pota 
Ice-skates Buz pateni 
Knee pads Dizlik 
Net Ağ, file 
Racket Raket 
Roller Skate Paten 
Shuttlecock Bedminton topu 
Snorkel Şnorkel 
Surfboard Sörf Tahtası 
Swimsuit Mayo 
Trainers Spor Ayakkabısı 

 

 

7. Sınıf Ünite 3 – Biographies (Biyografiler) 

Üçüncü ünite olan Biographies (Biyografiler), İngilizce Geçmiş Zaman (Simple Past Tense) kalıbını ve İngilizce tarihleri söylemeyi konu almaktadır.  

 

İngilizce Geçmiş Zaman (Simple Past Tense): 

Türkçe’de kullandığımız “-di li geçmiş zaman”, İngilizce’de Simple Present Tense olarak adlandırılır. Geçmişte yapılmış ve bitmiş olan olayları anlatırken kullanılır. 

 

Olumlu Cümleler (Affirmative Sentences): 

İngilizce geçmiş zamanda olumlu cümle yapılarında fiil özneye göre ek almaz veya değişmez. Aksine fiilin değişimi düzenli (regular) veya düzensiz (irregular) olmasına bağlıdır. Cümle yapısı, diğer zaman kiplerinde olduğu gibi Özne (Subject) + Fiilin 2. hali (Verb 2) + Nesne (Object)’dir. 

Düzenli fiillerde, fiilin sonuna ‘-ed’ takısı eklenir. Fiilin son harfi ‘-e’ ile bitiyorsa ‘-d’ ve ‘-y’ ile bitiyorsa ‘-y’ düşer ve ‘-ied’ takısı eklenir. 

  • I played tennis yesterday. (Dün tenis oynadım.) 
  • We went to the park. (Biz parka gittik.) 

 

Olumsuz Cümleler (Negative Sentences): 

Olumsuz cümlelerde yardımcı fiil olarak ‘do’ fiili kullanılır. Geçmiş zamanda cümle kurulacağı için fiilin iki halini kullanmak yerine ‘do’ fiili 2. halinde yani geçmiş zamanda ‘did’ olarak kullanılır ve fiil yalın halde kullanılır. Yardımcı fiil ile fiil arasına olumsuzluk eki olan ‘not’ getirilir. Özetle cümle yapısı şu şekilde olmalıdır: Özne (Subject) + Did (Yardımcı fiil) + Not (Olumsuzluk eki) + Fiil yalın halde (Verb 1) + Nesne (Object). Tüm bunlara ek olarak, yardımcı fiil veya fiil özneye göre değişiklik göstermez.  

  • I didn't play tennis yesterday. (Dün tenis oynamadım.) 
  • We didn't go to the park. (Biz parka gitmedik.) 

 

İngilizce Tarihleri Söyleme (Saying Dates):  

The twenty fourth of June June twenty fourth 24 Haziran 
The fourteenth of November November fourteen 14 Kasım 
The twenty first of February February twenty first 21 Şubat 
The nineteenth of May May nineteenth 19 Mayıs 
The third of March March third 3 Mart 
The twelfth of December December twelfth 12 Aralık 
The first of January January first 1 Ocak 

 

 

7. Sınıf Ünite 4 – Wild Animals (Vahşi Hayvanlar) 

Dördüncü ünite olan Wild Animals (Vahşi Hayvanlar); evcil, çiftlik ve vahşi hayvanlarını konu almaktadır. Bu hayvan isimlerinin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır: 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Cat Kedi 
Hamster Hemstır 
Dog Köpek 
Parrot Papağan 
Fish Balık 
Rooster Horoz 
Cow İnek 
Chicken Tavuk 
Bull Boğa 
Goat Keçi 
Sheep Koyun 
Donkey Eşek 
Turkey Hindi 
Horse At 
Goose Kaz 
Rabbit Tavşan 
Duck Ördek 
Pig Domuz 
Elephant Fil 
Lion Aslan 
Fox Tilki 
Tiger Kaplan 
Wolf Kurt 
Cheetah Çıta 
Rhino Gergedan 
Zebra Zebra 
Hippo Su aygırı 
Panda panda 
Bear Ayı 
Polar Bear Kutup Ayısı 
Peacock Tavus Kuşu 
Giraffe Zürafa 
Hedgehog Kirpi 
Kangaroo Kanguru 
Squirrel Sincap 
Monkey Maymun 
Turtle Kaplumbağa 
Frog Kurbağa 
Lizard Kertenkele 
Snake Yılan 
Crocodile Timsah 
Mouse Fare 
Puppy Köpek Yavrusu 
Budgie Muhabbet Kuşu 
Chameleon Bukalemun 
Lamb Kuzu 
Penguin Penguen 
Dolphin Yunus 
Shark Köpek Balığı 
Whale Balina 
Eagle Kartal 
Owl Baykuş 
Bird Kuş 
Butterfly Kelebek 
Bee Arı 
Camel Deve 
Bat Yarasa 
Anchovy Hamsi 
Eel Yılan Balığı 
Swan Kuğu 

 

7. Sınıf Ünite 5 – Television (Televizyon) 

Beşinci ünite olan Television (Televizyon), televizyon programlarının türlerinin İngilizce karşılıklarını ele alırken, bir şeyi başka bir şeye tercih ederken kullanılan ‘prefer’ ile birlikte nasıl cümle kurulduğunu da konu almaktadır. Öncelikli olarak, televizyon program türlerinin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tabloda yer almaktadır: 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Action Aksiyon 
Adventure Macera 
Animation Animasyon 
Cartoon Çizgi Film 
Comedy Komedi 
Commercial Reklam 
Cooking Show Yemek Programı 
Discussion Program Tartışma Programı 
Documentary Belgesel 
Drama Dram 
Fantasy Fantastik 
History Tarih 
Horror Korku 
Musical Müzikal 
News Haberler 
Quiz Show Bilgi Yarışması 
Reality Show Sıradan insanların yaşamlarını konu alan tv programı 
Romance Romantik 
Sci-fi (Science fiction) Bilim Kurgu 
Sitcom (Situation Comedy) Durum Komedisi 
Soap Opera Pembe Dizi 
Sports Program Spor Programı 
Talk Show Söyleşi Programı 
Thriller Gerilim 
Western Kovboy 

 

İngilizce Tercih Etme – Prefer: 

İki şeyden hangisini diğerine tercih ettiğimizden bahsederken, İngilizcede tercih etmek anlamına gelen ‘prefer’ kullanılır. Bizlere iki şey arasından hangisini tercih edeceğimiz şeklinde sorular yöneltilebilir. Örnek olarak:  

  • Which one do you prefer, Movie or Series?[Metin Kaydırma Sonu](Hangisini tercih edersin? Film ya da dizi?) 
  • Do you prefer movie or series?[Metin Kaydırma Sonu](Film mi tercih edersin, dizi mi?) 

 

Bu gibi durumlarda sadece tercih ettiğimiz şeye cümlenin içerisinde yer vermemiz yeterli olacaktır. Örnek olarak: 

 

  • I prefer movie.  

    (Filmi tercih ederim.) 

  • I prefer series.[Metin Kaydırma Sonu] (Diziyi tercih ederim.) 

 

Bu sorulara verdiğimiz yanıtlarda ‘prefer’ kelimesinden sonra fiil kullanmamız gereken durumlar olabilir. Bu gibi durumlarda fiile ‘-ing’ takısı gelir. Örnek olarak:  

  • I prefer watching movie.[Metin Kaydırma Sonu] (Film izlemeyi tercih ederim.) 
  • I prefer watching series.  

    (Dizi izlemeyi tercih ederim.) 

 

Yukarıda işlediğimiz kullanım şeklinden biraz farklı olarak, ’bir şeyi bir şeye tercih ederim’ şeklinde ifade etmek istediğimizde; cümle Özne (Subject) + Prefer + (tercih edilen) + to + (tercih edilmeyen) şeklinde kurulur. Prefer fiili 3. Tekil şahıslarla (He, she, it) olumlu cümlelerde kullanıldığında ‘-s’ takısı alır. Olumsuz cümlelerde ise yardımcı fiil olarak kullanılan ‘do’ fiili ‘-s’ takısı alır ve ‘does’ şeklinde kullanılır ve olumsuzluk eki olan ‘not’ eklenir. Örnek olarak:  

  • My sister prefers tea to coffee.[Metin Kaydırma Sonu] (Kız kardeşim çayı kahveye tercih eder.) 
  • Students prefer studying online to going to school.[Metin Kaydırma Sonu] (Öğrenciler online çalışmayı okula gitmeye tercih eder.) 
  • I prefer laptop to tablet.[Metin Kaydırma Sonu] (Dizüstü bilgisayarı tablete tercih ederim.) 
  • He prefers saving money to spending it.[Metin Kaydırma Sonu] (O, parayı biriktirmeyi harcamaya tercih eder.) 
  • She doesn’t prefer listening to pop music to rock music.[Metin Kaydırma Sonu] (O, pop müzik dinlemeyi rock müziğe tercih etmez.) 
  • We don’t prefer eating out to cooking at home.[Metin Kaydırma Sonu] (Onlar köpek sahiplenmeyi kedi sahiplenmeye tercih etmez.) 
  • My father doesn’t prefer driving at night to driving in the day.[Metin Kaydırma Sonu] (Babam gece araba sürmeyi gündüz sürmeye tercih etmez.) 

 

 

7. Sınıf Ünite 6 – Celebrations (Kutlamalar) 

Altıncı ünite olan Celebrations (Kutlamalar); İngilizce kabul etme, reddetme, teklif ve davet etme ifadelerine değinirken, sayılabilen ve sayılamayan kelimelerle kullanılan miktar belirleyicilerini konu almaktadır.  

 

İngilizce Teklif ve Davet etme ifadeleri (Offering and Making Invitations): 

Biriyle bir plan yaparken veya başka bir deyişle birine bir şeyi teklif ederken kullanılan bazı kalıplar vardır. Bu kalıpları öğrenmek günlük hayatta da işinizi kolaylaştıracaktır. Bu kalıplardan bazıları:  

  • Would you like (to) …?  

‘Would you like (to)…?’ kalıbı, diğer öneri soru kalıplarına göre en kibar yapıda olandır. Birine bir şeyi isteyip istemediği sorulurken kullanılır. Bu kalıptan sonra fiil gelirse fiilden önce ‘to’ gelir. Örneğin;  

  • Would you like to join me?[Metin Kaydırma Sonu](Bana katılmak ister misiniz?) 
  • Would you like to have a cup of tea?[Metin Kaydırma Sonu](Bir bardak çay ister misiniz?) 
  • Would you like a chocolate?[Metin Kaydırma Sonu](Çikolata ister misiniz?) 

 

  • Do you want (to) …?  

‘Do you want (to)…?’ kalıbı da tıpkı ‘Would you like (to)…?’ kalıbı gibi birine bir şeyi isteyip istemediği sorulurken kullanılır. Ancak, ‘Would you like (to)…?’ kalıbına göre daha az kibardır. Kısaca, daha çok günlük konuşma dilinde kullanılır da diyebiliriz. Bu kalıptan sonra fiil gelirse fiilden önce ‘to’ gelir. Örneğin;  

  • Do you want to drink coffee?[Metin Kaydırma Sonu](Kahve içmek ister misin?) 
  • Do you want to play a game later?[Metin Kaydırma Sonu](Sonra oyun oynamak ister misin?) 
  • Do you want a piece of chocolate?[Metin Kaydırma Sonu](Bir parça çikolata ister misin?) 

 

  • How about ….? / What about …?  

‘How about ….? / What about …?’ kalıbı, ‘… yapmaya ne dersin’ şeklinde Türkçeye çevirilir ve birine bir konuda öneri sunarken kullanılır. Bu yapılardan sonra fiil gelirse, fiil ‘-ing’ takısı alır ve fiilimsiye dönüştürülür. Örneğin; 

  • How about watching a movie tonight?[Metin Kaydırma Sonu](Bu gece bir film izlemeye ne dersin?) 
  • What about ordering a pizza for dinner?[Metin Kaydırma Sonu](Akşam yemeği için pizza sipariş etmeye ne dersin?) 

 

  • Fancy …?  

‘Fancy …?’ kalıbı, Türkçede ‘…ister misin?’ anlamına gelir. ‘Fancy’ kelimesinden sonra genelde fiil gelir ve fiil ‘-ing’ eki alır. Örneğin;  

  • Fancy going out for dinner tonight?[Metin Kaydırma Sonu](Bu gece akşam yemeğine çıkmak ister misin?) 
  • Fancy walking in the park this afternoon?[Metin Kaydırma Sonu](Bu öğleden sonra parkta yürümek ister misin?) 
  • Fancy eating some ice cream?[Metin Kaydırma Sonu](Biraz dondurma yemek ister misin?) 

 

  • Let’s …  

Bu kalıptan sonra isim kullanılmaz, fiil kullanılır ve fiil her zaman yalın halde kullanılır. Türkçede ‘Haydi … -lım.’ anlamına gelir. Örneğin;  

  • Let’s go to the cinema tonight.[Metin Kaydırma Sonu](Haydi bu gece sinemaya gidelim.) 
  • Let’s meet at the cafe at 3 PM.[Metin Kaydırma Sonu](Haydi saat 3'te kafede buluşalım.) 
  • Let’s play football this weekend.[Metin Kaydırma Sonu](Haydi bu hafta sonu futbol oynayalım.) 

 

  • Shall I / we …?  

Bu kalıptan sonra isim kullanılmaz, fiil kullanılır ve fiil her zaman yalın halde kullanılır. Sadece I (Ben) ve We (Biz) özneleri ile kullanılır. Sonrasında fiil gelir ve yalın halde kullanılır. Türkçede ‘… – lım mı?’ anlamına gelir. Örneğin;  

  • Shall I open the window?[Metin Kaydırma Sonu](Pencereyi açayım mı?) 
  • Shall we go for a walk?[Metin Kaydırma Sonu](Yürüyüşe çıkalım mı?) 
  • Shall we meet at the cinema?[Metin Kaydırma Sonu](Sinemada buluşalım mı?) 

 

  • Why don’t we/you …?  

Bu kalıptan sonra isim kullanılmaz, fiil kullanılır ve fiil her zaman yalın halde kullanılır. Türkçede ‘Neden … yapmıyoruz? / yapmıyorum?’ anlamına gelir. Örneğin;  

  • Why don’t you ask the teacher for help?[Metin Kaydırma Sonu](Neden öğretmenden yardım istemiyorsun?) 
  • Why don’t we watch a movie at home?[Metin Kaydırma Sonu](Neden evde bir film izlemiyoruz?) 

 

İngilizce Kabul Etme ve Reddetme İfadeleri (Accepting and Refusing): 

İngilizcede, davet veya teklif etme kalıpları kullanılarak bizlere bir soru yöneltildiğinde, o teklifleri reddederken veya kabul ederken kullandığımız bazı kalıplar vardır. Her yanıtınızı kalıplarla vermek zorunda olmasanız da, bu kalıpları bilmek işinizi kolaylaştıracaktır.  

 

Accepting Expressions (Kabul Etme İfadeleri): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Yes, please Evet, lütfen 
I’ll definitely be there Kesinlikle orada olacağım 
Yes, I would love to Evet, çok isterim 
I would love to, thanks Çok isterim, teşekkürler 
Cool Harika 
Awesome Harika 
That sounds fun Kulağa eğlenceli geliyor 
That sounds great Kulağa harika geliyor 
I will be there for sure Mutlaka orada olacağım 
Yeah, sounds good Evet, kulağa hoş geliyor 
Why not Neden olmasın 
That would be fantastic Bu muhteşem olur 
Great, what time is it? Harika, saat kaçta? 
Ok. Thanks for inviting me Tamam. Beni davet ettiğin için teşekkürler 
Great idea Harika fikir 
I have nothing to do better Yapacak daha iyi bir şeyim yok 
Absolutely Kesinlikle 
Yes, please Evet, lütfen 

 

 Refusing Expressions (Reddetme İfadeleri): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
I am afraid I can’t Üzgünüm, yapamam / gelemem 
I must … ( I must help my mom.) … yapmalıyım. (Anneme yardım etmeliyim.) 
No thanks, I am full. Hayır, teşekkürler. Tokum. 
Sorry but I am too busy Üzgünüm ama çok meşgulüm 
I would love to but … Çok isterdim ama … 
Another time, maybe Belki başka bir zaman 
I can’t make it Yapamam / gelemem 
Oh, thanks. I don’t get on well with … Teşekkürler. … ile iyi anlaşamıyorum. 
Sorry but I don’t like… Üzgünüm ama …-ı sevmiyorum. 
Not really, thanks. Pek sayılmaz, teşekkürler 
I would rather not Gelmemeyi / yapmamayı tercih ederim 
I don’t think it is a good idea İyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum 
No, thanks Hayır, teşekkürler 
Sorry Üzgünüm 

 

 

İngilizce Miktar Belirleyiciler (Quantifiers): 

İngilizce miktar belirleyiciler (any, a few, few, little, a little, lots of, a lot of, many, much ve some) miktarını sayıyla ifade edemediğimiz durumlarda kullanılan ve miktar belirten kelimelerdir. Genellikle bir isim ile birlikte kullanılırlar. Ancak her birinin anlamı ve kullanım şekli farklıdır. 

 

Sayılamayan İsimler (Uncountable Nouns): 

Genellikle sıvılar veya paketlenmiş minik taneli yiyecekler gibi sayıyla sayamadığımız isimlere sayılamayan isimler denir. Örneğin; Water (Su), Milk (Süt), Money (Para), Honey (Bal), Bread (Ekmek), Oil (Yağ), Rice (Pirinç), Flour (Un), Butter (Yağ) ve Sugar (Şeker). 

 

  • Any (Hiç): 

Genellikle soru ve olumsuz yapıdaki cümlelerle birlikte ve sayılabilen çoğul veya sayılamayan isimler ile birlikte kullanılır. Örneğin;  

  • Is there any peanuts in this cake?[Metin Kaydırma Sonu](Bu kekte him fıstık var mı?) 
  • I don’t have any money in my wallet.[Metin Kaydırma Sonu](Cüzdanımda hiç para yok.) 

 

  • Few (Birkaç) ve A Few (Çok az): 

“Few” terimi genellikle yetersiz olan bir miktarı belirtir ve kıtlık veya eksikliği ima eder. Öte yandan “a few”, küçük ve pozitif bir miktarı ima eder ve en azından bir miktar mevcut olduğunu gösterir. Örneğin;  

  • I have a few questions to ask you.[Metin Kaydırma Sonu](Sana soracak birkaç sorum var.) 
  • Few people know the truth about this story.[Metin Kaydırma Sonu](Bu hikaye hakkındaki gerçeği çok az insan biliyor.) 

 

  • Little (Neredeyse hiç / oldukça az) ve A Little (biraz): 

“Little” bir şeyin eksikliğini veya yetersizliğini gösterirken, “a little” küçük bir miktarın varlığını ima eder. Örneğin, “Little time left”, fazla zaman kalmadığı anlamına gelirken, “a little time left”, hala biraz zaman olduğu anlamına gelir. Örneğin;  

  • I speak a little Spanish.[Metin Kaydırma Sonu](Biraz İspanyolca konuşurum.) 
  • He has little patience with children.[Metin Kaydırma Sonu](Çocuklara karşı çok az sabrı vardır.) 

 

  • Lots of / a lot of (Çok / Bir çok): 

Hem sayılabilen çoğul isimlerle hem de sayılamayan isimlerle kullanılabilen bu kalıp, "çok" veya "bir sürü" anlamında büyük bir miktarı ifade eder. Örneğin;  

  • She has a lot of friends at school.[Metin Kaydırma Sonu](Okulda çok arkadaşı var.) 
  • There are lots of books in the library.[Metin Kaydırma Sonu](Kütüphanede bir sürü kitap var.) 

 

  • Many (Çok / Birçok): 

Sayılabilen isimlerle birlikte kullanılır, ”çok" veya "birçok" anlamına gelir. Örneğin;  

  • I don't have many friends in this city.[Metin Kaydırma Sonu](Bu şehirde çok arkadaşım yok.) 
  • Many people prefer coffee in the morning.[Metin Kaydırma Sonu](Birçok insan sabahları kahveyi tercih eder.) 

 

  • Much (Fazla / Çok): 

Sayılamayan isimlerle kullanılır, genellikle olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde "çok" veya "fazla" anlamında kullanılır. Örneğin;   

  • How much sugar do you want in your tea?[Metin Kaydırma Sonu](Çayına ne kadar şeker istersin?) 
  • I didn't get much sleep last night.[Metin Kaydırma Sonu](Dün gece çok uyumadım.) 

 

  • Some (Biraz / Birkaç / Bazı): 

Hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerle birlikte kullanılabilir. Sayılabilen isimlerle birlikte kullanıldığında, “birkaç” veya “bazı” anlamına gelir. Sayılamayan isimlerle kullanıldığında ise “biraz” anlamında kullanılır. Örneğin;  

  • There are some books on the shelf.[Metin Kaydırma Sonu](Rafta birkaç kitap var.) 
  • Would you like some tea?[Metin Kaydırma Sonu](Biraz çay ister misin?) 

 

 

7. Sınıf Ünite 7 – Dreams (Düşler)  

Yedinci ünite olan Dreams (Düşler); gelecek zaman kipi olarak kullanılan “will” fiili ile birlikte gelecek hakkında tahminlerde bulunurken nasıl cümle kurulduğunu ve İngilizce tarihlerin nasıl okunduğunu konu almaktadır 

 

İngilizce ‘Will’ ile Tahminlerde Bulunma (Making Predictions with ‘Will’): 

İngilizcedeki Future Tense yani Türkçede gelecek zaman kipinde ‘will’ kullanılır. Bu kip; geleceğe yönelik tahminlerde, gelecekte gerçekleşecek olaylardan bahsederken, anlık kararlardan bahsederken, ricada bulunurken veya söz verirken kullanılır. Özneye göre ‘will’ çekimlenmez ve sonrasında gelen fiil yalın halde kullanılır. Türkçedeki ‘-ecek / -acak’ anlamını katar. 

 

Zaman Zarfları (Time expressions): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Tomorrow Yarın 
Tomorrow morning / afternoon / evening / night Yarın sabah / öğleden sonra / akşam / gece 
The day after tomorrow Yarından sonra 
In ten minutes / an hour / a week / a month / a year 10 dakika / bir saat / bir hafta / bir ay / bir yıl içinde 
Next day / week / month / year Ertesi gün / önümüzdeki hafta / ay / yıl 
Tonight Bu gece 
Soon En kısa zamanda 
Later Daha sonra 
In the future Gelecekte 
On Friday / tuesday… Cuma / Salı ... günü 
In July / August … Temmuzda / Ağustosta 

  

  • I will submit my report tomorrow morning.[Metin Kaydırma Sonu](Raporumu yarın sabah teslim edeceğim.) 
  • We will move to a new house next month.[Metin Kaydırma Sonu](Gelecek ay yeni bir eve taşınacağız.) 
  • The meeting will start in ten minutes.[Metin Kaydırma Sonu](Toplantı 10 dakika içinde başlayacak.) 
  • We won’t go out tonight because it is raining.[Metin Kaydırma Sonu](Yağmur yağdığı için bu gece dışarı çıkmayacağız.) 
  • I am busy right now, I will help you later.[Metin Kaydırma Sonu](Şu an meşgulüm, sana daha sonra yardım edeceğim.) 
  • Will you come to the party on Saturday?[Metin Kaydırma Sonu](Cumartesi günü partiye gelecek misin?) 
  • It will probably snow in January.[Metin Kaydırma Sonu](Muhtemelen Ocak ayında kar yağacak.) 

 

Tarihler (Dates): 

1997 Nineteen ninety seven 
1881 Eighteen eighty one 
1654 Sixteen fifty four 
1700 Seventeen hundred 
2003 Two thousand and three 
2015 Two thousand and fifteen/Twenty fifteen 
2026 Two thousand and twenty six/Twenty twenty six 

 

 

7. Sınıf Ünite 8 – Public Buildings (Kamu Binaları) 

Sekizinci ünite olan Public Buildings (Kamu Binaları), kamu binalarının İngilizce karşılıklarını ve amaç belirten ‘to’ (için) kelimesini konu almaktadır.  

 

İngilizce Kamu Binaları (Public Buildings): 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Amusement Park Luna park 
Art Gallery Sanat Galerisi 
Bakery Fırın 
Bank Banka 
Barber Berber 
Bookshop Kitapçı 
Bus station Otobüs durağı 
Butcher Kasap 
Cafe Kafe 
Car Park Otopark 
Cinema / Movie Theatre Sinema 
City Hall Belediye Binası 
Fire station İtfaiye 
Florist Çiçekçi 
Greengrocer Manav 
Grocery Bakkal 
Hospital Hastane 
Library Kütüphane 
Municipal Office Belediye 
Museum Müze 
Pharmacy Eczane 
Playground Oyun Parkı 
Police Station Polis Karakolu 
Post Office Postane 
Shopping Center / Mall Alışveriş Merkezi / AVM 
Restaurant Restoran 
School Okul 

 

İngilizce Amaç Belirten ‘to’ – ‘To + Infinitive’: 

İngilizcedeki ‘to + infinitive’ yapısı amaç veya sebep bildirirken kullanılır. ‘To’dan sonra gelen fiil yalın halde olur. Örneğin; 

  • I went to the supermarket to buy some bread and milk.[Metin Kaydırma Sonu](Biraz ekmek ve süt almak için markete gittim.) 
  • I opened the window to let some fresh air in.[Metin Kaydırma Sonu](İçeri biraz temiz hava girmesi için pencereyi açtım.) 
  • She wears glasses to see better while reading.[Metin Kaydırma Sonu](Okurken daha iyi görmek için gözlük takar.) 

 

 

7. Sınıf Ünite 9 – Environment (Ortam) 

Yedinci ünite olan Environment (Ortam), çevreyle ilgili kelimeleri barındırırken, zorunluluk ve gereklilik bildirme konusunu ele almaktadır. Çevreyle ilgili kelimelerin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tabloda yer almaktadır: 

 

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Environment Çevre 
Environmental Problems Çevresel Sorunlar 
Climate İklim 
Climate Change İklim Değişikliği 
Global Warming Küresel Isınma 
Greenhouse Sera 
Temperature Isı, sıcaklık 
Earth Dünya 
Planet Gezegen 
Balance Denge 
Nature Doğa 
Water Su 
Air Hava 
Soil Toprak 
Land Kara 
Rainforest Yağmur Ormanı 
River Akarsu 
Ocean Okyanus 
Sea Deniz 
Seed Tohum 
Pollution Kirlilik 
Deforestation Ormansızlaşma / Ormanların yok edilmesi 
Responsibility Sorumluluk 
Food Chain Besin Zinciri 
Waste Materials Atık Malzemeler 
Chemicals Kimyasallar 
Recycling Facility Geri Dönüşüm Tesisi 
Wind Energy Rüzgar Enerjisi 
Solar Energy Solar Enerji 
Public Transportation Toplu Taşıma 
Extinction of Animal Species Hayvan türlerinin yok olması 
Clean Energy Resources Temiz Enerji Kaynakları 
Renewable Energy Yenilenebilir Enerji 
Ozone Layer Depletion Ozon Tabakasının İncelmesi 
Harmful Rays of the Sun Güneşin Zararlı Işınları 
The Rise in the Sea Levels Deniz Seviyelerinde Yükselme 
Eco-Friendly Çevre Dostu 

 

 

İngilizce Zorunluluk ve Gereklilik Bildirme (Expressing Obligation and Necessity): 

  • Should / Shouldn’t (-meli / -malı): 

Birine yapılması veya yapılmaması gereken konularda tavsiye verirken kullanılır. Örneğin;  

  • You look very tired; you should go to bed early tonight.[Metin Kaydırma Sonu](Çok yorgun görünüyorsun; bu gece erken yatmalısın.) 
  • It is raining; you should take your umbrella.[Metin Kaydırma Sonu](Yağmur yağıyor; şemsiyeni almalısın.) 
  • We are in a library; we shouldn’t speak loudly.[Metin Kaydırma Sonu](Kütüphanedeyiz; yüksek sesle konuşmamalıyız.) 
  • It’s very cold outside; you shouldn’t go out without a coat. 

   (Dışarısı çok soğuk; montsuz dışarı çıkmamalısın.) 

 

  • Must / Mustn’t (-meli / -malı): 

Zorunlulukları veya yapılmaması gerekilen şeyleri belirtirken kullanılır. Örneğin;  

  • Drivers must stop when the traffic light is red.[Metin Kaydırma Sonu](Sürücüler trafik ışığı kırmızı olduğunda durmalı.) 
  • I must study hard to pass the final exam.[Metin Kaydırma Sonu](Final sınavını geçmek için çok çalışmalıyım.) 
  • You mustn’t take photos in the museum.[Metin Kaydırma Sonu](Müzede fotoğraf çekmemelisin.) 
  • You mustn’t smoke in the hospital.[Metin Kaydırma Sonu](Hastanede sigara içmemelisin.) 

 

  • Have to / Has to (-meli / -malı): 

Genellikle dış etkenlerden kaynaklanan zorunluluklardan bahsederken kullanılır. ‘Must’, ‘Have to’ya göre daha resmi ve güçlü bir yapıdadır. Örneğin;  

  • She has to work on weekends to finish the project.[Metin Kaydırma Sonu](Projeyi bitirmek için hafta sonları çalışması gerekiyor.) 
  • You don’t have to pay for the museum; it is free today.[Metin Kaydırma Sonu](Müze için para ödemek zorunda değilsin; bugün ücretsiz.) 
  • They have to leave the house to catch the plane.[Metin Kaydırma Sonu](Uçağı yakalayabilmek için evden erken çıkmalılar.
  • I have to wear glasses to read.  

   (Okumak için gözlük takmak zorundayım.) 

 

 

7. Sınıf Ünite 10 – Planets (Gezegenler)  

Onuncu ve son ünite olan Planet (Gezegenler); gezegen isimlerini, karşılaştırma cümlelerini (comparatives) ve sıfatlarda en üstünlük derecesini (superlatives) konularını ele almaktadır. Öncelikli olarak, gezegen isimlerinin İngilizceleri ve Türkçe karşılıkları aşağıdaki tabloda yer almaktadır:  

İNGİLİZCE TÜRKÇE 
Mercury Merkür 
Venus Venüs 
Earth Dünya 
Mars Mars 
Jupiter Jüpiter 
Saturn Satürn 
Uranus Uranüs 
Neptune Neptün 
Space Uzay 
Universe Evren 
Satellite Uydu 
Black Hole Kara Delik 
Galaxy Galaksi 
Meteor Shower Meteor Yağmuru 
Atmosphere Atmosfer 
Orbit Yörünge 
Surface Yüzey 
Gravity Yer çekimi 
Comet Kuyruklu Yıldız 

 

İngilizce Karşılaştırma Sıfatları (Comparative Adjectives): 

İngilizcede iki şeyi kıyaslarken sıfatlar kullanılır. Kullanılan sıfatların hece uzunluğuna göre kullanım şekli değişir: Düzenli sıfatlarda sıfat tek heceli ise ‘-er than’, sıfat tek heceli ve sonu ‘-e’ ile bitiyorsa ‘-r than’, tek heceli ve ‘-y’ ile bitiyorsa ‘-y’ düşer ve ‘-ier than’, 3 harfli (Sessiz harf + sesli harf + sessiz harf) ise son harf tekrar ederek ‘-er than’ eklenir. Çok heceli ise ‘more + sıfat (adjective) + than’ veya ‘less + sıfat (adjective) + than’ olarak kullanılır. Düzensiz sıfatlar ise bu kurallara uymazlar ve değişirler. Örneğin; 

 

  • English is easier than Chinese.[Metin Kaydırma Sonu](İngilizce, Çinceden daha kolaydır.) 
  • Gold is more expensive than silver.[Metin Kaydırma Sonu](Altın, gümüşten daha pahalıdır.) 
  • Today, the weather is worse than yesterday.[Metin Kaydırma Sonu](Bugün hava, dünden daha kötü.) 
  • Math is more difficult than history for me.[Metin Kaydırma Sonu](Matematik benim için tarihten daha zordur.) 
  • I am happier today than I was yesterday.[Metin Kaydırma Sonu](Bugün, dün olduğumdan daha mutluyum.) 
  • The second movie was better than the first one.[Metin Kaydırma Sonu](İkinci film, ilkinden daha iyiydi.) 

 

 

İngilizce Üstünlük İfadeleri (Superlatives): 

Bir şey ile birkaç şeyi kıyaslarken sıfatlar ile birlikte kullanılır. Türkçede ‘en’ anlamına gelir. Tek heceli sıfatlarda ‘the …-est’, iki veya daha çok heceli sıfatlarda ‘the most’ ile birlikte kullanılır. Örneğin;  

  • Mount Everest is the highest mountain in the world.[Metin Kaydırma Sonu](Everest Dağı, dünyadaki en yüksek dağdır.) 
  • My grandfather is the oldest person in our family.[Metin Kaydırma Sonu](Büyükbabam, ailemizdeki en yaşlı kişidir.) 
  • This was the most boring movie I have ever watched.[Metin Kaydırma Sonu](Bu, şimdiye kadar izlediğim en sıkıcı filmdi.) 
  • Ferrari is one of the most expensive cars. 

   (Ferrari, en pahalı arabalardan biridir.) 

  • July is usually the hottest month of the year. 

   (Temmuz genellikle yılın en sıcak ayıdır.) 

  • This was the worst day of my life.[Metin Kaydırma Sonu](Bu, hayatımın en kötü günüydü.) 

 

 

7. Sınıf İngilizce Üniteleri ve Konu Anlatımı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

7. Sınıf İngilizce Nasıl Denir?
‘7. Sınıf’ ifadesi, İngilizcede “seventh grade” ya da “7th grade” şeklinde söylenir.

7. Sınıfa İngilizce Dersi Var Mı?
Evet, 7. sınıf öğrencileri İngilizce dersi görmektedir.

7. Sınıf İngilizce Yanında Ne Demek?
‘Yanında’ kelimesi, İngilizcede “next to” şeklinde ifade edilir.

7. Sınıf İngilizce Dersinde Ne Öğretilir?
7. sınıf İngilizce dersinde; Görünüm ve Kişilik, Spor, Biyografiler, Vahşi Hayvanlar, Televizyon, Kutlamalar, Düşler, Kamu Binaları, Ortam ve Gezegenler başlıklarıyla birlikte 10 farklı ünite bulunmaktadır. Bu ünitelerde, ünitelerin içeriklerine göre kelimeler ve bazı gramer yapıları öğretilir.