İngilizce Used To Kullanımı, Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler
06 Ağu 2026
İngilizce "Used To" Kullanımı, Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler
İngilizce öğrenmeye başladıysanız, öğrenmeniz gereken konulardan biri de “used to” kalıbıdır. "Used to", geçmişte düzenli olarak yapılan ancak artık devam etmeyen alışkanlıkları, durumları veya eylemleri anlatmak için kullanılır. Bu yazıda, "used to" yapısını detaylı bir şekilde ele alacak ve çeşitli örneklerle açıklayacağız.
İngilizce “Used to” Kullanımı
"Used to" ifadesi, geçmişte düzenli olarak yapılan ama artık devam etmeyen eylemleri, alışkanlıkları veya durumları anlatmak için kullanılır. Bu yapı genellikle eski alışkanlıkları, rutinleri veya belirli bir döneme ait eylemleri ifade eder. Ancak, anlam olarak benzerlik gösterse de "get used to" ve "be used to" yapılarıyla karıştırılmamalıdır. Yapı, “Subject + used to + v1” şeklindedir. Bu yapı, geçmişte düzenli olarak gerçekleşmiş ancak artık devam etmeyen eylemleri ifade etmek için kullanılır. Bahsedilen durumun artık geçerli olmaması veya sürdürülmemesi gerekir. İngilizce “used to” örnek cümleleri aşağıdaki gibidir.
- I used to ride my bike to school every day. (Eskiden okula her gün bisikletle giderdim.)
- She used to drink coffee every morning, but now she prefers tea. (Eskiden her sabah kahve içerdi, ama şimdi çayı tercih ediyor.)
- We used to spend our summers at my grandmother’s house. (Eskiden yazlarımızı büyükannemin evinde geçirirdik.)
- He used to play football professionally, but he retired last year. (Eskiden profesyonel olarak futbol oynardı, ama geçen yıl emekli oldu.)
- They used to have a dog, but they gave it to a friend. (Eskiden bir köpekleri vardı, ama onu bir arkadaşlarına verdiler.)
- I used to read a book before bed every night. (Eskiden her gece yatmadan önce kitap okurdum.)
- She used to travel a lot, but now she prefers staying home. (Eskiden çok seyahat ederdi, ama şimdi evde kalmayı tercih ediyor.)
- We used to visit our grandparents every weekend. (Eskiden her hafta sonu büyükanne ve büyükbabamızı ziyaret ederdik.)
- He used to work as a teacher before becoming a writer. (Eskiden öğretmen olarak çalışıyordu, ama sonra yazar oldu.)
- They used to go hiking every summer, but now they don’t have time. (Eskiden her yaz doğa yürüyüşüne çıkarlardı, ama şimdi vakitleri yok.)
İngilizce Used to ile Olumlu Cümle Örnekler
"Used to", farklı yapılarla karıştırılabilir olsa da kullanımı oldukça basittir. Bir cümle oluştururken önce özneyi, ardından "used to" ifadesini ve ardından fiilin yalın halini kullanmamız gerekir. Formül “Özne (subject) + used to + fiilin yalın hali (V1)” şeklindedir. “Used to"nun öncesinde her zaman özne bulunur ve sonrasında fiil her zaman yalın halde yer alır. Anlam açısından değerlendirdiğimizde ise, cümlelerde anlatılan eylemlerin geçmişte düzenli olarak gerçekleştiğini, ancak artık devam etmediğini görebiliriz.
- I used to live in Berlin. (Eskiden Berlin’de yaşıyordum.)
- She used to paint landscapes in her free time. (Eskiden boş zamanlarında manzara resimleri yapardı.)
- We used to spend our summers at the beach. (Eskiden yazlarımızı sahilde geçirirdik.
- They used to have a fish tank, but they don’t anymore. (Eskiden bir akvaryumları vardı, ama artık yok.)
- He used to work as a chef before opening his own restaurant. (Eskiden şef olarak çalışıyordu, ama sonra kendi restoranını açtı.)
- He used to have a beard. (Eskiden sakalı vardı.)
- We used to live in Canada. (Eskiden Kanada’da yaşıyorduk.)
- She used to work for a small company. (Eskiden küçük bir şirkette çalışırdı.)
- I used to exercise every morning. (Eskiden her sabah egzersiz yapardım.)
- James used to play the violin in an orchestra. (James eskiden bir orkestrada keman çalardı.)
İngilizce Used to ile Olumsuz Cümle Örnekleri
Eğer bu geçmişteki eylem veya durum olumsuzsa, “did + not” yardımcı fiili, ana fiilin yalın hali ile birlikte kullanılır. “Used to” ile olumsuz cümle kurarken “ Subject + didn’t use to + base form of the verb” formülü uygulanır.
- I didn’t use to like coffee when I was a child. (Çocukken kahve sevmezdim.)
- She didn’t use to watch TV in the evening. (O akşamları televizyon izlemezdi.)
- We didn’t use to go to the gym regularly. (Eskiden düzenli olarak spor salonuna gitmezdik.)
- They didn’t use to travel much before they got married. (Evlendiklerinden önce pek seyahat etmezlerdi.)
- He didn’t use to enjoy reading books. (O, kitap okumaktan hoşlanmazdı.)
- She didn’t use to smoke. (O eskiden sigara içmezdi.)
- You didn’t use to be mean to me. (Sen eskiden bana kaba davranmazdın.)
- I didn’t use to play video games. (Eskiden bilgisayar oyunları oynamazdım.)
- He didn’t use to clean her room. (O eskiden odasını temizlemezdi.)
- I didn’t use to like rap music. (Eskiden rap müzik sevmezdim.)
- They didn’t use to travel by plane. (Eskiden uçakla seyahat etmezlerdi.)
- My brother didn’t use to eat vegetables. (Kardeşim eskiden sebze yemezdi.)
- She didn’t use to be so shy in public. (O, eskiden halk içinde bu kadar utangaç değildi.)
- He didn’t use to enjoy reading. (O, eskiden okumaktan hoşlanmazdı.)
İngilizce Used to Soru Cümlesi Örnekleri
Geçmişte yapılan alışkanlıklar veya tekrarlanan eylemler hakkında soru sormak için "used to" yapısı, "did" yardımcı fiili ve fiilin yalın haliyle kullanılır. Bu yapı, geçmişteki alışkanlıkları, durumları veya tekrarlayan eylemleri sorgulamak için idealdir. Soru cümlesi için formül “ Did + subject + use to + base form of the verb?” şeklindedir. Bu formülde, geçmiş zamanda soru sormak için yardımcı fiil "did" önce gelir, ardından özne, "use to" ve fiil yer alır. Burada "used to" yerine "use to" kullanılır çünkü "did" zaten geçmiş zamanı ifade eder.
- Did you use to ride your bike every day? (Eskiden her gün bisiklete biner miydin?)
- Did they use to visit their grandparents on weekends? (Eskiden hafta sonları büyük ebeveynlerini ziyaret ederler miydi?)
- Did he use to go to the gym regularly? (Eskiden düzenli olarak spor salonuna gider miydi?)
- Did we use to have a dog when we were kids? (Çocukken bir köpeğimiz var mıydı?)
- Did she use to eat a lot of chocolate? (Eskiden çok çikolata yer miydi?)
- What did you use to do during your summer vacations? (Yaz tatillerinde ne yapardın?)
- Where did they use to live before moving here? (Buraya taşınmadan önce nerede yaşıyorlardı?)
- Who did you use to hang out with in high school? (Lisede kimlerle takılırdın?)
- Did they use to travel a lot for work? (İş için çok seyahat ederler miydi?)
- Why did she use to stay up so late? (Eskiden neden bu kadar geç yatardı?)
İngilizce Used to Farklı Kullanım Alanları
"Used to" yapısı, İngilizce dilinde çeşitli bağlamlarda kullanılır. İşte bu yapının yaygın olarak kullanıldığı bazı alanlar aşağıdaki şekillerde olabilir:
1. Geçmişteki Alışkanlıklar
Burada "used to" yapısı, geçmişte düzenli olarak yapılan veya tekrarlanan eylemleri ifade etmek için kullanılır.
- I used to jog in the park every morning. (Eskiden her sabah parkta koşardım.)
- He used to go hiking every summer. (Eskiden her yaz doğa yürüyüşüne giderdi.)
- We used to meet at the café after work. (Eskiden işten sonra kafede buluşurduk.)
- My parents used to take me to the beach every weekend. (Ebeveynlerim her hafta sonu beni plaja götürürdü.)
2. Geçmişteki Durumlar
Bu örnekte "used to", geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan durumları ifade etmek için kullanılır.
- She used to be very shy, but now she's more confident. (Eskiden çok utangaçtı, ama şimdi daha özgüvenli.)
- They used to own a small bakery, but they sold it last year. (Eskiden küçük bir fırınları vardı, ama geçen yıl sattılar.)
- I used to live in a quiet neighborhood before moving to the city. (Şehre taşınmadan önce sessiz bir mahallede yaşıyordum.)
- He used to have a lot of friends, but now he's more of a loner.(Eskiden çok arkadaşı vardı, ama şimdi daha yalnız biri.)
3. Geçmişteki Alışkanlıkların Değişimi
Geçmişteki bir alışkanlığın sona erdiğini ve yerine başka bir alışkanlığın geldiğini ifade etmek için de “used to” kullanılır.
- I used to love fast food, but now I prefer cooking at home. (Eskiden fast food'u severdim, ama şimdi evde yemek yapmayı tercih ediyorum.)
- She used to be afraid of dogs, but now she has one as a pet. (Eskiden köpeklerden korkardı, ama şimdi bir tane evcil hayvan olarak besliyor.)
- We used to go to the cinema every weekend, but now we just watch movies at home. (Eskiden her hafta sonu sinemaya giderdik, ama şimdi sadece evde film izliyoruz.)
- I used to wake up late, but now I get up early to exercise. (Eskiden geç kalkardım, ama şimdi egzersiz yapmak için erken kalkıyorum.)
4. Geçmişteki İnançlar ve Görüşler
Geçmişte sahip olunan inançları, görüşleri veya alışılmış davranışları ifade etmek için de kullanılabilir.
- I used to think that aliens existed, but now I'm not so sure. (Eskiden uzaylıların var olduğuna inanırdım, ama şimdi o kadar emin değilim.)
- He used to be against environmental protection, but now he supports it. (Eskiden çevre korumaya karşıydı, ama şimdi destekliyor.)
- I used to believe that success was only about money, but now I know it’s about happiness too. (Eskiden başarının sadece para ile ilgili olduğunu düşünürdüm, ama şimdi bunun aynı zamanda mutlulukla da ilgili olduğunu biliyorum.)
- She used to think she wasn’t good enough, but now she has more self-confidence. (Eskiden yeterince iyi olmadığını düşünürdü, ama şimdi daha fazla özgüveni var.)
Used to ve Alışık Olmak Anlamı
"‘Alışık olmak” ifadesi, kişinin şu anki durumu ya da çevresiyle ilgili olan bir alışkanlık durumunu anlatır. Geçmişteki alışkanlıklarla değil, o anki şartlarla ilgili olarak bir kişinin herhangi bir duruma veya davranışa karşı duyduğu aşinalığı ifade eder.
- I’m used to waking up early because I have morning meetings every day. (Her gün sabah toplantılarım olduğu için erken kalkmaya alışkınım.)
- She’s used to living in a busy neighborhood, so the noise doesn’t bother her anymore. (Yoğun bir mahallede yaşamaya alışkındır, bu yüzden gürültü artık onu rahatsız etmiyor.)
- We’re used to traveling a lot for work, so packing is no big deal for us. (İş için çok seyahat etmeye alışkınız, bu yüzden valiz hazırlamak bizim için sorun değil.)
- They’re used to working on weekends because their business never stops. (Hafta sonları çalışmaya alışkındırlar çünkü işlerinin durması yok.)
- He’s used to studying late into the night, as he’s preparing for an important exam. (Önemli bir sınav hazırlığı yaptığı için gece geç saatlere kadar çalışmaya alışkındır.)
- I used to think that aliens existed, but now I'm not so sure. (Eskiden uzaylıların var olduğuna inanırdım, ama şimdi o kadar emin değilim.)
- He used to be against environmental protection, but now he supports it.(Eskiden çevre korumaya karşıydı, ama şimdi destekliyor.)
- I used to believe that success was only about money, but now I know it’s about happiness too. (Eskiden başarının sadece para ile ilgili olduğunu düşünürdüm, ama şimdi bunun aynı zamanda mutlulukla da ilgili olduğunu biliyorum.)
- She used to think she wasn’t good enough, but now she has more self-confidence. (Eskiden yeterince iyi olmadığını düşünürdü, ama şimdi daha fazla özgüveni var.)
Get Used to Alışmak Anlamı
Get Used to kalıbı, bir duruma alışmak anlamına gelir ve genellikle bir şeye uyum sağlama sürecini ifade eder. Bu, bir kişinin yeni bir duruma alışmaya başladığı zaman kullanılır.
- “It took me a while to get used to the new job” (Yeni işe alışmak biraz zamanımı aldı)
- He started using Apple last month, and she’s slowly getting used to the iOS system. (Geçen ay Apple kullanmaya başladı ve yavaşça iOS sistemine alışıyor.)
- We moved to a busy city, and it took us a few months to get used to the noise. (Kalabalık bir şehre taşındık ve gürültüye alışmak birkaç ay sürdü.)
- They recently moved to a different country so it will take them some time to get used to the new culture. (Yakın zamanda farklı bir ülkeye taşındılar ve yeni kültüre alışmak biraz zaman alacak.)
- He recently became a vegetarian and is gradually getting used to not eating meat. (Yakın zamanda bir vejetaryen oldu ve et yememeye alışmakta kademeli olarak ilerliyor.)
- It took me some time to get used to living in a big city. (Büyük bir şehirde yaşamaya alışmak biraz zamanımı aldı.)
- He is slowly getting used to his new schedule. (Yeni programına yavaşça alışıyor.)
- We moved to a colder climate, so we are getting used to the chillier weather. (Daha soğuk bir iklime taşındık, bu yüzden soğuk havaya alışıyoruz.)
- She didn't like spicy food at first, but now she's getting used to it.[ (Başta baharatlı yemekleri sevmezdi ama şimdi ona alışıyor.)
- After a few weeks, they got used to the time difference between countries. (Birkaç hafta sonra ülkeler arasındaki zaman farkına alıştılar.)
Get used to kalıbı, genellikle bir değişikliğe uyum sağlama sürecini ifade ederken, be used to daha önce alışılmış bir durumu ifade eder. "Used to" ise geçmişte düzenli olarak yapılan bir eylemi anlatır. Bu farkı anlamak önemli çünkü "get used to" ile alışma süreci, "be used to" ile alışkanlık durumu anlatılır.
- Students got used to doing homework. (Öğrenciler ödev yapmaya alıştı.)
- Students are used to doing homework. (Öğrenciler ödev yapmaya alışkındır.)
- Students used to do homework. (Öğrenciler eskiden ödev yapardı)
Yukarıdaki örneklerde birbirine karışan bu üç yapının farklarını görmek mümkündür. Örneğin, “used to” ile eskiden futbol oynadığınızı söylerken, “be used to” ile futbol oynamaya alışkın olduğunuzu, “get used to” ile ise futbol oynamaya alıştığınızı ifade edebilirsiniz. “Used to”dan farklı olarak, “be used to” ve “get used to”yu zamanlara ve kişilere göre çekimleyerek çeşitli durumlarda kullanabilirsiniz. Ancak “used to” kendiliğinden geçmiş zaman anlamı taşıdığı için tekrar çekimlenemez.
İngilizce Used to Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Used to nasıl kullanılır?
"Used to" ifadesi, geçmişte alışkanlık haline getirilmiş ancak artık yapılmayan eylemleri veya durumları anlatmak için kullanılır. Yani, eskiden geçerli olan bir şeyin artık değiştiğini belirtir.
Örneğin: *"I used to wake up early every morning, but now I prefer sleeping in."* (Eskiden her sabah erken kalkardım, ama şimdi geç uyanmayı tercih ediyorum.)
Used to ne için kullanılır?
"Used to" ifadesi, geçmişte yapılan ancak artık devam etmeyen bir alışkanlığı veya durumu anlatmak için kullanılır. Bu yapı, geçmişte düzenli olarak gerçekleşen bir eylemi ifade etmek için de kullanılabilir. Örneğin: "He used to play basketball every weekend, but now he doesn’t have time for it." (Eskiden her hafta sonu basketbol oynardı, ama şimdi buna vakti yok.
Used to hangi zamanda kullanılır?
"Used to" ifadesi, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan bir durum veya alışkanlığı anlatmak için kullanılır. Genellikle geçmiş zamanı ifade etmek için tercih edilir.
Used to hangi ek gelir?
"Used to" ifadesi, geçmişte gerçekleşmiş ancak artık devam etmeyen eylemleri anlatmak için kullanılır ve fiil her zaman yalın halde gelir. Örneğin: *"I used to read a book every night before bed."* (Eskiden her gece yatmadan önce kitap okurdum.)